Trump Türkiye’de

Abone Ol

NATO toplantısına günler kaldı.

Halkımızda endişe, acaba başımıza hangi çorabı örüp, nefesimizi biraz daha kesecekler.

Elbet ekrana yansıyan etrafın makyajı, bakımı, temizliği olmakta.

Keşke dışarıdan gelecekler için değil yerliler için de her zaman temiz ve bakımlı şehir eksene alınabilse.

Ne ki bu ülke, cumhuriyetin ilk yıllarında “köylü milletin efendisi” sözünü icat etse de; ayağı poturlu, üstü başı çamurlu, Ankara’ya erzak getiren köylülerini, sabah güneş doğmadan şehre girip ürünlerini bırakıp hemen çıkması için kural getirmemiş miydi?

Şimdi de benzer bir yaklaşımla, kılık kıyafetinize dikkat edin, düzgün giyinin beklentisi var.

Dahası, kapalılar fazla ortalıkta dolaşmayın istirhamı da içermekte.

Avrupa liderlerinden çok, eğer gelirse ABD Başkanı’nın ziyareti ülkemizi daha fazla enterese etmekte.

Turpun büyüğü olduğundan.

Zira ABD başkanları çok da aşina değiller Türkiye ziyaretine.

Eisenhower, 1959’da gelmişti Türkiye’ye, G. Bush, 1991’de,Clinton, 1999’da, oğul Bush da 2004’te geldi.

Altmışlı yıllarda şöyle bir yanılsama da vardı.

Türkiye’yi komünizmden koruyan ABD idi ve sağcılar tarafında el üstünde tutulmakta idi.

Bunun izdüşümü seksenlerde bile vardı.

Kimi muhafazakârlar, üniversitelerdeki başörtüsü eylemcisi kızlara kızıp “açın başınızı okuyun, dua edin komünist rejim gelmedi”,

Hatta o sıralar gelişmeye başlaya Milli Görüşe de ateş püskürüyorlardı, hem Müslüman hem İslam’a karşı bu zevat, İslam Devleti lafına irrite olmaktaydı.

Toplantılarda güçlü ABD’nin iyiliğinden, Rusya’nın kötülüğünden bahsedecek kadar pervasızlardı.

60’lı yıllarda Türkiye’de ABD şiddetle protesto edildi.

Japonya ve Vietnam dosyalarından kan akıyordu, atom bombası ile binlerce kişiyi öldürüp ya da sakat bırakmıştı.

1967 Arap-İsrail savaşında da, İsrail’in eline verilen silahların sahibi ABD idi.

68 kuşağı bunun ilencini yaşayıp, 1967-1969 yıllarında ABD’nin 6. Filosu'nun Türkiye ziyaretini protesto amacıyla gösteriler, yürüyüş, bayrak indirme, filoda görevli askerlerin karaya çıkmasına engel olma eylemleri düzenlediler.

Protestocular, Amerikan askerlerinin başlarından keplerini kapmak, üstlerine kırmızı boya atmak, üniformalarını jiletlemek ya da kıstırıp hırpalamak gibi eylemler yaptılar.

1968 Temmuzunda birçok üniversiteden öğrenciler, Dolmabahçe'ye yürüdü, karaya çıkan 6. Filo askerlerini denize döktü.

Filo, önceden karar verilen ziyaret süresinin bitmesini beklemeden limandan ayrıldı.

Ne yazık ki Amerika severlik sağcılara düşmüş, bu protestolara karşı çıkmışlardı.

16 Şubat 1969'da Taksim Meydanı'nda “Kanlı Pazar” olarak anılan saldırı gerçekleşmiştir.

Gençlerden ölen ve çok sayıda yaralanan olmuştur.

Ülke gençlerini birbirine kırdırma başarısını bir kez daha göstermişti ABD.

Amerikan Savunma Bakanlığı, ziyaretin tamamlanmasının ardından ayrılacaklarını ve bir daha davet gelene kadar da gelmeyeceklerini duyurdu.

Şimdi altmışlı yıllardan hiç farklı değil tablo.

Gazze’de binlerce ceset bıraktı arkasında ABD.

İran’da küçük çocukları, okulunda oynarken vurdu.

Hatta çirkin Amerikalı, sadece katil değil, azılı bir hırsız.

Uranyum bahane.

Petrole göz koyup, çaldı.

Trump, bölgede yürüttükleri gizli operasyonlarla milyonlarca varil petrolü nasıl gasp ettiklerini açık açık itiraf etti. “Kimse bunu bilmiyor. İran da şu ana dek bilmiyordu. Geçen sene ışıkları kapalı 22 gemiyi ele geçirdik.”

Bizde petrol yok.

İnsanın aklına gelmiyor değil.

Halkın yastık altı altınlarını çalmak için de savaş çıkarabilir mi,

Aç kalınca ekmeğimize, buğday tarlalarımıza, meyve bahçelerimize, madenlerimize de saldırabilir mi,

Korsanlar dönemine geri dönebilir, petrol gemilerinden milyonlarca varil çalmakla övünen hırsız, demek başka maddi değerlere de göz koydu.

Çok daha vahimi, manevi değerleri örselemesinden ürkmekteyiz.

Trump, her fırsatta bizi, başkanımızı çok sevdiğini anlatmakta,

“Komşularınıza savaş açacağız, haydi bize katılın, İran ile bozuşun, İsrail’le dost olun” tekliflerinden açıkçası korkmaktayız.