Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimiz’e, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Toplum, ne zaman adil düzen isterse, o zaman Millî Görüş’e dönmüş olarak Saadet Partisi’ni ve kadrolarını iktidara getirecek demektir. Çünkü hiçbir saadete kendiliğinden ulaşılamaz. Millî Görüş kadroları, elli küsur yıldır bu millete saadetin yolunu telkin ve teklif ediyor. Merhum Erbakan Hocamız ömrü boyunca hak adına ne varsa, hepsini bu millete anlatmıştır. Bir konuşmasında Erbakan Hocamız; “Bunların hiçbirinin zihniyetiyle bu iş düzelmez. Bak size iki tane madde söyledim. Hepinizden rica ediyorum. Ben ayrıldıktan sonra yarın, bu Erbakan’ın söylediği iki madde nedir diye düşünün. Bu iki madde atom bombasından daha mühim, iki cümle söyledim size; 1. Faizler kaldırılmıştır. 2. Bütün vergi kanunları kalkmıştır, vergi servetten alınacak, hiçbir gelir vergiye tabi tutulmayacak. Çünkü gelirden alınan vergi, fakir fukarayı ezmek demektir. Efendim faiz kalkar mı, seni gidi seni, sen hangi milletin çocuğusun be, biz İstanbul’u faizle mi fethettik, biz Viyana’yı faizle mi kuşattık, yahu sen hangi milletin çocuğusun, senin faiz dediğin Yahudi vergisidir, bunu anlatmaya çalışıyorum. Faizi Yahudi koyuyor, o yürütüyor, o destekliyor, niye, beş milyar insanı Yahudi’ye çalıştırmak için, bize faiz sistemiyle İsrail’in uçağının, tankının parasını ödettiriyor. Faiz, yüz seneden beri Avrupa’dan gelmiş bir mikroptur, ondan önce bizde faiz diye bir şey yoktu. Bizim ananelerimizde faiz neymiş, bir hastalık, faiz demek, üretmeyen insana haksız olarak tüketim hakkı vermektir. Faiz demek, alın terini çürütmek demektir. Faiz demek, Yahudi vergisi demek, kırk çeşit belanın mikrobu demektir” demiştir. Erbakan Hocamız, milleti faiz konusunda böyle uyarmıştır. Tek çare ve çözüm olarak “Adil Düzeni” telkin ve teklif etmiştir.
Çünkü Yahudi’nin teklif ve telkin ettiği, AKP ve CHP dâhil bütün Batı işbirlikçisi parti ve kadroların yürüttüğü faizci kapitalist düzen ile saadete erilmez. Milletimiz, saadet ve refah içinde yaşamak istiyorsa, bunun tek çaresi ve çözümü Millî Görüş’e ve adil düzene dönmektir.
NE OLUR?
Toplum Millî Görüş’e döner adil düzeni isterse ne olur. Millet, Adil Düzen’i ister, Saadet Partisi’ni iktidara taşırsa Türkiye’de barış, huzur ve kardeşlik hâkim olur. Millî Görüş’ün benimsediği doğru hak anlayışı esas alınacağından, insan hakları gözetilir ve hürriyetler gelişir. Adalet, hayatın her alanına ikame edilir, emek hırsızlığı yapılmaz, emanetler ehline ve liyakat sahiplerine verilir. Toplum, uygulanacak reel tarım ve hayvancılık, reel ekonomi ve kalkınma uygulamalarıyla, sanayileşme hamleleriyle refaha kavuşur. İsraf önlenir. Sosyal hayat, önce ahlak ve maneviyat ilkeleriyle yeniden güçlendirilir, sağlam bir yapıya kavuşturulur. Eğitim, millileşeceğinden, bu milletin evlatları ahlaki ve manevi değerlere bağlı bir nesil olarak yetiştirilir. Millî Görüş iktidarında Türkiye, tarihteki şerefli yerini yeniden alır. Milletimiz, yeniden, izzetli, şerefli ve onurlu olur. Türkiye, lider ülke olacağından, yeni bir saadet dünyasının kurulmasına öncülük eder, dünyada zulüm düzeninin yerini adil düzen alır. Milletimiz, Millî Görüş’e döner, adil düzen ister, Saadet Partisi’ni iktidara taşırsa Türkiye; Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye olur ve Yeni Bir Dünya kurulur. Bu istemekle olur, temenni ve şikâyetlerle olmaz. Mazlumlar ayağa kalkmadan zalimler diz çökmez. Bu, sığ bahanelerin arkasına saklanarak, başka çare mi var diyerek ifsatçı bir zihniyetin oy deposu olmakla da olmaz. Bu, Millî Görüş’e dönmek, aklın ve ilmin yol göstericiliğine uyarak, Saadet Partisi’ni iktidara taşıyacak desteği vermekle olur. Saadete, saadetle ulaşılır.
HAKKIN HÂKİM OLMASI
Hakkın hâkim olması, Millî Görüş mensuplarının iman ve cihadına bağlıdır. Hak-batıl birileriyle mücadele halindedir. Bu mücadelede hakkın batıla galebe çalması, hakkı savunanların batılı savunanlar karşısında üstün konumda olmalarına bağlıdır. Bu üstünlük; insan gücüne, tanıtma gücüne ve mali güce hâkimiyetle olur. Millî Görüş mensupları, bu üç alanda, batılı savunanlar karşısında caydırıcı bir yeterliliğe ulaşmadan, onlar karşısında mesafe elde etmeleri mümkün olmaz. Millî Görüş’ün insan gücü, milletimizin inançlı evlatlarından oluşur. Tanıtma gücü ise Millî Gazete, TV5, sosyal medya mecralarıdır. Millî Görüş’ün mali gücü ise üyelerinin aidatlarından, milletimizin inanmış evlatlarının üzerine farz kılınmış her türlü infaklarından, maddi ve manevi desteklerinden oluşur. Millî Görüşçülerin insan gücü, tanıtma ve mali güç konusunda elde edeceği üstünlük, kemiyetle ilgili değil, keyfiyetle ilgilidir. Bu keyfiyetin ne olduğu Kur’an’da şöyle bildirilir. Enfal 60: “Düşmanlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvetler, güçlü ordular ve atlı, yani araçlı birlikler, hareket kabiliyeti yüksek birimler hazırlayın. Onunla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz Allah’ın bildiği düşmanları yıldırıp caydırırsınız. Allah yolunda İslam uğrunda karşılık beklemeden, değerli mallarınızdan gönüllü olarak ne infak ederseniz size karşılığı eksiksiz ödenir. Siz asla haksızlığa uğratılmayacaksınız.” Millî Görüş mensupları, bütün kurum ve kuruluşlarıyla yekvücut halinde olduklarında, yetişmiş insan gücünü seferber ettiğinde, tanıtma mecralarını etkin olarak kullandığında, mali varlıklarını hareketin tek hesabında tevhit ettiklerinde, Allah’ın yardım ve inayetiyle zafer inananların olacaktır.
ÖRNEĞİMİZ
Millî Görüşçülerin bu mücadelede esas örneği; Allah Resulü, Peygamberimiz ve beraberindeki müminlerdir. Allah Resulü’nü ve arkadaşlarını, her an gözlerimizin önüne getirip tefekkür etmek gerekir. Peygamberimiz, zorlu günlerle karşı karşıya gelmiş, hakkı ayakta tutmak için birçok sıkıntıya katlanmış, birçok arkadaşını şehit vermiş ve ömrünü hakkın üstünlüğü için böyle tamamlamıştır. Allah’ın rızasını kazanmanın başka bir yolu da yoktur. Selam hidayete tabi olanlara…