TRTnin tarafsızlığı(!)

Abone Ol

Önceki hafta TRT’nin 50. yıl kutlamaları yapıldı. Dile kolay, yarım asırdır televizyon aygıtı hayatımızı esir almış durumda. TRT’nin tek kanallı olduğu dönemlerde, ilkeli, tutarlı, saygın, milli ve manevi değerlere saygılı, sadece ve sadece insani hedefleri gözeten bir yayın anlayışı hâkimdi. Gerçi, iktidarın zırt pırt değiştiği o günlerde, hükümetteki partinin inisiyatifiyle atanan TRT genel müdürleri, TRT’nin de yayınlarına kendi fikirlerince ve zikirlerince müdahale ederler, ortaya bir önceki dönemin yayın ilkelerinden çok daha farklı boyutlara ulaşmış bir anlayış çıkardı. TRT, eninde sonunda bir kamu kurumudur… Bu kurumun ortaya koyacağı yayın mantalitesi de, bir şekilde bu kamu kurumunun üzerinde bir erk niteliği taşıyan iktidarın arzuladığı yöntemleri içerdiği görülecektir. Tarafsızlık ve bağımsızlık kavramları çoğu zaman gündeme getirilir, ama TRT’nin tarafsız olduğu, her fikre eşit uzaklıkta olduğu hiçbir zaman vaki olmamıştır.

Geçtiğimiz günlerde TRT’nin bağımsız editöryal sisteminin nasıl iflas ettiğine dair, gazetelerde şöyle bir haber vardı: “TRT’nin, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçim dönemi yayınlarında, ‘Tek yönlü ve taraf tutan yayın yapılamayacağı’ ve ‘Fırsat eşitliğinin sağlanmasını zorunlu’ kılan kararına rağmen TRT’de AK Parti’ye, muhalefetten daha fazla zaman ayrıldığı ortaya çıktı. RTÜK’ün İzleme ve Değerlendirme Raporu’na göre TRT, 22 Şubat–2 Mart arasında toplam yayın süresinin 13 saat 32 dakikasını AK Parti’ye ayırırken, muhalefete 2–48 dakika verildi. TRT Haber mitinglerden kesitler yayımladığı seçim yayınlarının toplam yayın süresinin yüzde 89.52’sini (13 saat 32 dakika) AK Parti’ye, yüzde 5.29’u (48 dakika) MHP ’ye, yüzde 4.96’sı (45 dakika) CHP ’ye, yüzde 0,22’si (2 dakika) BDP ’ye ayrıldı.”

Neymiş Güç sahibi olan, iktidarda olan her zaman tarafsız ve bağımsız olması gereken TRT’ye kendi meşrebince ve istediği istikamette yön verebilirmiş.

Özel televizyonları bir şekilde anlayabilirsiniz… Zira özel televizyonun sahibi olan veya bu yayın grubunda sermayesi bulunan kişiler, herhangi bir partinin görüşüne ve fikirlerine karşı kendilerini daha yakın hissedebilirler. Olmaması gerekir ama o özel televizyon bir siyasi partinin fikirlerini ve görüşlerini daha çok ekranlarında seslendirebilir, bu fikirleri izleyenlerine daha çok aktarma gayreti güdebilir. TRT ise bambaşka bir kurumdur… Bu ülkede yaşayan her bireyin vergileriyle ve elektrik faturalarından metazori olarak kesilen payla ayakta durmakta, farklı kategorilerdeki onlarca kanalını bir şekilde yayında tutmaktadır. TRT 1, TRT 2, TRT3, TRT Çocuk, TRT Müzik, TRT Şeş… Binlerce çalışanıyla ve dışarıdan bu televizyon kanallarına prodüksiyon üreten yüzlerce firmasıyla ve yan kollardan katılımlarıyla TRT, aslında medya dünyasının en büyük devi durumundadır.

Bu devasa medya grubunun finansörü, sizsiniz, biziz, bu memlekette yaşayan her vatan evladı… Bizim sırtımızdan yükselen, bizim sırtımızdan beslenen, bizim kaynaklarımızla yayıncılık işlevini gerçekleştiren TRT’nin, bir siyasi paradigma söz konusu olduğunda, sadece iktidarı arkalayan, iktidarın borazanlığını yapan bir görünüm arz etmesi, tek kelimeyle abesle iştigaldir. Dikkatinizi çekiyorsa, TRT’nin iktidar partisine ayırdığı payın yanında mecliste bulunan muhalefet partilerine de çok az da olsa bir kırıntı sergilediği dikkat çekiyor. Meclis dışında bulunan partilerin bu yayın grafikasyonunda yerleri bile yok. Peki, bu partiler bu memlekette yaşamıyorlar mı Bu ülkede vergi vermiyorlar mı Bu ülkede siyaset yapmak, sadece dört partinin tekelinde mi

Bu ülke birilerinin çiftliği mi