Topluma tedirginlik şırınga ediliyor

Abone Ol

Şu günlerde Başkent kulisleri fısıltının işgali altında. Kulislerde Cumhurbaşkanı ve komutanların açıklamalarından tutun da, 5 Mayısta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, bu arada erken seçime kadar pek çok konuda onlarca senaryo üretiliyor, kulaklara fısıldanıyor.. Bu fısıltıların bir bölümü samimi tahminlere dayanırken, bir kısmı da belli çevrelere yakın olduğu, ya da güya belli merkezlerden edindikleri gizli bilgileri çevrelerindekilerle paylaşıyorlarmış havası içinde bir şeyler kulaklara fısıldanıyor. Özellikle de AKPnin tedirgin edilmesine çalışılıyor. Ve Cumhurbaşkanını kendi istediği şekilde seçmesine engel olunmaya çalışılıyor. Sanıyorum bunda başırılı da olunuyor. Bu arada kendilerine göre gelişmelerle ilgili geleceğe dönük yorumlar yapanlar da var.. Ancak, bu tür yorumlar o kadar çok çeşitli ki, insanın bu kulislere bakarak doğru bir değerlendirme yapması mümkün olmuyor..

Söz gelimi şu günlerde en çok konuşulan konuların başında Cumhurbaşkanlığı seçimleri geliyor.. Çünkü, bu konu önümüzdeki dönemin siyasi yapısının şekillenmesinde önemli bir rol oynayacak. Çünkü, olayın Erdoğan ya da bir başkasının Cumhurbaşkanı olmasından çok öte boyutları var. Kulislerde iç politikadaki tırmanışın ve giderek gerginliğin artırılmasının ardında kimin Cumhurbaşkanı olacağı sorusunun cevabının yattığı belirtiliyor. Bir kesim Erdoğanın Cumhurbaşkanı seçilmesinin kesinlikle engelleneceğini ileri sürerken, kimileri her şeye rağmen Erdoğanın Cumhurbaşkanı olacağını, olması gerektiğini söylüyorlar. Bu arada, AKP içinde de iki farklı görüş var. Bu görüşler şimdilik kamuoyu önünde tartışılmıyor ama, her an gündeme getirilebilir. Bu iki görüşten bir taraf Erdoğanın Cumhurbaşkanı olmasının çeşitli sıkıntıları beraberinde getireceğini belirterek, Erdoğanın yerine uyumlu bir ismin Cumhurbaşkanı seçilmesini öneriyorlar. Böylece hem ortamın daha fazla gerginleşmesi engellenmiş olacağını, hem de AKPnin yeni bir genel başkan arayışına gerek kalmayacağını, aksi halde yeni bir genel başkanlık yarışının partide sıkıntılara yol açacağını belirtiyorlar. Erdoğanın Köşke çıkmasının ve ardından yapılacak genel başkanlık seçiminin partiye bir zararı olmayacağını ileri sürenler de var. Ama, aksi görüşü savunanlar şimdilik ağırlıkta görünüyor. Özalın Köşke çıkmasının ardından ANAPta yaşananları hatırlatanlar da az değil.

Bu arada, üçlü, beşli gruplar halinde yapılan konuşmalarda önümüzdeki günlerde ortamın daha gerginleşeceğini, sıkıntılı günlerin söz konusu olacağını, bazı kesimlerin Erdoğanı Cumhurbaşkanı seçtirmemekte kararlı oldukları şeklindeki düşüncelerini yaygınlaştırmaya çalışıyorlar.

Öte yandan akla pek uygun gelmemekle birlikte 5 Mayısta Cumhurbaşkanını seçecek olan Meclisin bu seçimden önce 24 Haziran için erken seçim kararı alacağını iddia edenler var. Erken seçim kararı almış bir Meclisin Cumhurbaşkanını seçmesi ne kadar uygun olur sanıyorum tartışılacaktır. Hatta bu yönde tartışmalar da kulislerde sürüyor.

Kısacası kulislerde konuşulanların bir kısmını uçuk değerlendirmeler olarak nitelendirmek mümkün olmakla birlikte toplumun tedirgin olduğu ve bu tedirginliğin özellikle pompalandığı kesin. Ve yine önümüzdeki yıl yapılacak olan iki seçim sanıyorum ülke gündemini meşgul edeceği gibi, belki önümüzdeki 5 hatta 10 yılın nasıl şekilleneceğini de belirleyecek. Bu bakımdan şu günler ülkemiz için her bakımdan çok önemli günler. Kişisel çıkarlar uğruna birtakım gerçekleri görmezden gelmek ya da toplumdan gizlemek gelecekte telafisi mümkün olmayan sıkıntılara yol açabilir. Bu arada günlerden beri darbe tartışmalarının yapılması toplumu gerçekten tedirgin ve rahatsız ediyor. Öyle anlaşılıyor ki, toplum "Ne olacaksa olsun" noktasına getirilmeye çalışılıyor.

Diyebiliriz ki, "Neler oluyor, ülkenin durumu nasıl " sorularının cevabı işlerin iyiye gitmediği, ülkenin sıkıntılı ve kötü günlere sürüklendiği oluyor.. Dileriz bu sıkıntılar fazla büyümesin, sistem normal işleyişi içinde önümüzdeki iki seçimi kazasız belasız atlatsın.