Trafik sorunu ve çözümü (1)

Abone Ol

Kimi insanlar maalesef temelden hata yapmaktadırlar: Bugüne kadar yapılanlarla sorunların çözüldüğünü, yeniden ve daha fazla bir çözüm çabasının gerekmediğini ileri sürmekte, yeni çözüm üretenleri mevcut düzeni bozmakla itham etmektedirler!

O insanlarsa şunu soralım: Fıkıhta trafiğe -ve diğer çağdaş sorunlara- ait hükümler var mıdır Elbette yok diyecekler. Peki, trafiğin hükümlerini nereden alacağız

Batı dan!!!

İşte bu gafletin de ötesinde, hıyanet derecesine varan bir hatadır.

Varsayalım ki dedikleri doğrudur, sadece aklî delillerle de sorunlar çözülür ve Batılılar akıllarını kullanarak bunları çözmüşlerdir.

- Batılılar bu sorunu çözmüşlerse; o zaman İstanbul da, Türkiye de ve dünyada neden trafik sorunu var

- İstanbul gibi bir şehirde insanlar günde dört-beş saatlerini neden yollarda yani trafikte geçirmek zorunda kalıyorlar

- Ülkemizde trafikte ölenlerin sayısı, neden doğuda teröre şehit verdiklerimizin onlarca kat daha ötesindedir ve daha çoktur

Demek ki trafik sorunu çözülmemiştir ve çözüm beklemektedir. Bu önemli sorun çözüme kavuşturulmadığı sürece her gün beşerî, ekonomik, psikolojik ve sosyal kayıplarımızın nelere mâl olduğu herkesin malumudur. Öyleyse, diğer önemli sorunlarımızla beraber trafik sorunu da bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır.

***

Peki, bu önemli sorunu, yani trafik sorununu nasıl çözeceğiz

İlimle çözeceğiz, araştırmayla çözeceğiz, denemelerle çözeceğiz, hukukla çözeceğiz, fıkıhla çözeceğiz, içtihatla çözeceğiz... Hata edebiliriz ama hataları zamanla düzelteceğiz.

Batı nın peşinden koşmak, Batı nın sözde çözüm diye yutturulan çözümsüzlüklerinde debelenmek ise büsbütün bataklığa düşmek değil midir

Çok partili döneme geçtiğimizden beri Batı nın peşinde koşan nice iktidarlar gelip geçti; trafik sorunu ise çözümsüz olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor

***

TRAFİK SORUNUNU NASIL ÇÖZELİM

Çözüm 1- Ehliyetsiz bile araba kullanmak isteyen kullanır; ancak, kaza yapıldığı veya trafiğin aksaması hâlinde cezasını kaza yapan ehliyetsiz sürücü öder. Sürücü hatanın kendisinde olmadığını ispat etmekle mükelleftir. Hukukta hata asıl kabul edilir. Mesela, bir yere vurdu, başkasının arabasında hasar oldu, vurduğu yer hasar gördü, insanın bedenine, canına veya malına dokundu. Hepsinin tazmini kaza yapan şoföre aittir. Tazminat bununla bitmez. Kaza esnasında trafik tıkanmışsa, o kadar bekleyen arabalara da tazminat ödenir. Bütün bunların sorumlusu sürücüdür. Ödeyemezse; ödeyinceye kadar zorunlu çalışma kampına gönderilir. Tazminatı ödeyinceye kadar orada çalışmak zorundadır. Orada sadece karnı doyurulur ve çalıştırılır, kazandığıyla tazminatını öder.

Çözüm 2- Ehliyetli araba sürenlerin ise dayanışmaları, dayanışma ortaklıkları vardır. Ona ehliyet veren ve güvence veren kurum/dayanışma kazada onun tüm zararlarını öder. Kurumlar ticari araçlarda yaptıkları işlerden pay alırlar. Bunun yarısı ile kendi dayanışmalarında sigortalanan arabaların kaza giderlerini karşılarlar; yetmezse, taksit süreleri uzatılır, daha geniş çevreye yayılır. Gelenin kalan yarısı ortak fonda toplanıp özel otoları aidatsız dayanışma içinde sigortalayan kuruma verilir. O da onların verdiği zararları öder. Demek ki, dayanışma tarafından verilen ehliyet aynı zamanda aidatsız kasko sigortasıdır demektir. İşletmelerden alınan paylarla bu aidatsız kasko sigortası karşılanır.

Çözümler üzerinde durmaya devam edeceğiz