Tarihi mezarların yanından geçerken akla düşüverdi. Şimdi burada yatanlara sizin bizlere adaletin yaşanacağı yer olarak bıraktığınız bu topraklarda yalan ve iftira üreterek para kazananlar var desek acaba mezarlarından çıkıp bizleri taşlarlar mı? Bizim yaşadığımız topraklar İslam’ın yani selametin, kişilerin birbirlerinin elinden ve dilinden emin şekilde yaşadığı topraklardı. Çünkü bir Müslüman sonu ne olursa olsun yalan söylemez, başka kişilere iftira etmez; iftirayı bırak gıybetini yapmaz.
Güncel konuları sosyal ağlardan/medyadan takip eden herkesin bildiği, sosyal medyayı takip etmeyenlerin de yaptıkları işlerin sonucunu hayatta yakinen gördükleri trol ordusundan bahsediyoruz. İletişim teknolojilerinin gerçekleşmesi ile siyasal iletişim alanına yeni araçlar da katıldı: Sosyal ağlar. Herkes herhangi bir telefon ya da e-mail adresiyle hesap açarak düşüncelerini, tepkilerini, duygularını, haberleri paylaşabilir hale geldi. Buradaki tanımdan yola çıkarak masum olduğunu düşünmeyin; “Ne güzel işte herkesin paylaşım yapabildiği yermiş” diye. Açılan hesaplar sahte/fake de olabiliyor. Sahte kimliğinin arkasında saklanarak toplum arasında kamplaşmaya, kavgaya sebep olacak paylaşımlar yaparak ya da kişiler hakkında iftiralar üreterek de sosyal ağlarda var olunabiliniyor. Yani sosyal ağlarda sahte hesaplar açanlar, bunları organize edenler iyi aile terbiyesi almamışsa, inandığı değerleri öncelemiyorsa, İslam’ın getirdiği kurallara uymuyorsa, insan olarak yaratılmanın şerefinin farkında olmadan büyütüldüyse, hayat denilen şeyin bu dünyada bitmeyeceğini ahirette hesap vereceği düşüncesini içselleştirip hayatının ilkesi haline getirmediyse sonu alınamayan kötülük yayıcısı bir ifsat ediciye dönüşüyor.
Yeni teknolojilerin diline hâkim olamayan okurlarımız için de trol, internet trollerinin tanımı nasıl yapılmış onları da paylaşalım:
Wikipedia’de internet trolü şu şekilde tanımlanıyor: “Trol, ya da bilinen adıyla Troll, internette insanların keyfini kaçırmak ya da münakaşa başlatmak için tohum ekmeye çalışan, çeşitli şekilde ironik (alaycı) söylemlerle hakaret eden veya ironik (alaycı) söylemlerle kişilere dolaylı olarak rahatsızlık veren kişi.”
Wikipedia’de trollerin yaptıkları işler de şu şekilde anlatılıyor: “Forumlar, bloglar, sohbet odaları, oyunlar gibi çevrimiçi topluluklarda kasten alevlendirici, konu ile ilgisi olmayan mesajlar göndererek okuyucuları provoke edip duygusal cevaplar verdirtme ya da bir başlığın konusunu dağıtma niyetindedirler.”
Urban sözlüğünde şöyle tanımlanıyor: “İnternette olmanın verdiği rahatlık ile kötülük yapan, adeta ipi salınmış bir saldırgan gibi sarkastik ve küçümseyici bir söylemle masum insanlara saldıran kişi!”
Sarkastik ise iğneleme veya alaycılık: Genellikle biriyle alay etmek veya sinirlendirmek amacıyla kullanılan hicivli ifadedir.
Bazı kişiler de internet trollerini internette nifak eken kişi yani internet münafığı şeklinde tanımlıyor.
Türkçede trol kelimesinin kökeni "yem atmak", "oltayla balık tutmak", "haraç kesmek" anlamlarına geliyor. Balıkçılıkta, bir tür balık ağını ifade eden trol kelimesi, internet ortamında genellikle insanların dikkatini çekerek onların ilgisinden beslenip sosyal kargaşa çıkarmaya, güç sahiplerinin istediği konuları gündeme taşımaya, muarız gördükleri kişiler/kurumlar hakkında asılsız, bağlamından koparılmış içerikler üreterek sosyal medyada linç ettirmeye, asılsız gündemler oluşturarak vatandaşın ilgisini esas gündemden/gündemlerden uzak tutmaya çalışan kişilerdir. İnternetteki troller oturdukları klavye başından herkes hakkında sınırsız yalan uydurabilmekte, hedefe koymak istediklerini toplum bazında düşmanlaştırabilmekte, sınırsız şekilde olayları manipüle edebilmektedir.
Aslında lafı uzatmaya da gerek yok, şu tanımla internet trollerini kısaca özetleyelim: Organize olmuş kötülük hareketi.
Son birkaç yıl içinde de ‘trol zihniyeti’ diye bir durum ortaya çıkmıştır. Sadece klavye başında parayla tutulmuş sahte/fake hesaplar değil akademisyenler, öğretim görevlileri, gazeteciler, yazarlar, din adına konuşan “hoca” sıfatı ile nitelendirilenler… Yani toplumun her sınıfına, kişisine sirayet etmiştir.
Ülkemizin çoğunluğunun Müslüman olduğu gerçeği ile bizler de Ramazan mübarek günde bazı hatırlatmaları yapmak zorundayız. Bir Müslüman ne olursa olsun nerede olursa olsun “ya hayır söyler ya da susar”. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) öyle emretmiştir. Bırak yalan üretmeyi, tanıdığı ya da tanımadığı kişiler hakkında iftiralar üretmeyi malayani söz bile söylemez Müslüman.
Bir Müslüman konuşma adabına, söz söyleme adabına sahiptir. Güzel ahlâkın tamamlayıcı unsuru doğru sözü söylemek, sözü doğru söylemektir. Konuşmanın adaplarından diğerleri fazla konuşmamak, az, kapsayıcı ve veciz konuşmak, boş şeyler konuşmamak, faydasız tartışmalara girmemek, hiçbir Müslüman’ı “fasık, kâfir” yaftasıyla yaftalamamak, lanet etmemek, çirkin söz söylememek, kişilerin kutsallarına dil uzatmamak, insanların sevdikleriyle alay etmemek, her zaman ve her şart altında hep hak ve doğru olanı konuşmaktır.
Bir Müslüman aynı zamanda dininin tebliğcisi olduğu için Peygamberin ahlâkı ile ahlâklanma konusunda gayret etmesi gerekmektedir. İnternet trolleri yaptıkları iş itibari ile “var olanı olmamış, yok olanı var olmuş” gibi gösterdikleri için Firavun’un sihirbazlarının yolundan gitmektedirler. Bir Müslüman’a da sihirbazların yolundan değil “güzel sözü, güzel şekilde söyleyen” Hz. Musa’nın yolundan gitmek yaraşır.
Şeytanların bağlı olduğu rahmet mevsiminin, Ramazan ikliminin içerisindeyiz. Ramazan’ın son on günü içinde olması hasebiyle de cehennemden kurtuluş müjdesini umduğumuz zamanlar içindeyiz. Gel trol kardeşim, yapmış olduğun işten tövbe et. Birilerinin dünyalık menfaati için kendi ahiretini kaybetme. Gel, rahmet kapıları açık iken tövbe et. Birileri adına üretilmiş yalanları yaymak ne sana bir şey kazandırır ne ailene ne topluma ne insanlığa ne de ümmete! Gel, yeryüzünde ifsat edicilerden olmaktan vazgeç!
*Tövbe ise günahın cinsindendir.