Geçen hafta bir rapor eşliğinde tüm dünyaya servis edilen
insanlık dışı fotoğraflar ve akabinde Cenevre nin Montrö limanında başlatılan
Cenevre - 2 görüşmeleri Suriye Krizi nde sona gelindiği doğrultusunda büyük bir
umut ortaya çıkarmıştı. Ancak gelinen noktada gelen görüşmelerin tıkandığı
haberleri ve İbrahimi nin Cenevre den mucize beklenmemeli çıkışı, konuyla
ilgili karamsar beklentilerin artmasına yol açtı.
Aslında görüşmelerin bu noktaya sürükleneceği, görüşmede
yer alacak ve önemli rol üstlenmesi beklenen tarafların Montrö öncesi
yaptıkları açıklamalarla kendini belli etmişti. Montrö öncesi ortaya çıkarılan
fotoğraflar biz de dâhil tüm kesimler tarafından rejimin elini zayıflatacak
şeklinde yorumlanmıştı. Ancak fotoğraflar Suriye de kimin kazandığını ilan eder
gibiydi. Bölgede Suriye Krizi öncesi var olan düzenden rahatsız olanlar
zaferlerini ilan etmişlerdi. Dolayısıyla fotoğraflar öylesine büyük hayal
kırıklığına sebebiyet verdi ki, sonuçta rejimin değil adaletin ve insanlığın
eli zayıflamıştı.
Samimiyetsizlik ve Paralel Müzakereler
Genel olarak Suriye Krizi nde ve bugün Cenevre - 2
görüşmelerinde en büyük engel ABD ve Rusya gibi maddi çıkarlarından başka bir
şey düşünmeyen ülkelerin kibirli tavırları görünüyor. Sanki Suriye de onlar
savaşıyormuş ve insanlarını kaybediyormuş gibi, görüşmelerin daha henüz başında
yaptıkları konuşmalar, Cenevre - 2 nin genel çerçevesini çizmişti zaten.
Suriye ye ettikleri yardımlardan yüksek sesle bahseden ülkeler, keşke krizin en
başından bu yana ülkeye ne kadar mühimmat sattıklarını da açıklasalar. Kısaca
ülkede protestoların başladığı ilk günden Cenevre - 2 ye kadar gelinen süreçte
samimiyetsizlik paçalardan akıyor. Cenevre de yapılan müzakerelerin ardında,
kapalı kapılar arkasında yapılan paralel müzakereler, görüşme içerisinde
görüşme menfaat içerisinde menfaat yapısıyla aslında daha büyük bir çıkmaza
doğru meseleyi sürüklüyor.
Geçiş Dönemi Yönetimi
Çatışmaların yaşandığı ülkelerde bugüne kadar Batı nın
kullandığı en önemli yöntemlerden birisi şüphesiz bir geçiş dönemi yönetimi
kurulmasıdır. Nitekim Suriye için Cenevre de tartışmalar bu eksen üzerinde
yürütülüyor. Bu yöntem birçok yerde denendi ve en etkili yöntem olduğu
söyleniyor. Ancak geçici hükümet yöntemi de kendi içerisinde çok sayıda
aksaklığı barındırıyor ve Suriye deki kimi özel şartlar ve durumlar için de
tehlikeli olma ihtimali taşıyor. Bir kere geçiş dönemlerinde var olan bir
yönetim, birçok yasal, prosedürel ve normatif baskılar altında iş görmeye
çalıştığından verimli olması neredeyse imkânsıza yaklaşıyor. Bu baskılar
çatışmalar sonucu içerde adalet bekleyen tarafların yanında, ülkeyi çatışma
dönemi bir borç yağmuruna tutan ve kendi menfaatlerinin takipçisi olan dış
ülkelere kadar çoklu bir şekilde yüklenmeyle faaliyete geçiriliyor. Dolayısıyla
baskıya dayanamayan bir yönetimin yerini başka bir yönetim, eski politikaların
yerini yeni politikalar alıyor. Ortaya çıkan sonuç ise ülkenin kocaman bir
istikrarsızlık çukuruna düşmesi oluyor.
Yapılması Gereken
Suriye Krizi nin başladığı ilk günden bugüne baktığımız
zaman 3 yıllık bir zaman diliminde binlerce insan hayatını kaybetti, yüz binlerce
insan evlerinden barklarından olarak zorunlu yer değiştirmek zorunda kaldı.
Ancak içerdeki çatışmalar hala devam ediyor ve kan akmaya devam ediyor. Hâlâ
anlaşılamadı ki yapılması gereken ilk şey bu çatışmalara biran önce son
verilmesi gerektiğidir. Orada ölümler devam ederken masaya oturmak, başta da
dile getirdiğimiz gibi Suriye nin iyiliğini istemeyen odakların elini
güçlendirecektir. Masaya güçlü bir şekilde oturulmak isteniyorsa, yapılması
gereken bu barış karşıtı güçlerin ellerinden çatışma kozunu almak olmalıdır.
Yapılması gereken bu kadar açık ve netken, maalesef çatışmanın gerçek
tarafları, arkalarında durduklarını zannettikleri ABD ve Rusya gibi
sponsorlarının dediklerini yapmaya devam ediyorlar. Suriye Krizi nin başta
Türkiye ekonomisi olmak üzere küresel ekonominin bugünkü dalgalı haline
sürüklenmesindeki rolü artık net bir şekilde tartışılmalı ve ne kadar insanın
bu krizden etkilendiğinin çıktısı alınmalıdır. İnsanlıktan anlamayanlar, maddi
kayıpları görürlerse belki duruşlarını sorgulamaya başlarlar.