Toplumun dönüşümü

Abone Ol

Rahmetli Turgut Özal, “Türkiye transformasyona uğruyor” diye bir slogan kullanırdı. Yani kendi iktidarları ile Türkiye ileriye doğru değişime uğruyor demeye getiriyordu.

Değişip değişmediğini bu gün 30-35 yıl geriye bakıp anlayabiliriz.

AKP iktidarında ise bu defa Türkiye değil, Türkiye’nin altyapısı olan toplumumuz; tersine doğru, vahim bir transformasyona uğratılıyor. İslam’ı her yönüyle bir sığınak, bir kurtuluş reçetesi gören toplumumuzun ekserisi, vahim bir dönüşüm sürecine sokuldu. Hem de İslami söylemleri kullana kullana!

Genel Başkan Sayın Karamollaoğlu’nun sık sık ifade ettiği gibi:

“Hem İslami terimleri kullanmaktan geri durmuyorlar, hem de İslam’ın yönetimde öncelikli gereklerinden olan ehliyet, liyakat ve adalet gibi yönetim uygulamalarında tam tersini yapıyorlar. Bu belki İslamcılık sayılabilir ama asla Müslümanlık sayılamaz.”

İslam’ı kullanmanın yani İslamcılık yapmanın zararları elbette çoktur ama toplumumuzun, İslam’ı AKP’nin hareketlerine göre yorumlayıp anlayan çok büyük bir kesimi Müslümanlıktan yüz çevirme eğilimine girmekteler.

Yine bu iktidar yöneticilerinin dışında olup, onların hareketlerini yakından izleyen bir kesim ise şaşkındır. Çünkü bu iktidar mensuplarının, kendilerine oy vermemiş kesimlere hitap şekilleri çok şaşırtıcıdır. Ya alay edercesine hitap ediyorlar. Ya itici bir üslupla dışlıyorlar ya da aralarına aşılmaz setler koyarcasına ötekileştiriyorlar. Bu ise İslam’ın kaidelerine tamamen aykırı bir durumdur. Müslümanların başkalarına karşı hitap şekillerinin yumuşak olmasını, davetkar olmasını, karşısındakini itici olmamasını kaide olarak açıklayan ve toplumumuzun büyük bir kesiminin bildiği çok sayıda “nas” vardır. Bir tane örnek verelim:

İsra Suresi 53. Ayet:

“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler; yoksa şeytan aralarına girer. Kuşkusuz şeytan insanların apaçık düşmanıdır.” Bu ayetin izahına baktığımızda, sert, alaycı ve kırıcı sözlerin, karşıdaki insanları kendinden uzaklaştıracağını ve düşmanlığa sebep olacağını, bunun da davetçi olması gereken Müslümanların şiarına uymayacağını, böyle bir durumda şeytanın devreye girip çeşitli fitnelere sebep olacağının belirtildiği görülmektedir.

Bu kırıcı, aşağılayıcı ve ötekileştirici hitap ve davranışları gören ve İslam'ı onların hareketlerine göre anlayıp yorumlayan kesimler Müslümanlıktan soğumaya başladılar. Aileler bunalıma giriyor, dağılıyor. Değişim ve dönüşüm geçiriyorlar.

İslam’ın öğretildiği okulların birçoğundaki hocalara ve onlar tarafından yetiştirilip, mezun edilip, iş hayatına atılan birçok şahsın eylem ve söylemlerine bakıldığında, asla dinimizle mütenasip olmayan hal ve hareketlerinin olduğu görülüyor. Bunlara bakanların birçoğunun İslam’dan soğuduğunu, deist veya ateistliği tercih ederek dönüşüme uğradıklarını da buna katmak gerekir. Dindar gençlik yetiştireceklerini vaat ederek iktidar olanların ve hepimizin, bunun tam tersi sonuçlarla karşılaştığımız bir gerçektir.

İktidardakilerin ve onlara yakın ve yandaş olanların yaşamlarındaki israf, lüks ve şatafata bakıp, bu kadar kaynağın normal ve meşru yollardan elde edilmesinin zor olacağını gözlemleyen bazı kesimlerin din algısı değişmeye başlamıştır.

Özellikle belli fetvalar alınıp siyasete; yalan, iftira ve karalama kampanyalarının katıldığı kanaati, birçoklarını hocalardan ve fetva müesseselerinden soğutmaktadır.

Bu ve burada sayamadığımız daha birçok sebeple, toplumumuz dönüşüme uğramaktadır. Din, dindar, dine bakış, din adamı, din ve siyaset algısı o kadar değişiyor ki!

Birileri çıkıp da dinimizin gerçek umdelerini açıklasa, bunların dini kullandıklarını söyleyip sonra da doğrularını ortaya koysa, onlara da inanılmayacak. Bu durumu istismar edip toplumu dinden uzaklaştırma çalışmaları yapan ve yapacak olan guruplara gün doğuyor. Geçen hafta Diyanet İşleri Başkanı 40 il müftüsü ile istişare ederek bir bildiri yayınladı. Tam da bu sözünü ettiğimiz dönüşüm ve buna bağlı tehlikeler gündeme getirildi. Bu bildirinin bir maddesi şöyle:

“Maalesef modern dönemin hayat tasavvurunda insanın manevî yönü ve varlığın aşkın boyutu ihmal edilmiştir. Bunun sonucunda ahlaki değerler zemininde meydana gelen savrulmalarla birlikte erdemlerin muhafazası daha da zorlaşmıştır. Bugün insanlık, bir yanda israf, bencillik ve tüketim çılgınlığı; diğer yanda açlık, yoksulluk ve sefalet ile tasvir edilebilecek ciddi sosyal problemlerin kıskacında sıkışmış durumdadır.”

Toplum dönüşüyor!

Ne yazık ki, ileriye doğru değil, geriye doğru dönüşüyor!

Bunun vebali sadece iktidar mensupları değil hepimiziz!

Kafalar kumdan çıkarılmazsa çok geç kalınmış olunacak!

KARPUZ GİBİ

Yangın var diye zilleri çalsan,

Bön bön yüzüne bakar, buz gibi;

Kafayı kuma sokup kurtarır,

Kalan yerleriyse karpuz gibi…