SON dönemler de şike, teşvik, doping, şiddetle anılan
Türk sporunda sorunların araştırılmaması olayların altındaki gerçekleri gün
yüzüne çıkartmama çabaları herkesin canını sıkıyor.
Zeki, çevik ve ahlaklı kavramı sanki sadece sporculara
söylenmiş. Başkan ve yöneticiler ise bundan üzerlerine alacak hiçbir şey
bulamıyorlar. Kişilerin kaprisleri, kendilerini ispatlama kavgaları sporumuzu
ve futbolumuzu bu hale getirdi.
Futbolda tek adam olma Ben ne dersem o olur mantığı
sonunda futbolumuzu mahkeme kapılarına, arkasından da hapse kadar soktu.
Gazeteciliğe başladım futbol ve spor mahkeme kapılarında (Şenez Erzik-Kemal
Zorlu kavgası) bu işin sonuna geldim jubile yapacağım yine mahkemelerden
söz ediyoruz.
İnsanımız son dönemlerde tüm organlarını fazlasıyla
kullanıyor ama en az kullandığı organ maalesef beyni.
Türkiye yıllardır organizasyonlar yapmaya çalışıyor. Eski
parayla trilyonlar harcadı. Harcamaya da devam ediyor. Ama bir defa kullanımlık
bu tesisler mezarlığa dönerken ev sahibi olması sebebiyle bol madalya için
federasyon başkanı ve antrenörlere makamlar baskı yapınca doping kaçınılmaz
oldu.
GAP Spor Şenliklerinde (İl Özel İdaresi, Spor Genel
Müdürlüğü ve GAP yönetimi) arasındaki uyumsuzluktan dolayı botlara benzin
konulmaması sebebiyle kurtarmaya gidemediklerinden 2006 da 3 yüzücümüz
boğularak öldü.
Erzurum da yapılan Üniversiteler arası Kış Oyunları na
(eski parayla) 870 trilyona yakın para harcandı. Sonuçta prova atlayış yapan
sporcumuz ayağını kırdı ve dereceye giren sporcularımız olmadı.
Trabzon da yapılan Gençlik Oyunları na da yaklaşık eski
parayla 700 trilyon para harcandı. Sonuç sıfır. 2005 yılında İzmir Halkalı da
yapılan Akdeniz Oyunları nın tesislerinin hali içler acısı. İzmir, Trabzon, Erzurum a şimdi de Mersin eklendi.
Federasyonlar en çok parayı kamplara, otellere ve yemeye
harcarlar. Ama ne gariptir ki bu kadar söyledikleri gibi son model yaptıkları
tesisleri müsabakalar bittikten sonra hiç kimse kullanmıyor. Herkes yine
bildiğini okuyor. Çünkü bunda da farklı bir rant var.
Bir bakan bizi Tunceli ye götürdü. Neyimiş yüzme havuzu
açılışı yapılacakmış. Gittik halkın yemeye ekmeği, hastaneye gidecek yolu yok
ama eski parayla 20 trilyona olimpik yüzme havuzu yapılmış.
Bilecik te yine eski bakanlarımızdan birisinin baskısıyla
vatandaşın içecek suyu yoktu ama yaklaşık 3-5 ilçeye olimpik yüzme havuzları
yaptırılarak sporcunun yerine parti yandaşlarına trilyonlar ödenerek faydalı
olmuştu.
Türkiye çok garip ülke; üç tarafımız deniz ve gollerle
çevrili, Trilyonlar vererek bir çok ile yüzme havuzları yaptırıyoruz. Ama bir
tane uluslararası yüzücümüz çıkmadı. Doğu Anadolu Bölgesi kış sporlarına en uygun
bölgedir. Bir tane ünlü kayakçı, buz patenci veya kızakçı yetişmez.
Son dönemlerde statların zeminleri 1985 lerde olduğu gibi
bozulmaya başladı. Bu kadar teknolojinin geliştiği bir ortamda kulüplerin zemin
konusunu çözememesi gerçekten çok düşündürücü.
Hele Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı nın arsasının Fener
Rum Patrikhanesi ne ait olması ve sorunun çözümü için Patrikhane yetkililerinin
Spor Bakanlığı na başvurması beni şaşırttı.
Doğrusu ciddi bir spor politikamızın olmaması, aynı
partien dahi olsa çekememezlikten dolayı yaz- boz tahtasına çevrilmesi
sebebiyle sorunların çözülmesi yerine artması hepimizin keyfini kaçırıyor.
Biz Millet olarak salt sporu, başarıyı, heyecanı
istiyoruz.
Tüm yetkilileri sesleniyorum. Bizim temiz spor ve
futbolumuzu geri verin. Yoksa sizi sevecek hiçbir nedenimiz kalmaz.