Toprak Ayağımızın Altından Kayarken

Abone Ol

Yeni nesle, yaşanılan döneme, mevcut iktidara, ekonomik gidişata, küresel krizlere yönelik eleştiriler her dönem var olmuştur. İnsanlık tarihi boyunca bu konular farklı seviyelerde can sıkmıştır. Bu dünya ile alakalı beklentisini yüksek tutanlar için bu durum çok daha acı vermektedir. Kimileri acılarla, şikâyetle yaşamayı çok sever diye düşünebilirsiniz. Aslında mesele sevgiden ziyade alışkanlıkla alakalıdır. Şikâyetçi olmak, çözüm üretmekten çok daha kolay olduğuna göre, insan yine konforlu olandan yana tercihte bulunarak, kötü bir alışkanlığa daha sarılmıştır. Alışkanlıklarının çocuğu olmak aynı zamanda bir türlü gelişememek anlamına gelmez mi?

Çocukluktan kurtulmak sadece nüfus cüzdanının eskimesine bağlı değildir. İnsanların çoğu alışkanlıkları anlamında bir türlü büyümek bilmez. Büyümek de bu dünyada daha çok zaman geçirmek değildir. Büyümek, olgunlaşmak, bilge insan olmak, aklını doğru kullanabilmek, hayatın sırrını çözebilmek demektir. Büyümek, düne takılarak ağıtlar yakmak ya da geleceğe dair kaygılar içinde boğulmak da değildir. Büyümek, geçmiş tecrübeler ile gelecek vizyonunu harmanlayarak bugüne dair hibrit ve modern bir çözüm dünyası inşa etmektir. Evet, toprak ayağımızın altından kayıyor. Hayır, aslında toprak uzun zamandır ayağımızın altından kayıyor. Belki de toprak ayağımızın altından kayalı çok oldu. Her halükârda durumumuz sıkıntılı, canımız sıkkın, moralimiz bozuk ve ne yapacağımızı bilemez durumdayız diye düşünmeyin. Her zaman mutlaka yapılacak bir şey vardır.

Şartlar ne olursa olsun işler yoluna girecektir diye düşünmek, Allah’ın rahmetine sığınmak şimdilik yeterli diye düşünüyorum. Üzerimize düşenin en iyisini yapmak şartı ile. İnsanın üzerine düşeni en güzel şekilde yapması ya da başka şeylerle uğraşması konusunda uzun uzun düşünmek lazım. Onun için toprağın ayağımızın altından kayması ile toprak ayağımızın altından kayarken bizim neler yaptığımız ayrı problemler. Toprağın ayağımızın altından kayması ile bütün insanların ilgilendiğini görürsünüz ama toprak ayağımızın altından kayarken etki edebileceği şeylerle uğraşan çok az insan görürsünüz.

Şöyle izah edeyim. Siz bir annesiniz, çocuğunuzla mı ilgileniyorsunuz yoksa alışveriş peşinde misiniz? Siz bir öğretmensiniz, derdiniz nitelikli gençler yetiştirmek mi yoksa mesai doldurmak mı? Siz bir iş adamısınız, para biriktirmek için mi yoksa daha çok yardım yapabilmek için mi çalışıyorsunuz? Siz bir sivil toplum kuruluşunda yöneticisiniz, bulunduğunuz yerin ilgilendiği konu üzerine mi çalışıyorsunuz yoksa başka koltukları kovalama peşinde misiniz? Siz bir avukatsınız, hak ve adalet için mi mücadele ediyorsunuz yoksa müvekkilinizin ödediği rakama göre mi? Siz bir doktorsunuz, siz bir kasapsınız, siz bir mobilyacı ya da marangozsunuz, ne için çalışıyor ve ne yapıyorsunuz?

Son zamanlarda çok yazmanın, çok konuşup anlatmanın gereksiz olduğunu düşünmeye başladım. Kısacadan anlamayana uzunca da anlatılamıyor. Onun için sessizliğe yakın seviyede konuşmak en ideali. Ölçülü ve kontrollü, bilinçli ve planlı, düşünülmüş bir konuşma ya da yazı herhalde en değerlisi. Aslında bu yazıyı tek bir soru ile sizlerle paylaşmak isterdim. Toprak ayağımızın altından kayarken siz ne yapıyorsunuz?