Raşit Gannuşi artık ödüllü siyasetçi! Ödülü veren kurumun
kimliği ve ödül gerekçesi ister istemez insanı derin düşüncelere sevk ediyor.
Düşünmeden edemiyorsunuz. Daha da derinlere daldığınızda, o
sinsi plan tırmalıyor zihninizi. Ve şöyle diyorsunuz kendi kendinize: Demek ki,
Müslümanlara sadece mıntıka temizliği için izin veriyorlar. Yerel yönetimlerde;
çöp, çamur, çukur gibi sorunların giderilmesi için… Genel yönetim izni ise;
özellikle ekonomi ve sosyal alanlarda istedikleri tavizi almalarına bağlı.
Değilse, iktidara geldiğinizde önünüze tonlarca engel çıkıyor. Durduk yerde
birden bire süreç farklılaşmaya başlıyor; çember yavaş, yavaş daralıyor… O
vakit iş başında bulunan kadroları şu uğursuz neticeler bekliyor: Ya, yeni dahil
oldukları sınıfın ışıltılı büyüsüne kapılıp dönüyorlar ya da dönüştürülüyorlar.
Bu konularda direnç gösterenler ise oluşturulan yeni zeminde siyaseten
itibarsızlaştırılıyorlar. Anlaşılan o ki, Batılıların elinden kurtulmak için
sadece kurtuluş savaşı ve Milli Mücadele yetmiyor. Medeniyet mücadelesi de en
az bağımsızlık mücadelesi kadar önemli.
Raşit Gannuşi 1989 yılında seçimleri kazandığı halde aldığı
oyların çok altında bir sonuç ilan edilerek Tunus’un yönetimi kendisine teslim
edilmedi. Çeşitli etrikalarla karşılaştı o günlerde; 25.000 taraftarı
tutuklandı. Bırakın Tunus’u yönetmesine müsaade edilmesini, bu ülkede yaşama
imkanı dahi bulamadı. O da soluğu yurt dışında aldı. 20 yıldan fazla gurbet
hayatı yaşamağa mecbur bırakıldı. Yıllar sonra Arap Baharı fitilinin ilk
ateşlendiği Tunus’ta diktatör Zeynel Abidin bin Ali devrildi. 23 Ekim 2011’de
yapılan ilk genel seçimde Gannuşi’nin liderliğindeki NAHDA Hareketi yüzde 40 oy
oranıyla birinci parti oldu. Bir yılı aşkın bir süreden beri Tunus’u NAHDA’nın
başını çektiği üçlü koalisyon yönetiyor.
Mısır’ın aksine şimdi Tunus’ta ortalık sakin… Ordu
kışlasında, Milletvekilleri parlamentoda, halk işinde gücünde… Tunus’un içinde
bulunduğu sükunetin ne manaya geldiğini iyi anlamak için Mısır’a bakılması
yeterli olacaktır. Arap Baharı’nın ikinci durağı olan Mısır’da işler çok
karışık; olaylar bitmek bilmiyor. Yeni yönetim karşı darbeyle burun buruna.
Tunus’taki sakinliğin insanı ürperten nedeni geçtiğimiz
günlerde ortaya çıktı. Haberin başlığını okuyup da sarsılmamak mümkün değil:
Gannuşi’ye büyük mason ödülü!
Merkezi İngiltere’de bulunan büyük bir Mason kuruluşu 2012
yılı ödülüne Partisi Tunus’ta iktidarda bulunan NAHDA Hareketi liderini layık
görmüş!
Sıkı durun şimdi, ödülün verilme gerekçesini duyacaksınız:
Allah’ın şeriatı yerine demokrasiyi getirmek için harcadığı
büyük çaba!
Londra’daki Mason Chatham House Enstitüsü 2012 yılı ödülünü,
demokrasiyi yayma çabaları ve şeriatı yaymak ya da uygulamak için kesinlikle
çaba sarf etmeyeceği hatta Tunus anayasasında bahsinin geçmesine dahi müsaade
etmeyeceği açıklamalarından ötürü Tunus’taki Nahda Hareketi’nin lideri Raşid El Gannuşi’ye verdi. Aynı ödül Tunus
Cumhurbaşkanı Munsif El Merzuki’ye de verildi.
Mason ödüllerinin dağıtılması törenine aralarında İkinci
Körfez Savaşı sırasında İngiltere Başbakanı olan John Major ve birçok İngiliz
Politikacı da hazır bulundu
Aynı kuruluş 2010 yılı Devlet Başkanı ödülünü Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül’e vermişti. Başbakan Erdoğan da “üstün cesaret ödülü” nü ADL
isimli gene mason olan bir kuruluştan almıştı.
Çok değil, bundan 15 yıl önce 28 Şubat sürecinde Türkiye’ye
Tunus modeli konuşuluyordu. Şimdi, Tunus Türkiye’yi model alıyor.