Toplumu Sallayan Sarhoşlar

Abone Ol

Yaratılan her şeyin kendine göre hacmi, özgül ağırlığı olduğu gibi rengi ve kokusu da vardır.

Rengi, gözümüz görürken, kokuyu burnumuz alır.

Her şeyin kokusu vardır.

Çocuk, doğduğunda anasının kokusunu diğer kadınlardan ayırt edebilir.

Koyun sürüsüyle kuzu sürüsü karşılaştığında, bir dakikaya varmadan bir kuzu, kendi anasını yüzlerce koyun arasından bulur ve bütün kuzular analarını emmeye başlarlar.

Yiyeceklerimizden soğanla sarımsağın kokusunu alırız da diğerlerinin farkına pek varmayız.

Yiyeceklerimizin güzel kokusu, çürüyünce kötü kokuya dönüştüğü gibi, helal olan bir yiyeceği haram yoldan yediğimiz zaman o bizim tenimiz üzerinde ayrı olumsuz bir etki meydana getirir.

Hani sarımsak sevenler, genelde onu Pazar günü yerler.

İş yerinde arkadaşların rahatsız olmaması için bunu yaparlar.

Sevgili Peygamberimiz de buna dikkatimizi çeker ve sarımsakla soğanı çiğ olarak yediğimizde camiye gelmememizi tavsiye eder.

Uyuşturucu içecek ve yiyecekleri kullananlarda hem kötü koku hem sarhoşluk verdiğini onların zıbarıp kalmasından biliyoruz.

Aslında bütün haramlarda, bu tür etkiler vardır ama Rabbimiz lütfü kereminden diğer haramlardan sarhoşluk verme etkisini kaldırıvermiş.

Haramlar, bizim bildiğimiz sarhoşluğu vermez ama makam sarhoşlarının, para sarhoşlarının, şöhret sarhoşlarının insana tapınma sarhoşlarının verdiği zarar, içki sarhoşlarının verdiği zararın binlerce, milyonlarca üstünde olduğunu görüyoruz.

Can-ciğer arkadaşların, makam sarhoşluğunda birbirlerinin gırtlağına sarıldığını, ikiz kardeşlerin, mal bölüşümünde kanlı kinli düşman olduklarını görüyoruz, duyuyoruz.

İnsani kriterlere sarılarak insana tapınanların zararı hepsinden fazladır.

Onlar bütün insanları yaratanın kulluğundan kendi kulluklarına, makam, servet, şehvet, şöhret ve silah zoruyla zorladıklarından şu anda bile dünya, silah yapma yarışındalar.

İşte bunlar, sallanmayan ama toplumu sallayan sarhoşlardırlar.

Bir laf taşıyıcının, bir arabozucunun iki dost arasını ayırdığı gibi, haram yiyecek, içecek ve giyecekler de arayı bozar.

Kırk yıllık arkadaşındı, kırkından sonra azdı, haramlara daldı, köşeyi dönerken başı da döndü ve sen onun yüzünü göremez oldun, sana uğramaz oldu. Nedenini de bilemiyorsun.

Onun hücrelerinde dolaşan haram, eksi mıknatıs gibi onu senden itiyor.

Helallerin de kendine özel kokusu ve etkisi vardır.

Yediğinizde, içtiğinizde, giydiğinizde, barındığınız yerde, bağınızda bahçenizde… Kimsenin hakkı yoksa ve siz göz hakkıdır diyerek komşulara yoldan gelip geçenlere onlardan tattırıyorsanız, gönlünüzün rahatlığı, endişesiz bir hayat aslında Rabbimizin size helal maddeler içinde siz sunduğu mutluluk o eşyanın kokusu, rengi ve tadıdır.

Sen, yine harami arkadaşından uzak kalma.

Arkadaşın aklını kaybetse, yıkanamasa, sokaklarda deli deli dolaşsa sen, onu hamama götürüp temizlediğinden daha fazla, kendini akıllı zanneden harami arkadaşının haramlardan arınması için sen, ona yaklaş ama haramın girdabına girme.

Ötelerin ötesinden Cebrail aleyhisselam aracılığıyla Rabbinden vahiyle konuşan Sevgili Peygamberimiz, bir gün ashabıyla otururken Yemen tarafına işaret ederek:

“Rahman olan (Rabbimizin) nefesinin/bizi rahatlatacak yardımının) kokusunu alıyorum” buyurur. (Taberani, Mu’cemi Kebir, Ebu Zür’a hadisi no 6233, Bezzar, Müsned, Seleme bin Nüfeyl hadis no 3702)

Ve bizim Veysel Karani dediğimiz Üveys ve diğer Yemenliler gelmişler ve Pers imparatorluğuna son vermişler, Şam diyarını fethetmişler (Allah ondan razı olsun).

Biz, hâlâ “Yemen İllerinde Veysel Karani” ilahisinin makamları arasından, Üveys kokusuyla tatmin olur ve güç tazelemesi yaparız.

Not: Bu hadise “zayıftır” diyerek dudak büken, dikkat et cahilliğini fark etmesinler. Bu hadisin İmam Ahmed’deki rivayeti için “zayıf” denilmiştir. Taberani ve Bezzar’ın ravilerinin sika/sağlam olduğunu bütün hadis kritikçileri kabul ediyorlar.