Tırmanan terör ve sadık dostlar

Abone Ol

Tarihteki acı günleri tekrar yaşıyoruz. Doksanlı yıllarda bittiğini sandığımız terör, daha organize şekilde geri döndü. Bunca yıldır barış, çözüm süreci, kardeşlik, birlikte yaşam vb. sözcüklerin koca birer yalan olduğu ortaya çıktı.

Geçtiğimiz Pazar günü 15.30’da başlayan Dağlıca saldırısı sürerken ülkenin en önemli isimleri, Başbakan Konya’da şehit çocuğuyla birlikte maç izliyor.

Cumhurbaşkanı televizyon programında konuşuyor. Farklı amaçla söylemiş olsa da çarpıtılmaya müsait “400 vekil” ifadesi zamanlama açısından talihsizlik olmuştur.

Teröristlerin barış sürecini istismar ettiklerini ve silah depoladıklarını belirtiyor. Peki, bunun sorumlusu kim   Süreci yönetenler kimlerdi   Kimlerin hangi projesini gerçekleştirmek için bu oyunlara alet olundu

Gerçekten acı haberlerden bilgileri olduğu halde boş vermişlerse yazık. Yok, eğer o saate kadar haberleri olmamışsa eyvahlar demekten kendimi alamıyorum.

“Devletin öyle termal kameraları var ki geceleyin kımıldayan sineği bile kaydeder” deniyordu. Nerede kaldı bu kameralar

“Ortadoğu’da bizden habersiz kuş uçmaz” diyenler neredesiniz. Tonlarca bombanın yollara döşenip üzerine asfalt döküldüğünü nasıl göremediniz Bunca patlayıcı yerleştirilirken, hiç mi istihbarat alınamadı Bu kadar geniş çaplı organize, bir anda olmadı herhalde.

Maalesef ülke hükümetin kontrolünden çıkmıştır.

Her gün yurdun dört bir yanına dağılan asker ve polis cenazeleriyle, ağıtlar, feryatlar göğe yükseliyor.

Doğu ve güneydoğunun önemli bir bölümünde asayiş, PKK ve uzantılarının elinde.

Batı illerimizde rahat gibi görünen yerler ise, güvende değil. Her an bir patlama beklenmekte ve tedirginlik hâkim.

Ekonomide kontrol kaybedilmiş, dolar freni patlamış araba gibi hangi duvara toslayıp duracağı belli değil.

İhracatta ülkenin ikinci büyük sınır kapısı Habur, günlerdir terör olayları nedeniyle kapalı. Şimdi de Iğdır saldırısıyla bir başka sınır kapısı üzerinden, İran ile ticari bağlar koparılıyor. Buna bir çeşit abluka ya da ambargo da diyebilirsiniz.

Dış politika iflas etmiş vaziyette. Irak savaşında para karşılığı (memur maaşları) kullandırıldığı itiraf edilen, bugün ne karşılığı olduğunu bilmediğimiz İncirlik Üssünün, Amerikan güçlerine kullandırılıp Suriye’yi bombalamasını müteakip ortaya çıkan mültecilerin dramı, komşularda savaş, sıfır sorundan sıfır komşuya geçiş.

2002’den bu yana (Irak, Libya, Suriye, İşid, Cemaat, Ergenekon, Balyoz, Çözüm Süreci ve AB Süreci) gibi, bütün politikalar, doğru yol gösteren olmadığından “yanlış” oldu.

Özetle, 1 Kasım Seçimi öncesi kritik bir dönemde yaşananlar, “yıkıcı” görünüyor. Felaket tellallığı yaparak “artık bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, iç savaş başladı, bu sefer ülke bölünür” gibi kesinlik ifade eden cümleler kullanmak istemiyorum.

Böyle bir durumda bir kesim, olayları istismar ve tahrik etmekle meşgul. Dindar kesim ise sosyal medyada mesaj yazıp basın açıklamalarında alkış tutmaktan öte bir şey yapamıyor.

İktidar daha fazla ayak sürtmeden, önündeki fırtınalı havayı ve büyük tehlikeleri görüp, kara günde kendisine yâr olacak sadık dostlar kazanmalıdır.

Bu noktada Saadetin TBMM’de grup sahibi olması, istikrarlı ve tutarlı siyasetiyle ülkenin teminatı olduğu kadar istikrarlı gelecek için de güvencedir.

Başkalarının, ayaklarını kaydırmaya uğraştığı bir dönemde Saadet, dostlarının ayaklarını kaydırmamak için mücadele etmektedir.

Aksi halde Refahyol sonrası DYP’ye yaptıkları gibi, bir çengel atarak iki günde koca grubu çil yavrusu gibi dağıtıp içini boşaltırlar.