Tesettürün akıbeti

Abone Ol

Müslüman kadınlarla ilgili olarak kullanılan en yaygın

kavramlardan birinin tesettür kavramı olduğu ortada bir durumdur. Gerekliliği

veya gereksizliği gibi farklı pencerelerden bakanların görüşleri yansıtan bir

tesettür mücadelesi dönemi geçirdik. O zamanlar tesettür, meri düzeninin

varlığına karşı bir direnişi simgeliyordu. Tesettüre karşı çıkanlar da, meri

düzenin varlığına karşı bir direniş şeklinde algıladıkları için Müslüman

kadınların tesettürünü devlete karşı başkaldırma görüp sürgün ve mahkûmiyet

gerekçesi olarak anladılar, uyguladılar. Müslüman kadınlar ve onların erkekleri

için de tesettür ve tesettüre ait parçalar din olarak anlaşıldı. Tesettürden

taviz, dinden taviz olacağı için başörtüsü gibi onun sadece bir parçası durumundaki

bir kavram bile şu kadar olabilir bu kadar olamaz durumunda bir kavga konusu

oldu yıllarca. Seçimlere ve tartışmalara malzeme yapıldı. Yaşadığımız ülkenin

tarihi yazılırken büyük ihtimalle başörtüsü öncesi/sonrası diye bir tasnif

yapılacaktır.

Tesettür kavramının artık gündemden düştüğünü, en azından

ilk sıralarda bir gündem maddesi olmadığını izliyoruz. Bilhassa üniversitelerde

başörtüsünün sorun olmaktan çıkmasıyla beraber kavga konusu olmaktan da

çıkmıştır. Bazıları için yorgan gitti kavga bitti düzeyine gelmiş de olabilir

meselemiz. Devlet dairelerinde bile başörtülü memure hanımlar

bulanabilmektedir. Bilhassa eğitim ve tıp alanında hararetli tartışmalar

yapıldığı için, okullarda ve hastanelerde başörtülü hanımların devlet memuru

olarak görev yapabildiklerini gördükten sonra tesettürün sorun olmaktan

çıktığını ya da Müslümanların o sorunu hallettiklerini söylemek o anlamda

doğrudur şüphesiz. Buna diyecek bir sözümüz olamaz. Eğer bu bir nimet ise buna

şükretmemiz de gerekir. Geçirilen sıkıntıları bilmeyen yeni nesil herhalde,

böyle bir tartışmaya anlam da yükleyemeyeceklerdir.

Yeni Durum

Tesettür kavgası ile büyüyen bir nesil, bugün farklı bir

tartışma ile karşı karşıya kalmıştır. O tartışma da şudur: Tesettür ne idi

Kadınların giyinmeleri için mi kavga ediliyordu, tesettürleri için mi Mevcut

durumda, Müslüman kadınların istedikleri gibi giyinmelerine izin verilmiştir

ama tesettür nerededir ya da tesettür bu mu idi Yıllarca başörtüsü kavgası

verilirken akıbet bu mu olacaktı Tesettürsüzlüğün getirmesi muhtemel durumu,

tesettürün kendisi getirecekti de neden bir asra yakın zaman bunun mücadelesi

yapıldı

Bu ve benzeri sorular, yeni dönemde tartışmalarımızın

konusu olacaktır büyük ihtimalle.

Okullardan camilere kadar giyinmiş Müslüman kadınlar

bulunmaktadır. Kısa bir zaman önce hasta olarak bile girmenin zor olduğu

üniversite hastanelerinde tesettürlü öğretim üyesi olarak bile

bulunabilmektedir hanımlar. Bu da tespit edilmesi gereken ikinci noktamız

olabilir.

Sözlük Bilgisi

Üçüncü bir nokta olarak da, tesettürü sözlük üzerinden

ele alabiliriz. Etrafında neredeyse bir asırdır mücadele ettiğimiz tesettür

nedir, kadınların giyinmesi için mi mücadele ediyorduk Bizim kadınlarımız

giyinmek istiyorlardı da birileri giyinmelerini mi engelliyordu yoksa bizim

imanımız gereği dava olarak gördüğümüz bir tesettürümüz mü vardı Bu

sorgulamanın yapılabilmesi için sözlük üzerinden inceleme yapmamız

gerekmektedir.

Arap âlemi ve diğer İslam coğrafyasında bizim tesettür

olarak kullandığımız kavram yerine genelde HİCAB kullanılmaktadır. Tesettür

biraz daha Türkiye sınırları içinde kullanılan bir kavramdır. Gerçi her iki

kelimenin anlamı aynı sonucu göstermektedir. Hicap neyi anlatıyorsa tesettür de

onu anlatır. İki kelimenin de aslı Arapçadır. Arapça dilinden dilimize ve başka

dillere geçmiş ve kullanılırken de Arapçadaki asıl anlamı etrafında

kullanılmıştır.

Bugün, tesettür adına kadınlara hitap eden mağaza bile

açılmıştır. Giyim mağazaları tesettür üzerine veya normal diye tasnif

edilebilmektedir. Buna rağmen ortada tesettür mü vardır yoksa bu kelimenin içi

oyulmuş olarak vitrine konan yeni şeklinin yansıtıldığı bir tuzak mı vardır Bu

sorgulamayı, D. Mehmet Doğan ın B. Türkçe Sözlüğü nden tesettür ve hicab

kelimelerini alarak inceleyelim:

Hicab:

1.Utanma duygusu, mahcubiyet.

2. Perde, örtü, zar.

3. Tesettür, örtünme.

Tesettür:

Gizlenme, saklanma.

İslamî ölçüler içinde örtünme.

(ask.) Arazi üzerinde bulunan  tabii ve tahkim malzemelerinden faydalanarak

sun î olarak meydana getirilen örtü vasıtasıyla düşmanın gözünden ve ateşinden

sakınma.

Sadece sözlük bilgisi üzerinden düşündüğümüzde bile

tesettürün giyinme olmadığını söylememiz mümkündür. Tesettür, Müslüman

kadınların giyim tarzını gösteren bir giyim adı değildir. Tesettür, tam

anlamıyla bir korunmadır. Bu korunma, kadının erkeğin bakışından korunmasıdır.

Bunu sağlamayan kıyafetin tesettür olarak isimlendirilmesi sonucu

değiştirmeyecektir. Müslüman kadınlar, yıllar boyunca neyin mücadelesini

yaptıklarını fark edememiş olabilirler ama hakikat budur; Müslüman kadının mahremi

olmayan erkeklere karşı giyindiği kıyafeti koruyucu olacaktır.

Arapça olan bu deyimin aslında SETR kalıbı vardır. Bu

kalıptan türemiş pek çok kelime biliyoruz esasen. Mesela SETR-İ AVRET diyoruz.

Setr-i avret, avretin örtülmesi demek ise tesettür de, kadının örtünmesi,

korunması olacaktır. Bedenin üzerine bir kıyafet geçirilmesinin adı ise

giyinmedir. Giyinmenin Arapça karşılığı da LİBAS kelimesi etrafında dönen

kavramlarla açıklanmaktadır. Elbiselenme ile korunma aynı şey olmamalıdır. Yine

Arapça bir kelime olan SİTAR da Türkçedeki PERDE karşılığıdır. Perde de,

görünmeyi engelleyen aracın adıdır. Penceredeki perde, içeriyi gösterdiği

sürece adı perde olsa görevi perde görevi olmayacaktır.

Bu bilgileri çoğaltmaya gerek yoktur. Tesettür, Müslüman

kadının, gözlerden korunmasını sağlayan şeklin adıdır.

Karşılaştırma

Kadınlarımızın üzerlerindeki kıyafetlerin onları ne kadar

gözlerden koruduğunu sorabiliriz, sormamız da gerekmektedir. Eğer kadınlarımız,

Müslüman olmayan kadınlardan geri kalmasınlar, onlar da güzel görünsün gibi bir

gerekçemiz olacaksa tartışacak bir şey yoktur; artık en pahalı, en cazip, en

albenili kıyafetleri onlar da giymektedirler.

Müslüman olmayan firmaların bile üretimleri arasında

tesettür kıyafetleri vardır artık. Bilhassa Müslüman kadınların devlet

protokolünde yer aldığından beri zaten adına tesettür denen kıyafetler

revaçtadır. Dün, başörtüsü veya diğer başlıklar altında kadınlarımızın

tesettürü için mücadelenin önderliğini yapanların bir bölümü bugün,

katıldıkları toplantılarda eşlerini de beraber bulundurdukları için Müslüman

kadının daha şirin görünmesinin ufkunu açmaktadırlar. Kimi yazarlarımız da,

konuyu sanat gözüyle inceleyerek kadınlarımıza Paris kalitesinde bir moda

önerebilmektedirler.

Tesettür bir korunma ise bu korunma, erkeğin hoşuna

gitmeyecek şeylerin bedende giyilmiş olması ile mümkündür. Tesettür de güzel

görünmeyen şeyle sağlanabilir. Cazip ve çekici bir kumaş, kapkara olsa da

erkeğin gözünde bedene cazip bir şekil veriyor olduktan sonra maksat hâsıl

olmayacaktır. Bugün geldiğimiz noktada Müslüman kadınlarımız, dışarıda güzel

görünmeyi, Müslüman kadına dininin yüklediği bir sorumluluk olarak telakki

ediyorlarsa sözlüklerdeki kelimelerin anlatım gücü bitmiş demektir. Elimizdeki

Kur an ımız, mü min erkekler ve kadınlar gözlerini sakınsınlar (Nûr suresi,

30-31 âyetleri) derken, mü min kadın göze hitap etmekten söz ediyor. Bunu basit

bir çelişki sözcüğü ile de ifade etmekte zorluk çekiyorum. Kur an ile ona iman

eden arasındaki çelişki demek bile içimi rahatlatmıyor doğrusu. Kadınlar,

korunmak için mi giyiniyorlar görünmek için mi Ya da mü min bir kadın bakışı

ile bakıldığında korunma ifadesi neyi anlatıyor Bedenlerine elle taciz

yapılmasını koruma görüyoruz da, bedenlerinin ayrıntılarını ortaya koyan

kıyafetlerin altında bulunmalarını ve mahremleri olmayan erkeklerin onları

gözleri ile izlemelerini korunmanın dışında kalma olarak görmüyor muyuz

Bu ve benzeri endişeleri konuşmakta da zorluk çekmekteyiz

artık. Bir iki örnek derken bugün, yanlış doğrunun yerini almış ve doğruyu

sorgulamak bile itilmeyi gerektirir durum oluşmuştur.

Bir kere daha, fotoğrafımızın genel görüntüsünü ele

almamış gerekmektedir. Camilerimizin çoğalması, Kur an okumanın ve okutmanın

önündeki engellerin kalkması, Batının İslam ı var kabul etmesi, Müslüman

zenginlerin de büyük büyük marketlerinin bulunması gibi şeyler, kulluğumuz

açısından iyi durumda olduğumuzu göstermeye ve ispat etmeye yeterli midir

Kadınlarımız, kızlarını yetiştirirken onları, yaz aylarında Kur an kurslarına

göndermekle, bayramlarda da büyüklerinin ellerini öptürmekle, Ramazan ayında da

misafirlerine tatlıları onlara yaptırıyor olmakla kız çocuğu yetiştirmiş

oluyorlar mı Bu, Müslüman kadınları rahatlatıyor mu acaba, bu kadar mı idi

İslamîlik mücadelemiz