KİM ne derse desin, 1915 olaylarıyla ilgili 100. yılın en büyük sürprizini Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin yaptı. Açıkçası, ne Papa ne de Avrupa Parlamentosu ve hatta son olarak Almanya Cumhurbaşkanı olan Papaz’ın açıklamaları bizde bu kadar büyük bir hayal kırıklığına yol açmadı.
Peki, Putin ne dedi
Ne demedi ki Kullandığı ifade aynen şöyle: “24 Nisan 1915, insanlık tarihinin en korkunç ve dramatik olaylarından ve Ermeni halkının soykırımı ile ilgili kederli bir tarih.” Örtülü bir şekilde, kelime oyunları üzerinden resmen “soykırım” dedi. Bunu daha farklı bir şekilde yorumlamak mümkün değil.
Her ne kadar Peskov “Putin’in konuşmasını dikkatle okumak çok önemli ve aynı zamanda Türkiye’nin stratejik ortağımız olduğunu unutmamak da gerekli. Bizim her alanda ilişkilerimiz var. İlişkilerimizin gelişerek büyüyeceğini düşünüyoruz.” dese de, bu açıklama Ankara’yı tatmin etmiş görünmüyor.
Çünkü bu sözleri sarf eden Putin Ankara’nın başta AB olmak üzere Batı’ya alternatif olarak gördüğü ve zaman zaman bizi de içine alın dediği Şanghay İşbirliği Örgütü ve Avrasya Birliği’nin kilit ülkesinin lideri. Son olarak da “Türk Akımı” ile Batı karşısında milli gururumuzu okşayan ve elimizi güçlendiren projenin sahibi.
Demir Çelik sektöründen başlamak üzere nükleer santrallerin Türkiye’de tesisine yönelik her türlü desteği veren Putin, Stalin’in tarihsel hatalarından birini Kafkaslar üzerinden yapmış durumda. Hem de stratejik açıdan “etkisiz bir eleman” niteliğinde olan Ermenistan adına...
O Ermenistan ki, bir taraftan Rusya adına bölgede varlık göstermeye çalışır ve Moskova ile “kanki” pozları verirken; diğer taraftan da Berlin’den başlamak üzere, Paris, Londra ve Washington’a kadar uzanan hatta Batı adına Şark Sorunu’nun lejyoner kuvveti olarak her alanda çarpışır, kullanışlı, güvenilmez ve devamlı isteyen bir aktörü oynar. Ve bunu da Rusya bilir...
Buradaki bir diğer hata ise, Rusya’nın Türkiye ile Ermenistan’ı aynı kategoride değerlendirmesi ve Rusya Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birimi Başkan Yardımcısı Aleksandr Şerbakov’un; “Her iki taraf bizim için çok önemli” açıklaması. Bu açıklamanın da aslında gerçeği yansıtmadığı Putin’in yapılan davetler karşısında nereyi tercih ettiğinde çok net bir şekilde görülüyor.
Dolayısıyla Rusya, kritik bir zamanda kötü bir tercih yapmış görünüyor.
Hiç kuşkusuz, Putin’in bu talihsiz çıkışı ve tercihi, Türk-Rus ilişkilerinde kocaman bir güven sorununa yol açmış durumda. Her ne kadar Peskov ve Şerbakov, Türkiye’nin Rusya’nın stratejik ortağı olduğunu ve Putin’in Erivan’daki etkinliğe katılımının Ankara ile ilişkileri olumsuz etkilemeyeceğini, her iki tarafın birbirlerinin çıkarlarına saygı duyması gerektiğini açıklasa da, Türklerin böyle bir hareketi asla kabul edemeyeceğini yine en iyi Ruslar bilir.
Türkiye bunu hak etmedi!
2008 Rusya-Gürcistan Savaşı ve Ukrayna-Kırım krizlerinde Batı’ya ve özellikle de ABD’ye rağmen Türkiye’nin desteğini yanında hisseden Rusya’nın bu çıkışı, kara gün dostuna karşı en büyük hatalardan biri oldu. Türkiye’deki Avrasyacı dostlarını da muhtemelen büyük ölçüde hayal kırıklığına uğrattı...
ABD’nin bile doğrudan doğruya sürecin görünür aktörü olmaktan kaçındığı bir ortamda Rusya’nın attığı bu adımın anlaşılır hiç bir tarafı yok!
Ankara bunu kesinlikle not edecektir. Çünkü daha Avrasya merkezli oyun bitmedi. Moskova bu tutumuyla Rusya’nın Avrasya’nın balkanlaştırılması projesini daha da hızlandırmış vaziyette ve bunu Ermenistan’la engelleyebilmesi mümkün değil.
Diğer taraftan, içinde bulunduğu kriz ve Türkiye’ye duyduğu ihtiyacın had safhada olduğu bir dönemde Moskova Ankara’yı karşısına alacak böyle bir hamleyi niçin ve nasıl yapabildi Rusya neye güvenerek böyle bir çıkış yaptı Ve bu çıkışın ikili ilişkileri etkilemeyeceği hususunda nasıl bu kadar emin konuşabiliyor Türk-Rus ilişkilerinde Avrasya İşbirliği Eylem Planı’nın son duası mı okundu
Bunlar da ayrıca cevaplandırılması ve üzerinde durulması gereken sorular!