Tüm sorunlar yeni anayasa ile çözülür mü?

Abone Ol

İktidar kanadı seçim kampanyasını yeni anayasa üzerine

bina etmişti. Hatta Cumhurbaşkanı meydanlarda Verin 400 milletvekili, yeni

anayasayı yapalım diyerek bu konuya verdiği önemi vurguluyordu. Aslında

iktidarı ve muhalefeti ile yeni sivil bir anayasaya ihtiyaç olduğunda

genellikle görüş birliği içinde olduğunu söylemek mümkün. Bununla birlikte yeni

anayasanın içeriği konusunda farklı görüşler vardır ki, bu da doğaldır. Ancak,

Türkiye nin tüm sorunlarının yeni bir anayasa ile çözüleceğini söylemek,

anayasaya adeta sihirli bir değnek işlevi yüklemek anlamına gelir ki, böyle bir

yaklaşım en hafif ifadesiyle abartmadır.

Bugüne kadar seçilmişler tarafından hazırlanmış bir

anayasaya sahip olmadığımız doğrudur ama siviller zaman zaman önemli anayasa

değişiklikleri yapmışladır. Bunun en son örneğini 12 Eylül 2010 tarihinde

referandum ile kabul edilen anayasa değişikliği oluşturuyor. Eğer bugün halkoyu

ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanı na ve yarı başkanlık olarak nitelendirebileceğimiz

bir sisteme sahipsek bu son anayasa değişikliğinin neticesidir. Tüm bu

değişikliklere rağmen anayasa yeterli bulunmuyor. Hazırlanacak yeni anayasaya

da kısa süre sonra eleştiriler gelecek, yetersizliği ifade edilebilecektir. Bu

bakımdan anayasa ve yasaların en iyi şekilde hazırlanması önemli olmakla

birlikte esas olan uygulamadır, uygulayanların yaklaşımı çok daha önemlidir.

Kısacası, hukuk fakültelerinde ısrarla vurgulanan, Kötü bir yasa iyi bir

uygulayıcı elinde iyi, iyi bir yasa da kötü bir uygulayıcı elinde kötü sonuçlar

verebilir değerlendirmesi önem kazanıyor. Sistemin bir takım asker sivil

bürokratların vesayetinden kurtarılması esas olmakla birlikte toplumun hak,

hukuk, özgürlük konularında ortak bir noktada buluşabilmesi gerekiyor. Eğer

toplumun bir kesimi insan hakları ve özgürlük deyince sadece kendilerini

düşünüyor, başkalarının böyle bir hakları olduğuna inanmıyorsa nasıl bir

anayasa yaparsanız, nasıl bir yasa çıkartırsanız çıkarın beklenen sonucu almak

zordur.

Bu bakımdan toplumun sadece çıkartılacak yasalarla

yeniden dizayn edilebileceğini düşünmek ve bunu yeterli görmek istenen sonucu

vermeyecektir. Önemli olan yasalardan önce insanların ortak değerlerde

buluşabilmesidir. Bunun yolu da sağlıklı bir eğitimden geçer. Ülkemizde cinayetlerin

giderek artması, hatta cinayetlerin vahşet şeklini alması yasaların

yetersizliğinden ziyade insanımızın gönlünde Allah ve insan sevgisinin yerini

kin ve öfkenin almış olmasıdır. Böyle olunca da toplumdaki din karşıtı bir

azınlığın telkinlerine kapılmak yerine her yavrumuzun kalbine küçük yaşlarda

Allah sevgisini ve korkusunu yerleştirebilmemiz gerekiyor.

Bunu söylerken yeni anayasa yapılması, cezaların

caydırıcı olabilecek şekilde artırılmasına karşı çıkıyor değilim. Ancak,

toplumun sadece yeni bir anayasa ve buna paralel olarak yeni yasaların hayata

geçirilmesi ile tüm sorunların çözülebileceği yaklaşımı ve söyleminin insan

unsurunun ihmal edilmesi sebebiyle yanlışlığına dikkat çekmek istiyorum.