Topsuz Düz Koşu

Abone Ol

- “Her can ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak size iyilik ve kötülük veririz. Sonunda bize dönersiniz.” (Enbiyâ, 21/35.)

- “Allah, yaptıklarının karşılığını en güzel şekilde kendilerine vermek üzere, az veya çok sarf ettikleri her şey, yürüdükleri her yol, onlar için yazılır.” (Tevbe, 9/121)

- “Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat âhiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler!” (Ankebût, 29/64.)

*

- “Bir kötülük gören kişi eli ile değiştirmeye gücü yetiyorsa onu eli ile değiştirsin. Buna gücü yetmez ise dili ile değiştirsin. Buna da gücü yetmez ise kalbi ile (o kötülüğe) tavır koysun, (onu hoş görmesin). Ve bu da imanın asgarî gereğidir.” (Ebû Dâvûd, Salât 239-242)

-Birçok hadîs-i şerîflerinde ümmetinin gelecekteki kimi durumlarından haber veren Peygamber Efendimiz (S.A.S.) bir defasında, “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurmuşlardı. Ashâb-ı kiram, “Niçin eriyecek ey Allah’ın Resulü?” diye sorduklarında Peygamber Efendimiz (S.A.S.), “Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdular. (Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, III, 686/8463)

*

Pazar

Haykırmak da işe yaramıyor!

“Eğer yol yanlış ise rehber bir işe yaramıyor.

Kafeste dünyaya gelirsen kanat bir işe yaramıyor.

Yük ağırdır şu divanelerin omuzlarının üstünde.

Başta akıl yok ise baş bir işe yaramıyor.

El öpme sayesinde herkese makam mevki verdiler.

Okuyup eğitimli olmak bu ülkede bir işe yaramıyor.

Hırsız ve ev sahibi aynı sofrada oldukça

kapıya ve cisme zincir ile kilit bir işe yaramıyor.

Ey şair daralmış olan gönlün neyi istiyorsa söyle

ama eşeğin kulağına yasin okumak bir işe yaramıyor."

Son zamanlarda yukarıdaki dizeler çok fazla önüme düşüyor. Aslında yaşadığımız günlerin ne kadar zorlayıcı boyutları olduğu da aşikârdır. Hadiseler dünyayı inşa eder. Ortadaki zihin karışıklığı giderek zihniyet karışıklığına evrilmektedir.  İnşa edilen dünya tarihsel tecrübelerle vuku bulur. Vuku bulan tecrübeler bize, alt metinleri okuma imkânı sunar. Esasen mutlak manada olmasa da büyük ölçüde biz tarihi bir hadiseler silsilesi mahiyetinde tecrübe ederiz. Böylesi bir tecrübeyi önüne koyan insanın gelişimi daha verimli ve de hızlı olmalıdır ancak hadiselerin içerisinde boğulmaktan, sürekli patinaj yapmaktan başka bir işe yaramıyor. 

Kavramların içini boşaltmaktan, insanların enerjilerini, umutlarını tüketmekten başka bir işe yaramayan sözde yapıların tükenmişliği, yozlaşmış olması karşısında ne tarihi tecrübenin yeni bir imkânı doğurma ihtimali bulunuyor ne de yenilenmeye ve yeniden bir umut oluşturmaya olanak tanıyor. Kör bir budalalığın içerisinde saplantılarını inanç olarak belirlemiş olan insanların merhametine bırakılmış bir neslin alabileceği yol yok. Güç sahiplerinin kanatları altında koca bir zihniyeti çürümeye terk etmek dünyadaki en büyük zulümdür. Ezberlenen şeyleri tekrarlayarak bir gelecek inşa edilemeyeceği gibi bugünü de imha etmenin uğraşı veriliyor.

Güç ile aralarına mesafe koyamayanlar yasak savma kabilinde hep yanlış adreslerde yön arıyorlar. Her gün hırpalanan inanç ve ideallerini üç otuzluk menfaate peşkeş çekenlerin kendi koltuklarından başka bir ideallerinin bulunmadığı hadiselerin alt alta dökümünde kendini gösterdiğini herkes görüyor ama herkesin körleştiği bir noktada bir birlik başlıyor. Bu suskunluk hayra yönelik bir suskunluk olmadığı da süreçlerin tecrübesi ile görülebiliyor.  Hiçbir şey olmamış gibi yaşamak, bunu becerebilenlerin dünyası bu dünya.

Bugün bu ülkenin etrafında cereyan eden her olay, her türlü zulmün bu kadar kolay kanıksanmasında zeminini kaybetmiş, başka adreslerde kendilerine yol yon arayanların vebali vardır. Sırf güç sahibi abiler edindikleri ve onları üzmemek adına kendilerine emanet edilen her türlü imkânı ümmetin lehine değil de abilerinin âli menfaatlerine zarar getirmeyecek şekilde kullandıkları için bugün hiçbir söz, eylem etki etmiyor. Kendini avutmak istiyorsan avut ama gerçekler çok acı. Sen görmek istemediğin için her şey burnunun dibine kadar geldi.  Sürekli sana kuklayı işaret eden parmağın senden kuklacıyı sakladığını duymak istemediğin için bu noktaya gelindi. Şimdi elini vicdanına koy ve düşün. Sonra da neye kahrettiğini anla! Sürekli biz demiştik demenin bir manası yok. Sen bir uyarı aygıtı değilsin.

Ben söyledim sorumluluk benden gitti diyerek köşene çekilecek bir zihniyetin mensubu da değilsin. Zaten olacakları peşinen biliyoruz, yine de havadaki ağırlığın bize gerginlik olarak dönmesine engel olamıyoruz diyerek de kendine oyunlar icat edemezsin. Bu üç günlük dünyayı böyle geçiremezsin, geçirmemelisin. Dur ve sadece kendini dinle.

Hoşça bakın zatınıza…