Türkiyede hangi hastaneye giderseniz gidin bütün hastaneler her gün

hastalarla doludur. Devlet hastaneleri de dolu, özel hastaneler de.

Hastaneye adımınızı atar atmaz aklınızdan geçen şey demek ki

milletimizin bütün fertleri hasta olmuş buraya gelmiş düşüncesidir.

Efendim kamu yararı için çalışan bütün kurumlar böyle bahanesi yutulacak

bir bahane değil. Hastanelerin dolu olması Türkiye sağlık sisteminde

temelli büyük sorunlar olduğunun apaçık kanıtıdır. Sorunu baştan

anlatmaya çalışalım.

Bir insan niye hastaneye gider Herhalde şurada azıcık vakit

geçireyim ulan bugün de hiç vakit geçmiyor yahu deyip vakit geçirmek

için hastaneye gitmez. Gezip görmek için de gitmez, gezilecek bir tarafı

yok. Bir insan hastaneye hasta olduğu için gider. Ağır hastaysa yakını

tarafından götürülür. Peki, ülkemiz insanının yüzde beşyüzü niye hasta

Hastalığın

temel sebebi sıkıntıdır. Maddi ve manevi sıkıntı hastalığa sebep

oluyor. Baştan alalım; Türkiyede çalışanların durumu bile maddi olarak

kötü, işsizleri söylemeye zaten gerek yok. Türkiyede yaşayan bir insan

asgari olarak yani en az net iki bin (2000) TL maaş alması gerekir. Ama

bugün Türkiye çalışanının yüzde sekseni net iki bin TL maaş almıyor.

Alamayınca da temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Örneğin kirada oturan

kirasını ödeyemiyor. Kaldı ki kira diye bir şey olmaması gerek; evi

olmayan bir insan ev alamıyor. Barınma ihtiyacı insanın en eski ve en

temel ihtiyacıdır. Birinci temel ihtiyaç karşılanamadı, ne oluyor, maddi

ve manevi (psikolojik) sıkıntı başlıyor. Barınmadan sonra insanın en

temel ihtiyacı yeme-içme-giyinme. Bu üç temel ihtiyaç fiyatlarına her

yıl zam geliyor, hükümet zam yapıyor. Giyinmeyi bir tarafa bırakıp

yeme-içme ihtiyacı üzerinde duralım.

Bir kere Türkiye insanı yeterli

beslenmiyor. Alım gücü olmayınca bir insan yeterli beslenebilir mi,

beslenemez. Parası olmayan bir insan eti yılda ancak bir kere yiyebilir

ki ülkemizde böyledir. Kahvaltıda tereyağı, pekmez, bal ve süt olmazsa

bir insan ne kadar beslenebilir. Net maaşı (cebine giren para) iki bin

TL olmayan bir vatandaş kahvaltıda tereyağı, bal, pekmez ve yağlı peynir

yiyebilir mi, yiyemez. Türkiyeyi yönetenler bunları bilmiyor.

Türkiyeyi sadece başbakan ya da diğer bir deyişle 550 milletvekili

yönetmiyor, onlarla birlikte zenginler, yüksek rütbeliler, yüksek

bürokratlar, işletme ve şirket sahipleri yönetiyor. Kahvaltısında bal ve

tereyağı eksik olmayan kahvaltısında hiç bal ve tereyağı görmemiş

birinin halini anlamaz. Anlıyorum diyen yalan söylüyordur. Yönetimdeki

mutlak monarşistlerin faciası bunlarla bitmiyor tabi, oraya birazdan

geleceğim.

Türkiyede insan vücuduna zararlı madde içermeyen bir

yiyecek var mı Ocak ayında markete gelen domateste insan vücuduna

zararlı madde olmadığını hiç kimse iddia edemez. Bir haftada yetişecek

bir sebze çeşitli kimyasallar kullanarak bir günde yetiştiriliyor.

Türkiyede kimyasal madde katılmamış nerdeyse hiçbir yiyecek yok.

Bilumum kuru ve yaş bütün gıda maddelerinde insan vücuduna zararlı

kimyasallar var. Hadi sıkıysa hasta olma!

Gelelim Türkiyedeki sağlık

sistemine. Sağlık Bakanlığının uygulamaya getirdiği vatandaşı soyma

düzeninden önce şu vicdanı sağlıksız sağlıkçıların yani doktorların önce

bir insan olması sağlanmalıdır. Türkiyede temel yasalardan yani

devletin temelini oluşturan yasalardan biri devlet çalışanının (memur,

amir, doktor, hemşire vb) mesai saatleridir. Mesai saati resmî olarak

saat sabah sekizde başlar akşam beşte biter. Ama doktorların bu mesaiye

uyduğu hiçbir hastanede görülmemiştir. Doktor kanunen saat sekizde

başlayan mesaisine en erken saat onda başlıyor. Saat onda gelen doktor

öğleden sonra saat iki dedi miydi hastanede durmuyor hemen mesaisi

bitiyor. Devletten aldıkları beş bin TL maaş yetmezmiş gibi bir de özel

muayenehane açıp vatandaşı soyarak haksız kazanç elde ediyorlar. Özel

muayenehanesine gitmek için hastanede sadece üç saat çalışıyor

doktorlar. Her gün üç saat çalışarak beş bin (belki daha fazla tam

bilmiyorum) TL maaş alıyorlar. Bunlara devlet ne yapsın Her doktorun

başına polis mi diksin Vicdanı olmayan insana polis ne yapabilir.

İnsanlıktan çıkmış bir insana kanun ne yapabilir.

Bir de her şehirde

şehrin nüfusuna oranla yetersiz sayıda ve donanımda hastane var. Bu

sebeple hastaneler her gün hasta kaynıyor. Şu komikliğe bakın; hastasın,

tedavi olmak için önce hastaneden randevu alacaksın; bu uygulama

ilkelliktir, vahşiliktir. Randevu ilkellik de hastanede kuyrukta

beklemek ilkellik değil mi o da bir ilkellik. Bunlar insanın doğasına

aykırı uygulamalardır. Randevu verilmezse ne olacak Mecburen öleceksin,

başka çare yok. Ya da, hasta bir şekilde sürüneceksin. Peki devleti

yönetenler onca boş işlere milyonlarca TL harcama yaparken hastane

yapmaya paraları mı yok. Var! Ama kaldırım yapmak gibi rant yok hastane

yapmakta.

Toplum hasta. Çünkü rejim hasta! Çünkü sosyal düzen

sağlayıcılar hasta! Kanunlar hasta! Yaptırımlar hasta! Maaş verenler

hasta! Yiyecek içecekler hasta! İhtiyaçlar hasta!

Hadi sıkıysa hasta olma!