Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı Hakkı Şafak Ses, İsrail tohumları, GDO‘lu ürünler ve Türkiye‘nin bu sektörde dışarıya bağlı bir konuma geldiği söylentilerine isyan ederek, "Bu o kadar yaygın bir şehir efsanesi ki. Mesela bütün tohumlarımız İsrail‘den , Avrupa‘dan ve yabancılardan geliyor. Bu şu anda geçerli olan en büyük şehir efsanesi. Kocaman bir yalan" diye konuştu.
Başkan Ses Gazetemize, İsrail tohumları başta olmak üzere dünyada ABD ve Çin‘den sonra üçüncü büyük gen bankasına sahip Türkiye‘nin tohumculuk sektörünün bugün niçin aciz gösterilmek istendiğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Tohumcular Birliği‘nin 4 yıl önce çıkan yasanın sonucunda 2008‘de 7 alt birliğin bir araya gelmesiyle kurulduğunu ve sektörde büyük bir kontrol ve denetim mekanizması oluşturduğunun altını çizen Başkan Ses, İsrail söylentileri kesinlikle yalanlarken, " Doğrusu şu. Türkiye tohum ihtiyacının, tahılda taneli bitkilerden buğdayda yüzde 95‘ini, mercimekte yüzde 100‘ünü, nohutta yüzde 100‘ünü, arpada yüzde 100‘ünü kendisi üretiyor. Kendi topraklarımızın, kendi tohumları. Bir kg bile ithal etmiyoruz" diye konuştu.
Geçen sene ülkenin ihtiyacı olan 385 bin ton tohumun Türkiye topraklarında ekildiğini belirten Başkan Ses," Türkiye geçen sene 385 bin tohumun yüzde 93‘ünü kendi üretti. Yüzde 7‘sini ithal etti. Tohumda yurtdışına bağımlı değiliz. Bunun içinde sadece 30 bin tonu ithal. İçinde ABD, Avrupa ülkeleri var. Ama geçen yıl bunların içinde İsrail yok. Aksine geçen sene İsraillilere tohum sattık. Zaten İsrail‘de bilinen iki büyük tohum firması Avrupa‘daki şirketlere satıldı" diye konuştu. Tohumda İsrail‘e bağımlı olunduğu iddialarını kesinlikle yalanlayan Başkan Ses, "Ben İsraille ilgili algının Türk kamuoyundaki misyonu ile ilgili değilim. Ancak o algıyı söylemek herkesin hoşuna gidiyor. Ama burada Türkiye‘de kendi kendine gol atıyor. Tohumculuk sektöründeki geldiği noktayı ve gerçeği bilmeyerek, büyük bir aşağılık kompleksiyle kendi kendinin topuğuna kurşun sıkıyor" diye konuştu.
Başkan Ses, Türkiye‘nin uluslar arası alanda ABD ve Avrupa‘ya rakip olacak seviyede olduğunu kaydederek, "Öyle tohum üreten firmalarımız var ki, Kuzey Afrika‘da, Avrupa‘da diğer ülkelerle at başı yarışıyor. Çok iddialı söylüyorum, hiçbir kompleks duymayacağımız, aksine, en güçlü olduğumuz sahada en seviyesiz bir propaganda ile psikolojik olarak darmadığınız. Bu kadar saçma bir şey olamaz. Türkiye bu konuda halk olarak psikolojisini düzeltsin, kaynaklarıyla , kazanacağı ivmeyle biz 10 yıl sonra dünyanın parmakla göstereceği tohum, fide ve fidan üreticisi lider bir ülke oluruz" diye konuştu.
Sebzelerin tohumlarının tamamı yerli
Türkiye‘deki sebze tohumlarının tamamına yakının yerli olduğuna dikkat çeken Başkan Ses, "Açık alanda, tarladaki standart sebze tohumlarının yüzde 95‘e yakınını biz üretiyoruz. Hibrit tohum ağırlık seralarda kullanılıyor. 5 yıl önce üretimimiz yüzde1‘lerde iken, bugün yüzde 30‘a çıktı. Önümüzdeki 3 yıl içinde yüzde 60‘ını biz üretir hale geleceğiz. Bunu da hem iç tüketimde kullanıyoruz hem ihraç ediyoruz" diye konuştu.
YanlIŞ algılardan birisinin de, genetiği değiştirilmiş tohum (GDO) korkusu olduğunu belirten Başkan Ses, "Televizyonlarda eline biber, domates, patlıcan alan herkes GDO‘yu anlatıyor. Büyük bir yalan. Henüz GDO‘lu domates, biber, patlıcan dünyada yok. Bırakın Türkiye‘yi, bu sebzelerin tohumu daha dünyada yok. Literatürde yok yani. Neyde var? Ayçiçeği, mısır, soya kozlada var" dedi. Kısa bir süre önce çıkan Biyogüvenlik yasasına dikkat çeken Başkan Ses, " Bu yasada da, GDO‘lu tohumun ülkeye girmesi, ekilmesi, üretilmesi, satılması ve nakledilmesi yasak. Yani eroin kadar kanunsuz bir fiil artık. Bizim ülkemizin topraklarına trans genetik tohum yani GDO tohumu girmiyor. Ve ülkemizde üretilmiyor. GDO‘lu tohum üretmiyoruz ve ithal etmiyoruz. GDO‘lu tohum Türkiye‘de yakalandığında eroin, esrar gibi yakalandığında cezai müeyyidesi olan çok tehlikeli bir şeydir. Bu kanunla yerleşmiştir" dedi.




