Türk-Arap Konferansının ikinci gününde Türk ve Arap kardeşliğine vurgu yapıldı. İkinci gün konferanslarının açılışını yapan ESAM Başkanı ve Saadet Partisi eski Genel Başkanı Recai Kutan, Eğitim sistemleri aracılığıyla Arap ve Türk tarihinin yeni nesillere çarpıtılarak öğretildiğini anlatan Kutan, Müslüman ülkelerin büyük bir bölümünün sömürgeci Batı ülkelerinin işgali altında kaldığını söyledi.
Kuveyt‘te devam eden Türk-Arap Konferansı‘nın ikinci gününde Türk ve Arap kardeşliğine vurgu yapıldı. İkinci gün konferanslarının açılışını yapan ESAM Başkanı ve Saadet Partisi eski Genel Başkanı Recai Kutan‘ın konuşması büyük ilgi gördü. Konuşması sık sık alkışlarla kesilen Kutan; "Türk ve Arap et ve tırnak gibidir. Birbirinden ayrılamaz" dedi.
Coğrafyamız kültür emperyalizmi ile işgal ediliyor
Dünyayı kendi kişisel ihtirasları ve menfaatleri için küresel bir felakete sürükleyen karanlık güçlere karşı en önemli direnç noktalarından birisinin Türk-Arap ilişkilerinin güçlenmesinin olacağını ifade eden Kutan; "Türk-Arap İlişkileri daha geniş manasıyla İslam ülkeleri arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkiler geliştiği oranda, Adil Bir Dünya‘nın kurulmasına ilişkin umutlarımız daha da artacaktır" diye konuştu. Uzun yıllar boyunca Müslüman ülkelerin büyük bir bölümünün sömürgeci Batı ülkelerinin işgali altında kaldığını söyleyen ESAM Başkanı Kutan; "O ülkelerin hem insanları, hem de doğal kaynakları sürekli sömürüldü. Bir ülkenin askeri güçle işgal edilmesi, hem büyük masrafları gerektirmekte, hem de işgalci güçler için büyük riskler ve tehditler oluşturmaktadır. Bunun için Batılılar yeni bir uygulamayı tercih ettiler. Bu sefer de o ülkeleri kültür emperyalizmi yoluyla işgal etme yoluna başvurdular. Bu politika Türkiye dâhil çok sayıda Müslüman ülkelere uygulandı" dedi.
Müslümanlar arasına kin ve nefret tohumları ektiler
Zaman içerisinde Batı medeniyetinin maskesinin düştüğünü ve gerçek yüzünün ortaya çıktığını söyleyen Kutan, teknolojik gelişmelerin sağladığı bunca imkâna rağmen, 20. yüzyıla sadece gözyaşı, kan, yoksulluk ve açlığın damgasını vurduğunu ifade etti. Afganistan‘da, Irak‘da, Filistin‘de, Bosna‘da cereyan eden insanlık dışı olayların, Batı‘nın gerçek yüzü olduğunu dile getiren Kutan; "Batının İslam dünyası için uyguladığı en hain oyun ise Allah‘ın kardeş olarak ilan ettiği Müslümanlar arasına kin ve nefret tohumlarını ekmiş olmasıdır. Milletlerimiz arasında asırlardır süre gelen sevgi-kardeşlik ve iyi niyete dayalı barışçıl ilişkiler, bölgenin yer altı ve yer üstü zenginliklerini ele geçirmek isteyen batılı güçlerin provokasyonlarıyla sabote edilmiştir. Aradaki, dil, din, kültür ve kardeşlik bağları hızla yıpratılmaya ve zayıflatılmaya çalışılmıştır. Eğitim sistemleri aracılığıyla Arap ve Türk tarihi yeni nesillere çarpıtılarak öğretildi" şeklinde konuştu.
Konferanslar bugün bitiyor
Öte yandan Kuveyt‘in başkenti Kuveyt‘te devam eden ve Uluslararası Şeyh Fahd El Ahmet Vakfı tarafından düzenlenen Türk Arap İlişkileri Konferansı dün yapılan oturumlarla devam etti. İslam dünyasının farklı ülkelerinden ve özellikle Arap ile Türk devletlerinden konferansa çok değerli ilim adamları katıldı.
Çanakkale‘de şehit düşen Araplar
Çanakkale savaşında şehit düşen Arap Müslümanların sayısının, isyan ettiği iddia edilen Arap‘lardan kat be kat fazla olduğunu açıklayan Kutan, tarihçilere göre Osmanlı ordusunun sadece Filistin cephesinde verdiği şehit sayısının ise 200 binden fazla olduğunu söyledi. Kutan, şöyle devam etti; "İslam dünyasını tefrikaya düşürmek ve Türklerle Arapların arasını açmak için, bu gerçekler ısrarla gözlerden kaçırılmıştır. Bu örnekler gösteriyor ki; Afganlısı, Hintlisi, Arab‘ı, Türk‘ü; biz et ve tırnak gibiyiz birbirimizden ayrılamayız. Çünkü bu kardeşlik dinimizin, bin yıllık tarihimizin ve medeniyetin imbiğinden süzülerek oluşmuştur. Ve Allah‘ın izniyle kimsenin bozmaya gücü yetmeyecektir. Arap, Acem, Türk; bizler aynı bahçenin farklı renk ve kokularla bezenmiş çiçekleriyiz. İslam‘ın bu eşsiz rayihasını bütün insanlığa ulaştırmakla mükellefiz."
‘Kardeşliğin simgesi Erbakan‘
Kardeşlik bağlarını güçlendiren gelişmelerin yaşandığını dile getiren ESAM Başkanı Kutan, "Türkiye‘de 1974 yılından itibaren, dış politikada çok büyük bir değişim başlamış, ağırlıklı olarak Batı yanlısı olan politikalar yerine, dost ve kardeş Müslüman ülkelerle en ileri seviyede, siyasi, ekonomik ve sosyal ilişkilerin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Burada hayatını İslam ülkeleri arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine, İslam Birliğinin kurulmasına adamış olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ı şükranla anmak istiyorum. Sayın Erbakan‘ın Başbakanlığı döneminde gerçekleşen D-8 oluşumu gerçekten çığır açan bir adımdır" dedi.