Teslimiyetçi AB politikası

Abone Ol

Türkiye nin AB macerası 1959 a kadar uzanıyor.

Yöneticilerimiz 55 senedir AB sevdasıyla yanıp tutuşuyor. Tek taraflı bir aşk

söz konusu. Avrupa, AB sevdasının Türkiye nin gözlerini kör ettiğini gördükçe

işi yokuşa sürüyor, ev ödevleri veriyor, yeni şartlar ilâve ediyor.

AB, Türkiye yi giriş kapısına bağladı; ne içeri alıyor,

ne de dışarı bırakıyor. İpin ucunu bırakırsa Müslümanların yanına gitmesinden,

İslâm Birliği ni oluşturmasından endişe ediyor.

Türkiye, AB ye girme adına nice tavizler vermesine

rağmen, bunlar Avrupa nın umurunda bile değil. Aksine, yeni tavizler istiyor.

Türkiye, 2004 te AB Anayasası nı imzaladı, aynı yıl Ceza Yasası ndan zinayı suç

kapsamından çıkardı. Aile kurumunda düzenlemeler yaptı. Ezan sesini kıstı.

Domuzu kasaplık hayvan statüsü kazandırdı. Gay ve lezbiyenlere dernek kurma

yetkisi verdi. Türkiye yi Avrupa ya dönüştürmek için AB Bakanlığı kurdu, AB

Uyum Yasaları çıkarmaya devam etti. Daha neler neler!...

Aslında, Avrupa kimliğini saklamıyor. Meselâ; Fransa eski

Cumhurbaşkanı Jack Chirac Biz, hepimiz Bizans ın çocuklarıyız demişti.

Sarkozy, Avrupa kendisine sınır çizmesi gerekir derken dinî sınırları

kastediyordu. İngiltere eski Dışişleri Bakanı Jack Straw konu ile ilgili

yazdığı kitabında Türkiye nin AB üyeliğinin engellenmesinin arkasındaki asıl

tatsız neden Müslüman bir ülke olmasıdır ifadesini kullanıyor. Güney Kıbrıs,

Türkiye için ileri sürülen şartların hiçbirini yerine getirmemesine rağmen kısa

sürede AB ne alındı. Hem de Temmuz 2012 den itibaren AB Dönem Başkanlığı nı yürüttü.

Bütün bu küçük düşürücü gelişmelere rağmen,

yöneticilerimiz politikalarını AB normlarını dikkate alarak yürütüyorlar. Bu

konuda, AB nin Türkiye Delegasyonu 1. Müsteşarı Stefana Fantaroni Türkiye ile

ilgili politikaları AB ile beraber belirliyoruz (23. 11. 2012) demişti.

Türkiye itibar (!) Kazanmış

Sayın Başbakan dan sık duyduğumuz bir söz var: Türkiye,

kendi dönemlerinde, hiçbir dönemde olmadığı kadar itibar (!) kazanmış. Ne büyük

aldanış! Keşke Başbakan ın dediği gibi olsaydı! Siz AB ne girmek adına

Türkiye nin genlerini değiştirip başka bir topluma benzemesi için yukarıda

belirtilenler gibi, hiçbir dönemde görülmeyen ölçüde tavizler verirseniz,

Batılı ülkeler elbette sizin sırtınızı sıvazlayacak. Altın yumurtlayan tavuğu

kim keser Devamlı almaya devam ettikleri tavizlerden mahrum kalmayı isterler

mi hiç

Bir ülke, önce dostunu düşmanını iyi tanımalı;

yöneticileri, yanında dalkavuk değil, samimi danışmanlar bulundurmalı. Samimi

yardımcılar saydam cam ise, dalkavuklar buzlu camdır. Dalkavuklarla iş yapanlar

etrafını göremez, sonunda kendilerini de tehlikeye sokarlar.

Sayın Başbakan İslâm ülkelerine gitmiş, Faiz dünya

gerçeğidir diyerek, Kur an-ı Kerim de Allah a ve Rasülü ne savaş ilân etmek

olarak anlatılan faizi sevimli göstermeye çalışmıştır. İslâm dünyasına laiklik

önermiştir. Sen Avrupa değerlerinin taşıyıcılığını yaparsan, seni kullandıkları

sürece elbette senin sırtını sıvazlayacaklar. Bundan tabiî ne olabilir

Avrupa nın çıkar hesabı yapmasına Türkiye nin itibar kazanması diyebilir misiniz

Batı nın Suriye ve Mısır da yaşananlara nasıl da seyirci

kaldığı ortada değil mi Suriye de Beşşar Esad ı devirmek için gün vermişlerdi.

Ancak, onun yerine Müslümanların geleceğini görünce, Esad ın katliamlarına göz

yummaya devam ediyorlar. Batı nın önceliği hep kendi menfaatleri olmuştur.

İngiliz İndependent gazetesinin Ortadoğu Muhabiri Robert

Fisk Müslümanları Batı idare ediyor ifadesini kullanıyor ve Batı nın

Müslümanlar üzerinde ne hakla bu kadar hâkimiyet kurduğunu anlayamıyorum

diyerek şaşkınlığını ortaya koyuyor.

Değerlerimiz Bize Yeter

Rahmetli Erbakan Hoca, teslimiyetçi bir anlayışla AB

sevdasına tutulan Hükümete, ESAM ın düzenlediği bir konferansta sorumluluk

sahibi bir lider ve içi yanan bir insan olarak tepki göstermişti: Neymiş,

AB ne girecekmiş. AB dediğin ne senin bee! Ne aile kalmış, ne çocuk kalmış.

Uyuşturucu, içki, her türlü felâket Çökmüş, çürümüş Sen hangi inancın

evlâdısın, hangi tarihin çocuğusun Neyi bırakıp nereye gidiyorsun Deli misin

be deli misin

Son olarak, İngiltere, insan fıtratına aykırı ve Allah ın

lânetlediği eşcinsel evliliği yasalaştırdı. Ey Türkiye deki AB ciler! Kendiniz

oraya gidebilirsiniz ama tertemiz bir hayat tarzı dururken Müslüman bir ülkeyi

inançlarımıza aykırı böylesine lânetli bir çirkefin içine çekmeye hiç mi hiç

hakkınız yok!

İşte, Mısır daki darbeci zihniyet 529 Müslümanın idamını

onayladı. Bu konuda, AB ve ABD den niçin ses çıkmıyor Hani, idam insanlık suçu

ve bu yüzyılın en büyük ayıbıydı Hani, Kuzey Kutbu ndaki ayının küresel

ısınmadan öldüğü, Japonya da bir balina kıyıya vurduğunda bütün dünyayı ayağa

kaldırıyordunuz Şimdi, hangi deliğe girdiniz  Batı nın ikiyüzlülüğünü daha ne zaman anlayacağız

Habeşli Bilâl, Müslümanların kendi problemlerinin kendi

kurumları tarafından çözülmesinin reçetesi olan İslâm Birliği ni kurma

konusundaki ilgisizliği karşısında şöyle feryat ediyor: Kaç Müslümanın daha

sallanması gerekiyor darağaçlarında. Ne kadar daha kan gerekiyor Ümmetin bir

araya gelmesi, Müslümanım diyenlerin şuurlanması için. (Millî Gazete, 10. 4.

2014)

Ey Müslüman! Senin inancın AB ne kuyruk olmayı değil;

İslâm Birliği ni kurup onurlu bir hayatı seçmeyi emrediyor. Hepiniz toplu

olarak Allah ın kopmaz ipi olan İslâm a sımsıkı sarılın. (Al-i İmran, 103)