Toplumsal çöküş

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Allah, insanlara İslam’ı bir nimet olarak ihsan etmiştir. Bu nimetin kıymetini, fert ve toplumun özellikle önde yürüyenlerin bilmesi gerekir. İbrahim 28: “Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mi?” Allah'ın İslam nimetini, batılla değiştirenler, kendilerine tabi olan insanları helak yurduna götürüyorlar. Bir toplum, önde yürüyenlerin telkinleriyle İslam’dan kopuk bir hayat yaşarsa çöker. Fert ve tolum, itaat ediyoruz diyerek Allah’a isyan ediyor. Yine fert ve toplum, Hz. Muhammed’in ümmetiyiz diyerek, Peygamberimizin yolunu terk ediyor. İslam fıkhının geniş müktesebatını yok sayarak AB müktesebatına uygun bir hayata ve düzene rıza gösteren fert ve toplumun iki yakası bir araya gelmiyor. Günümüzde fert ve toplum, Allah’a kulluk şuuruyla hareket edeceğine, peşine takıldıkları liderlere kul ve köle olmuştur. Bu sebepten dolayı Türkiye, toplum ve yönetim olarak dökülüyor. Son günlerde kamuoyuna yansıyan vahim iddialar, yaşanan çöküşün göstergesi değil midir? İddialar hafife alınacak gibi değildir. İddialara bakıldığında tam bir rezaletle karşı karşıya olduğumuz ortadadır. İbn-i Haldun'a göre bir toplumda; dayanışma yok olursa, üretimin zayıflar ve vergiler artırılırsa, ehliyet ve liyakat esas alınmazsa, adaletsizlik yaygınlaşırsa, göç hızlanırsa, o toplumun çöküşü gerçekleşiyor demektir. Biz bugün bu çöküşü yaşıyoruz. Ne yazık ki tarih değil hatalar tekerrür ediyor. Üretim zayıflamış, vergiler artmış, ekonomik olarak milletimiz faizle eziliyor. Ehliyet ve liyakatin yerini torpil almıştır. Akledelim, düşünelim, görelim, feraset sahibi olalım, İslam’ca düşünüp dünya ve ahiret saadetini hedefleyen bir hayat yaşayalım. 

İSTANBUL VE FETHİ

Bu hafta, 29 Mayıs İstanbul’un Fethi’nin yıl dönümünü idrak edeceğiz. Bizim için İstanbul’un fethinin taşıdığı en önemli mana: “Hakk’ın batıla galip gelmesidir.” Bu sebeple, tarih boyunca bu mananın taşıdığı ilkelerin hayata geçirilmesi insanlığın saadetini tesis etmiştir. Bu konuda Peygamberimizin hadis-i şerifini de hatırlamak gerekir: “İstanbul bir gün muhakkak fetholunacaktır. O’nu fetheden asker ne güzel asker, fetheden komutan ne güzel komutandır.” Bu methe, Sultan Fatih mazhar olmuştur. İnsanlığa saadet getirecek olan ilkeler; adaleti tesis etmek, liyakate önem vermek, devlet yönetiminde şeffaf ve hesap verebilir olmak, farklı inanç ve fikirlere müsamaha göstermek, karar alırken istişareye özen göstermektir. Biz, Mekke’nin ve İstanbul’un fethini öyle okumalıyız ki, bu okumalar bizi Milli Görüş’ün zaferi ile taçlandırsın.

BÜYÜK GÜNAHLAR

Azabı büyük olan günahlar vardır. Dünya hayatını Allah için yaşama gereği dikkate alındığında insanın günahın büyüğünden de küçüğünden de kaçınması gerekir. Günahların özünde, Allah ve Resulünün emirlerine kaşı gelmek vardır. Büyük günahın bazı belirtileri şunlardır: a-Kendisine bir had cezasının uygulanması, b-Kur'an veya sünnette azap veya ateşle tehdidin varlığı, c-Günahı işleyenin fasık olarak tanımlanması ve lanetlenmesi. Allah'ın yasak ettiği şey, büyük günahtır. Allah'a isyan demek olan şey, büyük günahtır. Allah'ın, hakkında, azapla, lânetle veya gazapla hükmünü bildirdiği her fiil büyük günahtır. Büyük günah; yerine getirilmesi zorunlu Allah tarafından bildirilen direktifleri ihlal etmek, bunlara itaat etmemektir. Allah’a şirk koşmak, ana-babaya itaatsizlik etmek, yalan şehadette bulunmak, kasten cana kıymak, günahta ısrar, Allah'ın rahmetinden ümit kesmek ve Allah'ın azabından kendini emin saymak büyük günahlardandır. Evli kadına iftira, içki içmek, yetim malı ve faiz yemek de büyük günahlardandır. Zina yapmak, eşcinsellik, hırsızlık, hakkın hâkim, batılın zail olması için yapılacak cihattan kaçmak büyük günahlardan sayılmıştır. Şirk dışındaki büyük günahların çoğu, doğrudan doğruya fertlere yönelik suçlardır.

Namaz kılmamak, zekât vermemek, özürsüz olarak Ramazan orucunu yemek, hali vakti yerinde olduğu halde hacca gitmemek, Allah ve Resulü hesabına yalan söylemek, kadının erkeğe, erkeğin kadına benzemesi, kaderi inkâr etmek, Allah'tan başkası adına hayvan boğazlamak, özürsüz olarak İslam toplumunu terk etmek fert ve toplumu çürüten, çökerten büyük günahlar kapsamındadır.

ÇÖKÜŞTEN KURTULMAK

Çöküş ve çürümekten kurtulmak için yapılacak tek şey, helak edici günahları terk etmek, helaller üzerine bina edilmiş bir düzeni tercih etmektir. Bu düzen adil düzendir. Adil düzen ancak Milli Görüş ile kurulabilir. Kim günahları emreden bir düzene rıza gösterirse, Allah’ı yeterince sevmiyor ve O’ndan çekinmiyor demektir. Allah ıslah siyasetini sever, ifsat siyasetine gazap eder. Fert ve toplum; Allah’ın sevip razı olduğu ıslah siyasetine tabi olursa kurtulur ve refaha kavuşur. Adalet, liyakat ve ehliyet, ıslah siyasetinin yoludur. Tevhit inancına sarılmak kurtuluşun ilk kapısıdır. Fert ve toplum için ahlak çok önemlidir ve sosyal barışı teminatıdır. Kur’an ahlakına sarılmak kurtuluşun ikinci kapısıdır. Helal kazanç, emeğe hürmet, üretim fert ve toplumu diri tutar. Adil Ekonomik Düzen’e sarılmak kurtuluşun üçüncü kapısıdır. Nesilleri Kur’an ile eğiten toplumlar, gelecekten emin olabilirler. Kur’an ile yapılan eğitim kurtuluşun dördüncü kapısıdır. Adil yargılama, fert ve toplumu ayakta tutan orta direktir. Adil yönetim ise, fert ve toplumu çöküşten koruyacak çatıdır. Orta direği ve çatısı sağlam olmayan bir toplum çöker. Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye için Milli Görüş tek çaredir. Milli Görüş’ün temel hedeflerinden birisi de Yeni Bir Dünya kurmaktır.

Bizim görevimiz, Milli Görüş’ü ve telkin ve teklif ettiği adil düzeni topluma, hikmetle, etkin bir tanıtma ile anlatmaktır. Başarımız bu görevi hakkıyla yaptığımız kadardır. Selam hidayete tabi olanlara…