Toprak Ayağımızın Altından Kayıyor!

Abone Ol

“Toprak ayağımızın altından kayıyor” demişti asrın lideri yıllar önce ve uyarmıştı hepimizi. Gerçekten de aradan geçen yıllar Erbakan Hocamızı haklı çıkarttı. İslâm coğrafyası tarumar oldu, göçler yaşandı; topraklar el değiştirdi. Siyonist İsrail, kutsal topraklarımızda hâkimiyetini daha da perçinledi, daha fazla toprağı işgal etti. Süreç sonunda Kudüs bölünmeksizin başkent ilan edildi.

İslâm coğrafyasında toprak ayağımızın altından kayarken Türkiye’de yabancılara toprak satışı marifetiyle tapu senetlerimiz el değiştiriyor; topraklarımız yabancılara satılıyor. Bundan dolayı uyarıyoruz, “Türkiye için düzensiz göçmen politikasından daha vahim olanı yabancılara toprak/arazi satışı konusundaki izlediği politikadır.”

Bu politika, ülkenin tapu senetlerinin el değiştirmesi anlamına gelmektedir ve eğer yasaklanmazsa en büyük beka sorunudur. Göçmenlerin ileride ülkelerine dönme ihtimali az da olsa vardır ancak satılan toprakların geri alınması söz konusu değildir. Bu, bir ülkenin ipotek altına alınması demektir.

Eskiden yabancı ülke vatandaşlarının mülk edinebilmesi belirli şartlara bağlıydı. Bunlardan en önemlisi “mütekabiliyet” şartıydı. 03.05.2012 tarihinde yapılan değişiklikle mütekabiliyet şartı kaldırılmış, 183 ülke vatandaşının karşılık şartı aranmaksızın ülkemizden mülk ve toprak/arazi edinmesinin önü açılmıştır. Haddi zatında dünyada 208 ülke bulunmakta. 208 ülkeden 183’ünden mütekabiliyet şartını kaldıran başka bir ülke olmasa gerektir.

Yabancılara mülk satışı hakkındaki kanun değişik tarihlerde değiştirilmiş, en son yasal değişiklik 6302 sayılı Tapu ve Kadastro Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile gerçekleşmiş ve 03.05.2012 tarihinde kabul edilen kanun ile Türkiye’de taşınmaz edinmek isteyen yabancı ülke vatandaşlarının mülk alımı kolaylaştırılmıştır. Buna göre yabancı uyruklu kişiler eskiden 2,5 hektar / 25 dönüm arazi alabilirken, 03.05.212 yılında yapılan yeni düzenlemeyle 30 hektara / 300 dönüme çıkartılmış; Bakanlar Kurulu gerekli gördüğünde bunu 60 hektara / 600 dönüme çıkartmaya yetkili kılınmıştır.

Toprak satışındaki bu devasa artış, diğer gayrimenkul satışlarında teşvikle devam etmiştir. Türkiye’deki mevcut iktidar yabancıların mülk edinmesini teşvik etmektedir. Konut satışında artık yabancıların büyük bir payı bulunmaktadır. Dışişleri Bakanlığı’nın sitesinde yabancılara mülk satışı konusu şöyle anlatılmaktadır: “2644 sayılı Tapu Kanunu’nun Mayıs ayında yürürlüğe giren 6302 sayılı Kanun ile değişik 35. maddesi uyarınca, yabancı uyruklu gerçek kişilerin ülkemizde taşınmaz edinmesinde karşılıklılık şartı aranması uygulaması terk edilmiştir. Ülkemizde taşınmaz ve sınırlı ayni hak ediminizin mümkün olup olmadığı konusunda ülkenizdeki Türkiye büyükelçiliği veya başkonsolosluklarından veya ülkenizin Türkiye’deki temsilciliklerinden bilgi almanız mümkündür. Yabancı gerçek kişilerin ülkemizde taşınmaz satın alırken zarara uğramamaları maksadıyla aşağıdaki hususlara özen göstermeleri uygun olacaktır.” (https://www.mfa.gov.tr/yabancilar-icin-rehber.tr.mfa). Türkiye öyle bir savrulma yaşamaktadır ki yabancıların ülkemizden taşınmaz alırken zarara uğramamaları dahi düşünülmektedir. Bu bir dramdır.

Anadolu Ajansı’nın, “Yabancıya konut satışında 2022’de 70 bin adetle yeni rekor bekleniyor” (https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/yabanciya-konut-satisinda-2022de-70-bin-adetle-yeni-rekor-bekleniyor/2473860) başlıklı haberinde İranlıların, Almanların, Rusların, Afganların, Kazakistanlıların, Kuveytlilerin, Yemenlilerin, ABD’lilerin bir yılda ne kadar konut aldığı sitayişle anlatılmaktadır; ilgililer linkten bakabilir. Sadece bunlar değil Ürdün, Ukrayna, Mısır, İngiltere, Lübnan, Çin, Pakistan, İsveç, Yunanistan, Sudan gibi ülke vatandaşlarının mülk aldığı görülüyor.

Eskiden beri Türkiye’nin özellikle Akdeniz ve Ege sahillerindeki mülklerinin ABD, Rus, İngiliz, Fransız, Alman, Çin, Yunan, İsrail gibi ülke vatandaşlarına satıldığı bilinmekteydi. Son yıllarda bu satışlar Uzakdoğu ve Ortadoğu vatandaşlarını da içine alacak şekilde artmıştır.

Sadece Türkiye değil, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de İsrail’e toprak satışı yapıldığını Milli Gazete’nin 7 Ocak 2023 tarihli manşetinden öğreniyoruz. Rauf Denktaş’ın eski danışmanı Sabahattin İsmail, “Önlem alınmazsa topraksız kalacağız” diye feryat ediyor. Milli Gazete bunu 2021 yılından beri en az beş defa gündeme getirdi. Biz de “Kıbrıs’ta Siyonist İşgal” başlıklı yazımızla buna feryâd ettik, ancak nafile.

Bir taraftan milliyetçilik söylemiyle vatandaş avutulurken, diğer yandan ülkenin toprakları/arazileri yabancı ülke vatandaşlarına satılmakta, satışlar teşvik edilmektedir. Eğer bu uygulamaya son verilmez ve toprak satışları bu şekilde devam ederse, bu ülkenin bize ait olduğunu kanıtlayan tapu senetlerimiz el değişecektir.

Türk lirasının dolar ve Euro karşısında değer kaybettiği, paranın pul olduğu bir dönemde yabancılara toprak ve mülk satışı yasaklanmazsa elinde dolar ve Euro olan yabancıların Türkiye’den ne kadar toprak alabileceği tahmin bile edilemez.

Toprak satışında gelinen noktadan habersiz, işinde gücünde olan halk şunu bilmelidir ki, eğer devlet bunu engellemezse dünyadaki bütün ülke vatandaşları Türkiye’den toprak almakta daha haris olacaktır. Köyünde huzurla tarlasını süren Anadolu insanı, tarla komşusunun Çinli, İsrailli, Yunanistanlı, ABD’li, İngiliz veya Ortadoğulu olduğunu gördüğünde gerçeği görecektir ancak iş işten geçmiş olacak.

Türk milliyetçiliği ve yerlilik vurgusunun üst perdeden dillendirildiği bir ortamda yabancıların Türkiye’ye göçünü, bu da yetmezmiş gibi toprak ve mülk alımını kolaylaştırmak ve buna vatandaşı ikna edip destek almak gerçekten ilginç.

Böyle giderse yerlilik ve millilik sadece sloganda kalır. Gün gelir yerli ve milli üretim yapacak “toprak”; yerli ve milli üretimi kullanacak “yerli halk” kalmaz!