Görsel ve yazılı medyada dikkatimizi çeken bir ifade
vardır: Cesurca soyundu. Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda
bu ifadeler ne yazık ki, hiçbirimizde rahatsızlık uyandırmıyor. Zihinsel bir
dönüşüm yaşadık ve aynı şeyleri göre göre duyarlılığımızı kaybettik. Günümüzde
bu dönüşüm, baskı ve zorbalıkla gerçekleşmiyor, medya aracılığıyla yavaş yavaş
enjekte ediliyor.
Soyunmayı bir cesaret göstergesi olarak tanımlayan bu
zihniyet, maşa olarak kullandıkları kadınları ekrana taşıyarak, kadınlarımızı
ve genç kızlarımızı etki altına alıyorlar. Kızlarımız, bu kadıların şaşalı
hayatlarına, bitmek bilmeyen aşk maceralarına ve bedenleri üzerinden
edindikleri servete gıpta edip, şöhret olma hayalleri kuruyorlar.
Kızlarımız ve kadınlarımız artık, dinimizin kabul
etmediği tesettürsüzlüğü, çıplaklığı ve müstehcen görüntüleri cesaretli olmakla
ilişkilendirip özeniyorlar. Yani teşhirciliği öven ve göklere çıkaran bir
anlayış hâkim. Kadının bedeni, zihinsel üretkenliğini ve ahlaki özelliklerini
gölgede bırakıyor.
Televizyon programlarında boy gösteren manken ya da
şarkıcıların aşkları annelerimizin gündemini işgal ediyor. Çocuklarına, eşine
ve kendine yeterince vakit ayıramayan kadınlar, dedikodu programlarının
başından ayrılamıyor. Artistlerin aşk hikâyeleri annelerimizin vaktini işgal
ediyor.
Mahallemizin temiz ve pak yüzlü teyzeleri, yoksul kızları
zina konusunda uyarırken, filan şarkıcının aşk kaçamaklarını, ihanetlerini
ballandıra ballandıra anlatıyor ve zinayı bu kişilerin meşru haklarıymış gibi
gösteriyorlar. Teyzelerimiz kendi çocuklarına yakıştıramadıkları gayri ahlaki
yaşantıları bu insanlarla özdeşleştirip doğal kabul ediyorlar.
İnandığınız değerleri merkeze alıp, temiz bir hayat
yaşamaya gayret ediyorsanız bilin ki, hiç değeriniz olmayacaktır. Çünkü kimse
sizin iffetinizi, korumaya çalıştığınız onurunuzu, verdiğiniz mücadeleyi kayda
değer bulmuyor. Ve siz malum çevrelerin tasarladığı kadın prototipi ile taban
tabana zıtsınız. Fakat siz şunu bilmektesiniz: Allah ın koyduğu ölçüler
dâhilinde yaşıyorsanız, kimin ne dediğinin ya da nasıl gördüğünün pek önemi
yok. Siz şu kokuşmuş dünyanın değer ölçülerine rest çekerek inandığınız gibi
yaşamayı başarabiliyorsanız gerçekten muzaffer bir kişisiniz. Bu hayatta bundan
daha büyük bir onur da yoktur.