Gündem

Teslimiyet zillettir

Teslimiyet zillettir

Abone Ol

İki gün sürecek olan 20. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi‘nin ilk gününde, katılımcılar Yeni Bir Dünya‘nın gerekliliği üzerinde durdular.

Kongre de Milli Görüş Lideri merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan‘da minnet ve şükranla anıldı.

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından düzenlenen "20. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi, dün başladı. Kur‘anı Kerim tilavetiyle başlayan kongrede ilk olarak ESAM Genel Başkanı Recai Kutan konuştu. Kutan 2 gün sürecek konferansta, İslam dünyasında meydana gelen değişim ve gelişmelerin değerlendirileceğini söyledi. Kutan konuşmasına merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan‘ı anarak başladı. İslam dünyasının tarihin en kritik ve en badireli dönemini yaşadığını belirten Kutan, ‘‘Mevcut dünya düzeninin yeryüzüne huzur, barış ve refah getirmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Biz yeni bir medeniyet ve yeni değerlerin gerekliliğine inanıyoruz‘‘ diye konuştu.

Dünya Barışını ancak Müslümanlar sağlar

Sömürgecilerin ve siyonistlerin yıllarca İslam‘ı yanlış tanıttıklarını belirten Kutan, ‘‘İslam, terörle asla bağdaştırılamaz. İslam, dünya barışı için bir tehdit değil, aksine bir teminattır. Beşeriyet bugün her zamankinden daha çok İslam‘ın sevgi ve şefkat mesajlarına muhtaçtır‘‘ dedi. Kutan, 21. yüzyılda dijital iletişim araçları ve internetin devreye girmesiyle toplumu medya eliyle yönlendirme imkânının ortadan kalktığını dile getirerek, ‘‘Batılı ülkelerde sömürülen halk da bu gerçeklere ulaşınca önce Amerika ve ardından İngiltere, Yunanistan, İtalya, Fransa ve İspanya‘da çoğunluğu genç halk yığınları meydanları işgal etmeye başladı. Son dönemde batıda ortaya çıkan baskı ve sömürüye karşı uyanış gelecekte asıl baharın ‘Batı baharı‘ olacağını müjdeliyor‘‘ diye konuştu. Müslüman kitlelerin artık uyandığını ve dikta yönetimlerin dönemlerini tamamladığını ifade eden Kutan, ‘‘Arap baharı, Müslüman halkın özgürlük arayışı ve mevcut duruma isyanıdır. Otoriter, baskıcı yönetimlere sesleniyoruz; (Halk ayağa kalkmıştır. Bu değişim dalgasına karşı durmanız mümkün değildir)‘‘ dedi. Kutan, dünyada barışın ancak Müslümanların birlik ve dayanışması ile sağlanabileceğini sözlerine ekledi.

İslam Birliği mutlaka kurulmalı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, ‘‘Arap baharı‘‘nın ‘‘İslam kışı‘‘na dönüşmemesi için İslam Birliğinin kurulmasının şart olduğunu söyledi. Kamalak, toplantının merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ın vefatından sonra İslam toplulukları temsilcileri ile yaptıkları ilk toplantı olduğunun da altını çizdi. Günümüzde dünyanın içinde bulunduğu durumu değerlendiren Kamalak, ‘‘Bugün insanlık, doğusu ve batısıyla bir bütün olarak büyük bir bunalımın içine düşmüş durumdadır. Bir kısım kardeş Müslüman ülkelerdeki gelişmelerin yanı sıra batı aleminde de meydana gelen saldırıların, masum insanların canına kıyan hadiselerin ortaya koyduğu gerçek şudur ki; batı alemi emperyalist, ırkçı siyonistler insanlığa asla huzur bahşedemezler‘‘ şeklinde konuştu.

Müslümanlar olarak bu gidişe ‘dur‘ demeliyiz

Kamalak, komünizmin çökmesinden sonra NATO‘nun strateji değiştirmesinin, İslam‘ı ve İslam ülkelerini düşman olarak değerlendirmesinin dünyada yeni bir durum meydana getirdiğini belirterek, süreç içerisinde İslam‘a, Hz. Muhammed‘e ve Müslümanlar‘a karşı basın yoluyla saldırılar yapıldığını anlattı. Bu gelişmeler karşısında batı dünyasının hiç beklemediği tepkilerle karşılaştığını ifade eden Kamalak, konuşmasını şöyle sürdürdü:‘‘Bizler, Müslümanlar olarak bu gidişe ‘dur‘ demeliyiz.  Müslümanların ortak adımı birlikte atmaları boyunlarının borcudur. İslam, mana itibariyle zaten ‘barış ve huzur‘ demektir. Müslümanlar tüm insanlığa barış ve huzuru götürmeyeceklerse kim götürecek? Tüm insanlığa barış ve huzurun götürüleceği yol İslam Birliğidir. Tek çare budur. Müslümanların, müminler arasındaki çatışmaları önleyebilmeleri için hep bir araya gelerek İslam Birliğini kurmaları şarttır. ‘Arap baharı‘nın ‘İslam kışı‘na dönüşmemesi için İslam Birliğinin kurulması şarttır. İslam Birliğinin kurulup gelişmesini beklemeye zamanımız ve tahammülümüz yoktur.‘‘

Müslümanlar kendi güçlerinin farkına varmak zorunda

Mustafa Kamalak, dünyanın neresinde olursa olsun bütün Müslümanların kardeş olduğuna işaret ederek, ‘‘Ülkelerimizin arasında sınırlar bulunsa da gönüllerimiz arasında hiçbir sınır yoktur‘‘ dedi. Batı dünyasının evrensel barışı sağlayamayacağını savunan Kamalak, ‘‘Müslümanlar kendi güçlerinin farkına varmak zorundadır. İslam alemi, özellikle de yeni nesil, aşağılık kompleksinden kurtulmalıdır. İslam medeniyetinin batı medeniyetinden fersah fersah üstün olduğunu fark etmelidirler. Gerçekten İslam toplumlarının batıdan alacağı hiçbir şey yoktur ama batının İslam aleminden alacağı çok şey vardır‘‘ ifadelerini kullandı. Kamalak, dünyada herkese yetecek kadar yer ve nimet olduğunu, ancak adil bir düzenin olmadığını vurgulayarak, ‘‘Bütün insanlık adil bir düzene muhtaçtır. Adil düzeni bütün insanlara sunmak da Müslümanların görevidir‘‘ diye konuştu.

Türkiye Batı‘nın yörüngesinde

Saadet Partisi YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk, Arap coğrafyasındaki ‘Arap Baharı‘ olarak adlandırılan halk hareketlerine değindi. Esad‘ın zulmetiğini söyleyen Asiltürk, "Korkumuz şu; Suriye‘de bundan sonra ne olacağını Müslüman ülkeler belirlemezse Batı belirleyecek."dedi. Asiltürk, "Birçok Müslüman ülkede zulme karşı direnişler başladı. Bunlar haklı çıkışlardır. Ancak sonrası da önemli.  Peki sonra ne olacak. Suriye‘de insanlar canlarını ortaya koyuyorlar. Aynı şey Irak‘ta da oldu. Saddam‘ın zulmüne karşı çıkıldı. Adil bir düzen kurulsun gayreti gösterildi. Irak, şimdi 3 ayrı parçaya bölündü. Saddam Halepçe‘de 5 bin kişiyi öldürmüştü, gelenler 3,5 milyon insanı öldürdü. Bu durumda yapılması gereken şu; İslam ülkeleri bir araya gelip çeşitli komisyonlar kuracaklar. O ülkelerde inceleme yapıp zulme karşı neler yapılması gerektiğini ortaya koyacaklar. Libya‘ya gelenler önce petrole el koydular. Kabileler arasına düşmanlık soktular.  Bizim Suriye‘de akrabalarımız var. Esad‘ın zulmünü biliyoruz. Suriye‘de katliam var. Ama korkumuz şu: Suriye‘de bundan sonra ne olacağını Müslüman ülkeler belirlemezse batı belirleyecek.  Şimdi de Suriye‘ye ABD‘nin müdahale etmesini engellemek için Rusya savaş gemisi gönderdi de ondan müdahale edemedi. Durum böyle olunca ABD, Türkiye‘yi öne sürüyor. Türkiye batının yörüngesine girmiş.  NATO güçleri Suriye‘ye girdikten sonra İslam‘a bağlı bir irade mi kuracak? Hayır Batı‘nın müdahalesine girmiş bir irade kuracaktır. Bir araya gelerek bu işin tedbirini almalıyız. Bu zulmün önlenmesi için çalışmalıyız" diye konuştu.

Mezhepsel farklılıklar çatışma boyutunda

Kongrede konuşan Malezya İslam Partisi Genel Başkanı Abdulhadi Awang, sömürgeci batının Orta Asya‘yı sömürdüğünü belirterek mezhepsel farklılıkların da çatışma boyutuna geldiğine dikkat çekti. Sömürgeci Batı‘nın ülkeleri parçalayıp güçsüz hale getirdiğinin altını çizen Awang, "Özellikle haçlı seferlerinde ve Osmanlı imparatorluğundan sonra Ortadoğu küçük ülkelere bölündü. Afrika‘dan tutunda Orta Asya‘ya kadar küçük ülkelere bölünmüş.  Allah her şeye kadirdir ve dinimize ne kadar bağlı kalırsak o kadar kazanırız. Tarihimizden ibret almalıyız." dedi.

D-8‘le büyük bir pazar oluşturulabilir

Endonezya Adalet ve Refah Partisi Genel Başkanı Lütfi Hasan İshak, Batı medeniyeti İslam ülkelerinin yer altı kaynaklarını sömürerek ayakta durduğunu söyledi. Müslüman halkta bir uyanışın olduğunu ve artık buna kayıtsız kalamayacaklarını dile getirdi. İshak, "Müslüman halklar, yer altındaki kaynaklarının düşmanların eline geçmesinden rahatsız olmaya başladı. Erbakan D8‘i topladı. Bunlar büyük ülkelerdir. Büyük bir Pazar oluşturabilir. Erbakan bu sekiz ülkeyi bir araya getirdi. Büyük bir projenin temelini attı. 8 ülkedeki halklar, artık iktidarı ele geçirebilecektir. Arap ve İslam ülkelerindeki gelişmelere bakıyoruz. Müslümanlar oran olarak artmaktadır. Müslümanların elindeki doğal kaynaklar, batı tarafından çalınıyordu. Batı kendi medeniyetini bizim kaynaklarımızdan kurmuştu. Bu hırsızlık  durdurulacaktır. Batı rekabet içinde bu kaynaklarımızı istismar etmek için yarıştaydı. Bu asırda cesur liderlere ihtiyacımız var. Ülkelerinin kaynaklarını muhafaza edebilecek liderlere ihtiyacımız vardır. Liderlerimizi yetiştirecek bir akademiye ihtiyacımız var. Bu şekilde olursa İslam ve Müslümanlar kazanacak" diye konuştu.

Dünya Müslümanlarının lideriydi

Kuveyt İslami Öğrenci Teşkilatı Başkanı Mustafa Tahhan, Erbakan‘ın 1969‘da Milli Görüş hareketini başlattığına, Türkiye‘deki laik yönetimi karşısına aldığını belirterek Türkiye‘nin iç ve dış siyasetindeki Erbakan‘ın etkisini anlattı. Tahhan, "Erbakan her zaman zafere odaklanmıştı. Müslümanlara ve İslam‘a karşı savaşanlar onu her zaman durdurmaya çalıştılar. Erbakan D-8 topluluğunu  kurdu. ABD milyarlarca dolar teklif etti. Bu topluluğu feshetmesi için. Daha sonra partisi kapatıldı. 5 yıl siyasi yasak getirildi. Milli Görüş‘ün 5 defa parti kurmak zorunda kaldı. Erbakan Türkiye‘deki sorunlara ek olarak dünya Müslümanlarının sorunlarıyla da ilgiliydi. Yugoslavya Bosna‘ya saldırdığında Erbakan neler yapılabileceği üzerinde çalışma yapmış ve Bosna‘ya yardım göndermişti. Erbakan, sadece bir siyaset adamı değildi. Aynı zamanda o bir düşünce adamıydı" ifadelerini kullandı.

İslam Ülkeleri birleşmeli

Ürdün İslami Amel Partisi Gene Başkanı Şeyh Hamzeh Mansur , Avrupalı küçük devletlerin bir araya gelerek Avrupa Birliği‘ni kurup güçlü bir yapı oluşturduğunu kaydeden Mansur, "İslam ülkeleri ne yazık ki böyle bir birleşmeyi gerçekleştiremedi" dedi. D-8 Projesinin daha fazla yol kat edemeyişini ise siyasilerin tutarsız ve kısa sürekli politikalarına bağladı. Mansur, ancak sivil toplum kuruluşlarının dayanışmasıyla bunun mümkün olabileceğini söyledi. Mansur, "Avrupa aralarındaki ihtilaflara rağmen birleşti. AB‘yi kurdu. İslam ülkeleri ne yazık ki böyle bir birleşmeyi gerçekleştiremedi. Bizim önceliğimiz şu olmalı; Müslüman ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarının dayanışması, birlik olması. D-8 Projesi neden fazla ilerleyemedi, çünkü siyasiler arasındaki ilişkiler sıkı değildir. Sivil toplum kuruluşları bu ilişkileri birleştirmelidirler. Müslüman toplulukların sürekli koordinasyon içinde olmaları gerekiyor. Halklar marjinalleşmiş ve halk seçmedikleri kişiler tarafından yönetiliyor.  Örnek bir İslam modeli oluşturulmalı. Filistin direnişini de desteklememiz gerekiyor. Filistin şu an da büyük zulümlere maruzdur.  Şu an da Kudüs, Yahudileştirme propagandasına altında. Filistin sadece Filistin halkının değil tüm Müslümanların meselesidir" şeklinde konuştu.

Arap baharı‘ndaki siyonizme dikkat

Lübnan İslam Cemaati Başkanı İbrahim El-Mısri, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki halk ayaklanmalarının özgürlükler açısından güzel bir gelişme olduğuna dikkat çekerek "Siyonist tehlikesini unutmamamız gerekiyor" dedi.

Osmanlı‘nın yıkılmasıyla birlikte Arap dünyasının parçalandığını söyleyen El-Mısri, "İstanbul, Arap dünyasını parçalamadan 400 yıl birlikte tuttu. Osmanlı‘nın yıkılmasıyla birlikte emperyalistler ve Siyonistler, Arap coğrafyasını param parça ettiler. İran nükleer projesine başladığında buna karşı çıktılar. Şimdi yaptırımlar uygulamaya başladılar. Hiçbir İslam ülkesinin İsrail‘e karşı gelebilecek bir proje geliştirmesini istemiyorlar. Arap ülkelerinin kendi özgürlüklerini kazanmakla meşgul olduklarını biliyoruz. Fakat Siyonist tehlikesini unutmamamız gerekiyor" diye konuştu.

Konferansa, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de kutlama mesajı gönderdi.