Tırtıl sürüsü

Abone Ol

"Dilim dilim itdin dilim dilim dilimi

Gel imdi merhamet eyle dilim dilim dilimi"

İsmail Hakkı [Haksal] Efendi nin Cönkü nden

Kent insanı tırtılın ne demek olduğunu bilmez. Bu kavram bir başına bir şey ifade etmiyor. Çoğu insan tırtıl diye bir hayvanın varlığından bile habersiz. Bu böcek bir başına çok şey ifade etmiyor. Doğada kendi başına yaşayan zararsız bir hayvan cinsi olduğu sanılır. İnsanın çok da ilgisini çekmez.

Doğada olan, hayvancılıkla ilgilenen, ziraat yapan insanlar için tırtıl bir başına zararsız bir hayvan, ama öyle bir zaman gelir ki onun sürüsü insan için başlı başına bir felâkete dönüşür. Benzer durum diğer böcekler için de geçerlidir. Çekirgeler sürü haline gelince tehlikeli olmaya başlarlar.

Yöremiz, köyümüzün çevresi meşe ormanlarıyla kaplı. Buralarda daha çok hayvancılık ile ilgilenildiğinden, bir tutam ot, bir deste meşe yaprağının çok anlamı ve değeri vardı. Şimdilerde hayvancılık yapılmadığından bunların da artık bir anlamı yok. Bir yıl, yaz ayının ortalarında, karşı tepelerdeki ormanlarda tuhaf bir hal olmaya başladı. Yeşil ormanlar, makasla kesiliyor, ya da tırpanla biçiliyor gibi, sırayla yok oluyordu. Bize doğru gelmeye başladı. Birkaç gün içinde, köyümüzü de aşarak bütün çevredeki yeşillikleri tırtıl sürüsü yiyip bitirdi. O yıl, bırakın meşe yapraklarından yararlanmayı, yeşillik adına ne varsa tüketilmişti. O kışı zorlukla atlatmıştık. Bu felâketin nedeni neydi, bunun bir önlemi yok muydu, bunu çözmek güçtü. Buradan bakılınca bu felâketi tanımlamak da zor. Allah, insanlığın başına bir musibet verir, ama insanlık bundan bir ders almaz.

Bu felaketin o gün için bir karşılığı bulunuyor olmasına karşın, bugün felâketlerin başka açılardan gelmesi düşündürücü. İnsanlık felaketlerinin hazırlayıcısı. Yağmurlar yağmıyor, bereket çekilmiş, rahmet kapıları kapanmış... peki neden Günlerdir yaşanmakta olan bütün olumsuzlukların artık hayatın bir parçası haline gelmiş olması hiç kimseyi düşündürtmüyor. İnsanlığın düşmanı olanlarla birlikte olmak, zalimlerin ellerini tutmak, Allah ın yarattığı dengelerden kaçınarak insanlığın felâket olabilecek olanlara koşmak hayatın bir özelliği gibi. İnsanların bir bölümü açlığa terk edilmiş, bir bölümü işsiz güçsüz, manevi ruhtan, eğitimden, bilinçten uzaklaştırılmış ve bir büyük uçurum oluşturulmuş, oluşturulmaya devam ediliyor Ondan sonra da bu insanlardan bir şey bekleniyor. Hayata ne yandan bakarsak bakalım kendi içinde dengeleri olması gerekir. Çünkü üreten ruh ölmüş, tüketen bir ruh hayata egemen olmuş. Kur an da: "Yiyiniz, içiniz israf etmeyiniz" âyetinin değeri, karşılığı hayatın bütün alanları için geçerlidir. Ne yazık ki, kendilerini İslâmcı sayan, -ki öyledirler, İslâm ı bir ticaret ve meta aracı olarak kullanırlar- kimi kesimler, İslâm ın özünü ve ruhunu değil, onun dışındaki ayrıntıları tartışır dururlar. Spesifik bir örnek olsun için söylüyorum. Hâşâ, vereceğim örnekte sünneti ne red, ne inkâr, ne küçümseme anlamında ifade etmiyorum. Ama örnek benim için çarpıcı. Bir kurumun ihalesine giren iki ya da üç müteahhit, aralarında hararetli bir tartışmanın içindedirler. Konu sünnet olan sakalın faziletleri: Onlara saygınlık kazandıran bu sünneti bir araç olarak kullandıklarının farkında değil midirler sanılır, değil tam tersine. Fakat az sonra girecekleri ihalede veya girdikleri ihalede, kime ne kadar komisyon verecekleri, kimleri aracı kullanacakları, kimlere ihaleden çekilmesi için çanta içinde yedekte tuttukları parayı zihinlerinde dolaştırıp durmaktadırlar. Sakal sünnetiyle bir işi kotarırlarken, diğer taraftan da rüşvet, komisyon ve haksızlıkla haram olacak bir kazancın peşindedirler. Kamu görevlileri de "iş bilir olduklarından" işleri geciktirmek, sarpa sarmak yoluyla farklı bir açıdan kendilerine bir şeyler tırtıklamaktadırlar. Bu, yaşanmakta olan bir döngü. Elbette balık baştan kokar atasözünü unutmamak gerek. Söylenen değerli sözlerin hiç biri nedensiz değil.

Doğadaki yaratıklar, kimi zaman insana ders niteliğinde örnek olurlar. Fakat insanoğlu, etrafına bakıp düşünmediğinden, gündelik olanın peşine takıldığından ne olup bittiğinin farkında bile değildir. İnsanlık kendi kendinin tırtılı.