Toprak altımızdan kaymış bile!

Abone Ol

12 Mayıs tarihindeki “Devlet politikası tarımda da yok” adlı yazımıza Tarım Bakanlığı, yazının çıktığı günün sabahında bir maille yanıt vermişti. Bakanlığın bu ilgisi takdire şayan, ancak açıklamada “çiftçiye şu kadar tarımsal destek verildi” haricinde somut bir şeyler yoktu. Hele hele, Türkiye’de tarımda bir devlet politikası olduğuna dair bir şeyler hiç yoktu.

Gönderilen bu açıklamayı “Veriler güzel de politika nerede” adlı yazımızda değerlendirmiştik. Hatta konunun uzman isimlerinden Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın, “Destekleme politikası etkin kullanılamıyor. Hükümetler tarım desteklerini verirken amacı, hedefi belli olmayan ve sonuçlarına bakılmaksızın parayı dağıtma olarak görüyor. Dağıtılan paranın tarımsal üretime, ürün desenine, tüketiciye yansıması veya dış ticarete etkileri hiç araştırılmıyor” ifadelerine de yer vermiştik.

Geçtiğimiz hafta devletin resmi ajansının geçtiği bir haber, Türkiye’nin tarımda bir devlet politikasına sahip olmadığını bir kez daha gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu ve Antalya Ticaret Borsası verilerine göre, 2014 sonu itibarıyla Türkiye’de ekilen ve dikilen tarım alanı 23 milyon 943 bin hektar, çayır ve mera arazileriyle toplam tarım alanı da 38 milyon 560 bin hektar oldu. Gel gelelim, aynı rakam, 2004 yılında 41 milyon 210 bin hektardı. Yani 10 yılda toplam tarım alanının yüzde 6.4’ü olan 2 milyon 650 bin hektar yok oldu.

2.7 milyon hektar 26 bin 500 kilometrekareye denk geliyor. Türkiye’de (büyüklük sırasına göre) Konya, Sivas ve Ankara dışındaki tüm şehirler 25 bin kilometrekareden küçük. Basitleştirirsek, yüzölçümü 26 bin 615 kilometrekare olan Ankara, 10 yılda elimizden kayıp gitti. 10 yılda kaybettiğimiz tarım alanlarının eşdeğeri 5 tane İstanbul kadar.

10 yıllık süreçte en fazla tarım alanı kaybı tahıllar ve diğer bitkisel ürün alanlarında gerçekleşmiş. 2004 yılında 17 milyon 962 bin hektar olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin alanı 2014 yılında 15 milyon 789 bin hektar alana gerilemiş.

Bu kaybın başlıca sebepleri arasında kentlerin büyümesi, miras yoluyla tarım arazilerinin bölünmesi, verimli araziler üzerine sanayileşmenin artması ve göç sayılıyor. Kentlerin büyümesi derken, sadece çarpık kentleşme değil belki de tarım arazilerine yapılan yanlış toplu konut projelerini de saymak gerekir. “Fabrika, tesis illa ki yapılsın ama tarım alanlarına da dikkat edilsin” diyeni yatırım düşmanı ilan edenler ne der bu işe

Haberde görüşüne yer verilen Antalya Ticaret Borsası Başkanı, tarımın ekonomi içindeki payının yüzde 12’den yüzde 8’lere düştüğüne işaret ederek şu tespiti yapmış: “Söylemde hepimiz tarımı stratejik bir sektör olarak kabul ediyoruz ama uygulamada bunun karşılığını görmüyoruz. Tarım sektörü yeterince değerlendirilemiyor.”

Sözün özü, bilinçsizce, herhangi bir plan, program ve devlet politikası dahilinde değil de hasbelkader yapılan işlerin neticesinde elimizdekini de kaybediyoruz. Toprak altımızdan kayıyor diyorduk ama meğerse kayıp gitmiş bile.