Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomik durumla ilgili değerlendirmesi medyada iki farklı anlatım ile yer aldı!
Kimi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “İki ayda toparlarız” dediğini söyledi kimi ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “İki ayda toparlanırız” şeklinde konuştuğunu yazdı.
Netice itibariyle iki söylemde aynı kapıya çıkan söylemler.
Bunlar ekonomik hayatımızda bir sıkıntı yaşandığına işaret eden söylemler!
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve O’na hak verenler sıkıntının iki ay içinde atlatılacağını “toparlarız” ya da “toparlanırız” sözcükleri ile anlatmaya çalışıyorlar ama ekonomik yapımız hakkında çok farklı görüşler ileri sürenler de bulunuyor.
Kimi yeni krizlerin kapıda olduğunu iddia ediyor.
Kimi ise açlık tehlikesinin kapıda olduğunu ileri sürüyor.
Yani kapımızın önünde bizi bekleyen hoş olmayan sürprizler var. Zor bir dönemden geçildiği konusunda herkes hemfikir!
Herkes bu konuda hemfikir olmasına hemfikir de krizin ne zaman geçeceği konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor.
Bir kesim iki ay içinde ortaya çıkan sorunun derlenip toparlanacağı görüşünü savunurken karşı görüşte olanlar mevcut durumun bir iki ay içinde halledilmesinin kolay olmayacağı görüşünde ısrar ediyor.
Kimin haklı olduğunu görmemiz için biraz vakte ihtiyacımız var. İki ay kadar beklemek sanırız yeterli olur.
Ortaya çıkan kriz iki ay içinde toparlanabiliyorsa Cumhurbaşkanı Erdoğan ve O’nun gibi düşünenler haklı çıkacak demektir.
Toparlanamıyorsa “yeni krizler kapıda” ya da “açlık tehlikesi kapıda” diyenler haklı çıkacaktır.
Her iki tarafın bu söylemleri kulaklarımızda çınlarken biz bir de Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu tarafından yapılan açıklamaları hatırlatmak istiyoruz.
Karamollaoğlu’nun, “Üretmeyen ekonomi iflasa mahkûmdur” sözünü unutmak mümkün mü? Ya da “gün gibi açıktı bugünün geleceği” açıklaması nasıl yabana atılabilir?
Son yıllarda kabul etmek gerekir ki “doğru bir şey yapıyoruz” zannı ile para tamamen betona gömülmüştür.
Alınan dış kaynaklı kredilerle inşaat sektörü palazlandırılmış ve binlerce bina yapılmıştır. Şimdi bu binaların satışı için formüller ve teşvikler geliştirilmeye çalışılıyor.
Keşke inşaat sektörü böylesine baş tacı edileceğine üretim sektörüne öncelik tanınmış olsaydı.
Allah-u âlem o zaman böyle bir sıkıntı hiç yaşanmayacaktı!