Raporda göre bu ürünler enflasyon endeksinde yer almasaydı, sepette yıllık yapılan değişikliklerin etkisi de ilave edildiğinde TÜFE mevcut değerinin 18.81 puan ve yüzde 10 üzerinde olacaktı.
Bu değerin ücretlere yansıtılması durumunda SGK verilerine göre işçinin net eline geçen ücretin aylık 95 TL, yıllık bin 140 TL fazla olacaktı. Rapora göre bu miktar şu an herhangi resmi hesaplamada kayıp olarak görülmüyor. TÜİK tarafından üretilen verilerin işçilerin ve geniş emekçi kesimlerinin gelirlerini doğrudan etkilediğinin belirtildiği raporda, resmi istatistik konseyinde kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin yanında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı dâhil edilirken, emek örgütlerinin dışlandığı ifade ediliyor.
Hükümet üyelerinin TÜİK‘e iş buyurması endişe verici
Raporun sonuç bölümünde Ekonomiden Başbakan Yardımcısı Ali Babacan‘ın mayıs ayı enflasyon verileri konusundaki değerlendirmesine dikkat çekilerek, Babacan‘ın "Kiraz ve erik mi Türkiye‘de faizleri belirleyip, makro dengeleri etkileyecek?", "TÜİK hesaplama yöntemini gözden geçirmeli" diyerek, hükümetin enflasyon yüksek çıktığında duyduğu rahatsızlığı ve müdahale sinyalini açık ettiği vurgulandı. Hükümetin enflasyonu sadece makro ekonomik dengeleri etkileyen bir unsur olarak gördüğünün belirtildiği raporda, buna karşın enflasyon oranlarının, emekçiler açısından ihtiyaç duyulan temel ürünlerin gerisinde kalmasının, alım gücünü ciddi şekilde etkilediği ve gizli bir yoksullaşmanın yolunu açtığı görüşüne yer verildi. Araç satın alımının emekçilerin ücret artışlarını etkilememesi gerektiğinin ifade edildiği raporda enflasyon hesaplaması yapılırken ve ağırlıkları belirlenirken, toplumun büyük bir kesimini doğrudan etkilemeyen maddelerin, ya da fiyatları doğallığında sürekli olarak gerileyen teknolojik ürünlerin dikkate alınmasının doğru olmadığına dikkat çekildi.




