Toplumu sıkıntıya sokmayacak kararlar almak

Abone Ol

Siyasi iktidarların aldığı kararlar hem ihtiyaca cevap

vermeli hem de uygulanabilir olmalıdır. Gerekli olduğu düşünülen bir kararın

uyulama imkânı yoksa ya da uygulandığında ciddi sıkıntılara yol açıyorsa bu tür

kararlardan kaçınmak gerekir. AK Parti iktidarının reform olarak takdim ettiği

ancak, uygulamada ciddi sıkıntılara yol açan bazı kararlardan ya tümüyle ya da

kısmen vazgeçildiğini gördük. Söz gelimi eğitimde alınan bazı kararlar toplumu

sıkıntıya soktu. Önümüzdeki dönemlerde de başka sıkıntılar gündeme gelecek. Söz

gelimi zorunlu eğitimin 12 yıla çıkartılması bunlardan biriydi. Bu uygulamanın

ne gibi toplumsal sıkıntılara yol açacağını önümüzdeki birkaç yıl içinde

göreceğiz. İlk bakışta bir eğitim seferberliği gibi görünen uygulamanın

ülkemizin bazı bölgelerinde uygulamada ciddi sıkıntılar çıkacaktır. Bunun

yanında dershanelerin kaldırılacağı açıklaması ile kıyafet serbestîsi de

uygulamada ciddi sıkıntılara yol açacaktır. Bu bakımdan Milli Eğitim Bakanı

Sayın Avcı nın da belirttiği gibi, Eğitimde radikal hamlelerle kitleleri

sıkıntıya sokmamak gerek. Aynı şeyi diğer alanlar için de söylemek mümkündür.

Çünkü iktidarların görevi toplumu sıkıntıya sokmak değil, var olan sıkıntılara

ve problemlere çözüm bulmaktadır.

Sağlık alanında önemli adımlar atıldı, rahatlama

sağlandı. Toplumun daha iyi ve kolay hizmet almasının önü açıldı. Bu arada

doktorların ya devleti ya da özel sektörü tercih etmeleri zorunluluğu

getirildi. İlk bakışta doğru bir karar görüntüsü veriyordu. Bu karara destek

verenlerden birisiyim. Ancak, gelinen noktada görüyoruz ki, tam gün

uygulamasından geri adım söz konusu. Geçmişte tam gün uygulamasını savunurken

söylenenler nasıl doğru idiyse bugün söylenenler de doğru olabilir. Bu bakımdan

alınan kararların uygulanabilir olup olmadığı önceden araştırılıp ona göre

harekete geçilmesi gerekiyor. Aynı şeyleri eğitimde kıyafet serbestîsi ve

dershanelerin kaldırılması kararları için de söylemek mümkün. Çünkü kıyafet

serbestîsi kararı daha uygulamaya geçilmeden özel okullarda bu uygulamaya

esneklik getirildi ve söz konusu okulların öğrencilerinin kıyafetlerini

kendilerinin belirleyebileceği bizzat eski bakan tarafından açıklandı. Böylece

daha işin başında ilk ve ortaöğretimde kıyafet serbestîsi kararı sulandırılmış

oldu. Bunun yanında bizzat Başbakan tarafından dershanelerin önümüzdeki yıldan

itibaren kapatılacağı, toplumu rahatsız edici radikal bir karar niteliğindeydi.

Ders yılının sonuna gelinmiş olmasına rağmen alınan kararların nasıl

uygulanacağı topluma açıklanmış değil.

İktidarın ayaküstü aldığı daha sonra vazgeçtiği kararlar

bunlardan da ibaret değil. Söz gelimi 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği

ile Cumhurbaşkanı nı halkın seçmesi kararlaştırılmış olmasına rağmen, bir kez

bile uygulanamadan yeni anayasa yazımı sırasında bu defa da başkanlık sistemi

gündeme taşındı. Eğer başkanlık sistemi ülkemiz için en uygun olan sistem

idiyse daha önceki anayasa değişikliğinde niçin ele alınmadı, sorusu cevapsız

kalıyor. Doktorlara getirilen tam gün uygulaması doğru idiyse bugün niçin geri

adım atılıyor Kısacası iktidarın aldığı her karar ve attığı her adım doğru

olmalı ama bu yetmez. Uygulanabilir olup olmadığı da çok önemlidir. Çünkü

artık, Ben yaptım, oldu mantığı geçerli değildir.

Milli Eğitim alanında alınan radikal kararlar konusunda

yeni bakan Sayın Avcı toplumu rahatsız edecek uygulamaların önüne geçecek

adımları atacak görünüyor. Sanki Başbakan da Milli Eğitim ve Sağlık alanında

alınan bazı kararlardan rahatsız olmuş ki iki bakanı değiştirme yoluna gitti.

İki bakanın değiştirilmesi Başbakan ın alınan yanlış kararlardaki sorumluluğunu

ortadan kaldırır mı Bu da ayrı bir soru.