İki sene önce Arap Baharı Tunus’ta yaşanan devrim ile
başladı. Beklenmeyen olayların cereyan etmesiyle günümüzde yaşadığımız
süreçlere kadar geldik. Yaşanan muhtelif aşamalardan sonra Mısır’da ve Tunus’ta
da yeni iktidarlar halvaki oldu.
Mısır’da olsun, Tunus’ta olsun seçimden önceki süreçleri
takip etmiş olsak da bu geçiş dönemi süreçleri mümkün olduğu kadar uzatıldı. Bu
ülkelerdeki eski rejimlerin derinleşmiş yapıları ve eski kalıntıları kafası
kesilmiş bir beden gibi hâlâ direnmeye çalışarak adeta can çekişiyor.
Bu iki ülkede yaşananları anlayabilmek için Tunus’u Mısır
üzerinden, Mısır’ı da Tunus üzerinden okumamız gerektiğine inanıyoruz. Mısır ve
Tunus devrimleri arasında birçok ortak özellik mevcuttur. Bunlardan en önemlisi
iç savaş yaşanmadan ve silah kullanmadan devrimin ilk adımlarının atılmış
olmasıdır.
Tunus’ta En-Nahda hareketi, Mısır’da ise Müslüman Kardeşler
demokratik seçimle iktidara geldiler. Bunlar İslamcı kesimdi. İktidara gelen
İslamcı kesimin bilindiği üzere ne iç ne dış güçler tarafından kabul görmemesi
nedeniyle bu süreçler uzatıldı.
Mısır’daki ve Tunus’taki muhalefetin izlediği yollar ortak
yöndedir. Sandıkta kaybeden muhalefet, bir daha sandığa gitmekten sakınıyor.
Muhalefet çeşitli yollarla eski rejimin kalıntılarıyla birleşerek sokaklarda
kaos ve kargaşa yaşanmasına, silahlı protestolar ve suikastler yapılmasına
neden oldular. Barışçıl bir devrim sahibi olan Mısır ve Tunus iç savaşa sürüklenerek,
çıkmaz yola sokulma çabasında.
Eski rejimin kalıntıları olan sözde muhalefet bütün medyaya
hakim olup devletin kurumlarında gücünü hâlâ muhafaza etmeye çalışıyorlar. Yeni
bir arayışa giren muhalefet dünyaya ve uluslararası topluma yeni diktatörler
servis etmeye çalışmaktadır. Dolayısıyla bu da bu ülkelerde yeni bir devrim
yaşanmasına yol açacak gibi görünüyor.
Türkiye’de 28 Şubat süreci, Gazze’de Hamas’ın iktidara
geldiği 2006 süreci ve Cezayir’de 1990 sürecinde yaşananların aynısı Mısır’da
ve Tunus’ta yaşanıyor.
Geçen hafta Tunus’ta meşhur solcu muhalif suikasta
uğramıştır. Bunun yanı sıra, Mısır’da gençlerin sokaklarda bilinmeyen kişiler
tarafında öldürülmesi, ülke genelinde güvenliğin sarsılması, halkın galeyana
getirilmesi söz konusudur. Tunus’ta da bazı muhalifler Fransa’dan destek
isteyip müdahale talep etmişlerdir. Mısır’da ise muhalefet sürekli olarak açık
şekilde orduyu, müdahale etmesi yönünde tahrik etmeye çalışmaktadır.
Tunus’ta ve Mısır’da gerçekleştirilen benzer senaryoların
hedefi İslamcı kesimin ilerlemesi ve devrimlere örnek olmasını engellemektir.