Toplumu kandırmaya çalışmayın

Abone Ol

Önceki günkü yazımızda ifade hürriyeti sarmalı ve

kılıfıyla İslam ın muazzez Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimizin

karikatürlerini yayınlamayı toplumsal bir hezeyana dönüştürenlerin, Cumhuriyet

dönemi boyunca dini değerlerle kavgalı olduğunu ifade etmiştik. Frenk

Mukallitliği ve Şapka adlı eseri dolayısıyla kanunların geriye doğru

işletilerek idam sehpasına yollanan İskilipli Atıf Efendi ye yapılan zulmü, bu

zihniyetin kararan vicdanıyla bile izah etmek mümkün değildir. Yıllarca

Kur an-ı Kerim öğrenilmesine bile karşı çıkanlar, camileri ahıra dönüştürenler,

Ezan-ı Muhammedi nin orijinal metninden Türkçeye çevrilmesini sağlayanlar,

aslında toplumun genetik yapısına işleyen dini değerleri söküp atmak,

insanların vicdanından din olgusunu yok etmek için türlü metotlar ve

stratejiler izlemişlerdir. İşin tuhaf boyutu, bu zulümler, işkenceler ve dini

değerlerin toplumsal vicdandan sökülüp atılması sürecinde, Türkiye de yayın

yapan basın yayın organları da bu materyalist zihniyetin borazanı olmuşlar, bir

manivela gibi yüreklerdeki güzellikleri yok etmeye çabalamışlardır. Yedinci

sanat olarak karşımıza çıkan sinema ise, bu dönüşümün bir parçası olarak kare

kare yüreklerdeki güzellikleri silip süpürmenin derdine düşmüştür. 1960 lı, 1970 li

yıllarda vizyona giren birçok filmde, aydın bir öğretmen ile karikatürlere konu

olabilecek nitelikteki imamların kavgası, bir klişe olarak özel olarak

senaryolara iliştirilmiştir. Gelmiş geçmiş en büyük komedyen diye yutturulan

Kemal Sunal filmlerinin birçoğunda bu senaryoların izini bulmak mümkündür

Cenaze kıbleye mi gelecek, hortuma mı şeklinde insanların mizah algısına

hakaret ederek prim yapmaya çalışan Kemal Sunal ın, Üç Kâğıtçı filminde ise

Yağmur yağması için duaya çıkan imamla çekişmesi hınzır diyaloglarla bizlere

sunulmaktadır.

Bu zihniyete göre, dini değerlerle hemhal olmak,

aydınlanmaya engeldir Açılacaksınız, saçılacaksınız, bir elinizde puro, bir

elinizde kadeh tutarak, memleketin bitmek tükenmek bilmeyen sorunlarına çareler

üreteceksiniz. Nitekim 90 lı yıllarla birlikte karşımıza dikilen dizi

furyasında da, işadamlarının, dizi karakterlerinin, derdi sıkıntısı olanların

buluştuğu mekân olarak barlar-pavyonlar bizlere lanse edilmiştir. Sürekli içen,

hayatta başka kaygısı olmayan, hiçbir değere bağlı olmayan, materyalist,

emperyalist, hedonist, egoist bu tiplerin çok matah bir kimlik olarak bizlere

sunulması, deyim yerindeyse abesle iştigal olarak günümüze kadar gelmiştir.

Her zaman ve üstüne basa basa söylediğimiz gibi,

medyamızın dini değerlere olan ilgisi ve bilgisi, Bu sene de Kurban Bayramı,

Hac mevsimine denk geldi garabetiyle izah edilecek kadar berraktır. Dinin

toplumsal karşılığını hayatımızdan çıkarmak isteyenler, bu noktada tüm ahlaki

değerlerle, hakkaniyet boyutunu silerek yok etmeye çalışmalarına elbette çağdaş

kavramlara yaslanmaları gerekiyor. Ne diyecekler İfade hürriyeti Basın

hürriyeti Düşünce hürriyeti

Bilmedikleri tek şey var: Bu toplum artık bu numaraları

yemiyor Bu zihniyetin yaptıklarının dine açıkça savaş açarak, kazandıkları

cepheleri tahkim etmek ve bu toplumun sırtından devşirdikleri rantları daha,

daha derinleştirmek için sürdürdüklerini herkes biliyor. Savundukları

değerlerin artık içi boş, kof, sığ, düzeysiz ve gerçek düşünce hürriyetine açık

bir saldırı olduğunu milletimiz tüm boyutuyla farkına varmış durumda.

Kimse kimseyi kandırmasın

Hz. Peygambere (S.A.V.) saldırmak, hakaret etmek hiç

kimsenin haddi değil