AİLE ve Sosyal Politikalar Bakanlığı nın 2015 yılı
faaliyet programı içerisinde proje haline getirdiği Türk İşaret Dili
Dilbilgisi Kitabı Model Sözlük çalışmasının sonucunu yapılan tanıtım
programıyla kamuoyuna açıkladı. Söz konusu bu programa bütün Sivil toplum
kuruluşları, konuyla alakalı bürokratlar ve özel kişiler davet edilmişler. Ne
var ki davete icabet istenilen ve arzu edilen düzeyde değildi. Bunun sebebini
sorduğumda ilgili kişilerden birisi, başkanım, bu konu işitme engellileri daha
çok ilgilendirdiği için diğer engelli grupları buna ilgi göstermedi, dedi.
Bendeniz de, hayır, böyle olmamalı. Engellilik bir bütündür. Bunun işitmeyeni,
görmeyeni, zihinseli ve fizikseli olmamalıdır. dedim. Ne yazık ki bu bütün
toplumun bir hastalığı ve iyileşmeyen bir yarasıdır aynı zamanda.
Halbuki, sivil toplumun bütün kesimleri, problem kimin
olursa olsun kendisinin problemiymiş gibi sarılmalı ve çözüm hususunda birlikte
kafa yormalıdırlar. Birisinin bir sosyal aktivitesine diğerleri bütün gücü ile
katılmalı ve bu sayede de engellilerin önündeki engeller tek tek aşılmalıdır.
Bu olguyu oluşturamadığımızdan olsa gerek, engelli camiası gerek siyasette,
gerek ülke yönetiminde gereken ağırlığı koyamıyor ve istenilen yerlere de
gelemiyorlar. Öyle olunca da engelliler hususunda yapılan kanunlar,
yönetmelikler; daha sonra da icraat istenilen şekilde olmuyor ve problemler de
çözüm yerine çözümsüz kalıyor.
Bu arada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı nı
dinlediğimde verdiği bilgiler beni hayrette bıraktı;
Türkiye de nüfusun % 6 veya 7 civarında engelli olduğunu
ve takriben 4 milyon 867 bin engellinin varlığından söz etti. Halbuki bizim
bildiğimiz ise, 2002 de devletin yapmış olduğu kapsamlı bir araştırma
neticesinde nüfusun % 12.29 unun engelli olduğu ve takriben 8 buçuk milyon
engellinin var olduğu tespit edilmişti. Diğer bir taraftan Birleşmiş Milletlere
bağlı Dünya Sağlık Örgütü ise, dünya nüfusunun % 15 nin engelli olduğunu
söylüyor.
Bakan ayrıca, evde bakım hizmeti alanların sayısı
hususunda da bize göre abartılı rakamlar verdi.
Bu çelişkili bilgilere baktığımızda acaba Türkiye de
engelli sayısı azaldı mı da bizim haberimiz yok, yoksa belli bir plan gereği mi
bakan böyle açıklama yaptı!
Düşünüldüğünde engellilerin devletten hizmet ve sosyal
yardım alabilmeleri için engelli sayısının az olması engellilerin lehinedir. Bu
anlaşılır bir durumdur. Ancak diğer taraftan resmiyette engelli sayılmayıp,
hayatını engelli olarak sürdürenlerin hakları ne olacak !.
Her zaman her yerde vurguladığımız gibi Sosyal Devlet,
Garson Devlet, Kerim Devlet anlayışının tezahür etmesi sadece engellilerin
değil bütün toplumun menfaatinedir.