Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Güzel ahlâk, toplumlara hayat verir. Adil bir devlette güzel ahlâk; fert ve toplumu, refah ve saadete kavuşturur. Şuurlu bir topluluğun, yeryüzünde İslam’ca bir düzeni hayata ikame etmek gibi şerefli bir görevi vardır. Her Müslüman ferdin, böyle bir topluluk içinde bir dava adamı ve bir inanç eri olması gerekir. Eğer biz inananlar, dünya hayatımızda imtihanda olduğumuza hakikaten inanıyorsak, Allah’ın bizi mükellef kıldığı, bütün ödevlerimizi yerine getirmemiz gerekir. Bu görevlerin yerine getirilmesi için tevhit inancına sahip, risalete teslim olunması zaruridir. Bizler, Allah Resulünün o tertemiz elçiliğine baktığımızda görürüz ki O, ilk Müslümanları Kur›an sofrasında ve kendi okulunda terbiye etmiş, İslam’ca bir hayat düzenini onların omuzlarında yükseltmiştir. Ebu Cehil’lere hakkı tebliğ etmiştir ama Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali gibi kimselerden oluşan yakın kadrosu ile yol yürümüştür. Bu yakın kadrosu ile kenetlenmiş ve bunları Allah yolunda cihada hazırlamıştır. Özel durumlar hariç, onlarla arasına hiçbir mesafe koymamıştır. Sonuçta, böyle bir elçi ve çelikleşmiş kadro ile yeryüzüne Allah, nurunu hâkim kılmıştır. Günümüzde hakkı temsil eden topluluğa liderlik edenler, Allah’ın elçisi gibi, topluluk ise, bu elçinin liderliği etrafında kenetlemiş ashap gibi olmaya önem vermelidir. Bilmeliyiz ki, lider de kadro da kendi makamında kendi imtihanını vermektedir. Burada, öncelikli olan şey, Allah’ın rızasını gözetmektir. Saf 4: “Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi (BÜNYANÜN MERSUS) saf bağlayarak savaşanları sever.” Lider ile adil bir hayat düzenini kurmak için birlikte mücadele ettiği, yakın dava arkadaşları ve kadrosu arasındaki ilişkiler de, İslam’ca olacaktır. Peygamberimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Müslümanların idareciliğini üzerine alıp da, onlar için çalışmayan ve onların iyiliğini istemeyen bir idareci onlarla birlikte asla cennete giremez.” (Müslim, İman, 229) Şuurlu bir kadronun, lider ile olan münasebetleri de yine İslam’ca olacaktır. Allah Resulü (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Müslüman bir kimse, hoşuna gitsin gitmesin, bütün işlerde günah olmadıkça, liderin emirlerini dinlemek ve itaat etmek mecburiyetindedir. Eğer lider günah olan bir şeyi emrederse, o zaman onu dinlemek ve itaat etmek gerekmez.” (Buhari, Ahkâm: 4; Müslim İmare: 38; Tirmizi Cihad: 39) İtaat ve sadakat, disiplin ve ciddiyet, sevgi ve şefkat, adalet ve merhamet, kardeşlik ve samimiyet olmadan sefer de olmaz, zafer de olmaz. Hatalı davranışları düzeltmek bir talim ve terbiye işidir. Yeter ki insan, niyet ve talep etsin…
SAĞLAM DUVAR
Mücadele, eğitilmiş kadrolar ile yapılır. Erbakan Hoca’mız, “Sağlam duvar, sağlam tuğla ister” sözünü, eğitilmiş kadrolar için söylemiştir. Eğitim; mücadele eden kadrolar arasında, a-İtikat ve inanç birliği, b-Kavram birliği, c-Eylem birliği sağlamak için yapılır. Bu üç şeyi sağlamayan eğitim, israf ve oyalama ve aldanma ve aldatmaktan başka bir sonuç doğurmaz. Kıyamete kadar yürüyecek olan hak-batıl mücadelesinde, hakkın kapısını tutan topluluk; hak ile batıl, faydalı ile zararlı, zalim ile mazlum arasında yürüyen zorlu bir mücadele için kendisini hazırlamalıdır. Cihat; zorluk ve meşakkate katlanmayı gerektirir. Onun için cihat, hayatın kendisidir. Bunun için Erbakan Hoca’mız; “Hayat, iman ve cihattır” demiştir. Cihat, gündem ile yapılır. Gündemsiz çalışmalar, belirsiz çalışmalardır. Mücerret çalışmalar, müşahhas neticeler vermez. Eğitim; su gibidir. Liderden üyeye kadar hareketin her bir mensubunun eğitime olan ihtiyacı, her canlının suya olan ihtiyacı gibidir. Teşkilat; eğitim ve eylem içindir. Camiler ise; ilim, ibadet ve çözüm mekânlarıdır. Bir camide toplanan insanlar, ilim öğrenip ibadet yapmıyorlarsa, meselelerine çözüm bulamıyorlarsa, bu toplanmanın hiçbir faydası olmaz.
LİDERLİK
Hak-batıl mücadelesinde, hareketin her kademesinde liderlik; her türlü gösteriş ve rağbetten uzak, büyük meşakkat ve ağır bir emanettir. Çünkü bu makam; tüm insanlığın, adil bir dünya düzeni içinde yaşaması imkânına hizmet eder. Diğer taraftan Allah; her liderden, yönettikleri kadro ve toplum hakkında hesap vermesini isteyecektir. Buna göre liderliğin sorumlulukları, görev alanı büyüdükçe ve kendisine bağlı olanların sayısı arttıkça daha da ağırlaşmaktadır. Bunun için liderlik, ilim ve adalet ile yürütüldüğünde anlamlı olur. İlim ve adalet ile yürütülmeyen liderlik, sahibini zalim yapar. Ebu Zer: “Dedim ki: ‘Ey Allah’ın Resulü, beni yönetici olarak tayin et.’ Bunun üzerine eliyle omzuma vurarak şöyle dedi: ‘Ey Ebu Zer, sen zayıf bir adamsın, liderlik ise ağır bir emanet ve kıyamet günü ise bir pişmanlıktır. Ancak o emaneti hakkıyla yerine getirenler, bu ağır hesaptan kurtulabilirler.” Bunun için liderlik, ateşten gömlek giymek gibidir. Bunun sebeplerini şöyle sıralamak mümkündür.
1-İslam ve insanlık âlemi, büyük bir zulüm altındadır. Bunun için yeni bir saadet dünyasının kurulması kaçınılmazdır. Bu mücadeleye yapılacak olan liderlik önem kazanmaktadır.
2-İslam’ca düşünen ve yaşayan kadroların gayesi; Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya kurmak olduğundan, liderlik çok ağır bir mesuliyet taşımaktadır.
3-Adil Bir Düzen kurmak için mücadele eden bir harekette kadrolar genişledikçe her bir üyenin kendi muhatap kitlesine hitap edebilecek şekilde eğitilmesi, teşkilatlandırılması ve yönetilmesi, hareket liderinin temel görevlerindendir.
4-Hareket liderinin, birlikte çalıştığı kimselerin maddi ve manevi ihtiyaçlarını görüp karşılaması gerekir.
5-Hareketin istikametini, kavramlarını, kadrolar arasındaki birlik ve beraberliği korumak, liderliğin öncelikli görevlerindendir. Selam hidayete tabi olanlara…