1997-1999 yılları arasında sayıları otuz ile elli arasında değişen öğretim üyelerine Kur an-ı Kerim hakkında bilgi verme ve Namaz surelerinin anlamı üzerinde durarak örnekleme yoluyla iki yılı aşkın haftada bir akşam ders yapmıştım.
Aynı haftada aynı dersi bir Kur an kursunda İlkokul mezunu öğrencilere de yapıyor ve ben hem ilkokul öğrencilerine hem de Üniversite hocalarına göre dil ve mantık geliştirmeye çalışıyordum.
Başarılı oluyordum ki, iki yıldan fazla sürdü bu dersler.
O günlerde Boğaziçi Üniversitesi nden bir öğretim üyesi "Çok yakın bir zamanda tesettürün fazla bir önemi kalmayacak. Geliştirilecek gözlüklerle elbise altı da görüntülenebilecek. Seri üretime geçilip ucuz fiyatlarla satışı da başlayınca tesettür ortadan kalkar" demişti.
Gümrüklerde valizlerimizi denetleyen cihazların biraz daha geliştirilmiş hali T5000 kameraları şimdilik 25 metreden elbisenin altını görüntüleyebiliyormuş.
O gün ben, kendisine şöyle cevap vermiştim.
Bizim sorumluluğumuz Allah adır. O, bizim gönlümüzden geçeni bilir. Bizim avret mahallerimizi O ndan gizleme diye bir şey yoktur.
Evimizde tek başına namaz kılarken bile biz, tesettürümüze dikkat ederek namaz kılarız. Allah tan başka o evde kimse yok. Öyle olduğu halde biz, emri yerine getirmek için örtünürüz.
Yatakta veya banyoda çırılçıplak olduğumuz zamanlarda birileri bizim aldığımız önlemleri aşarak röntgencilik yapmaya kalkarsa sorumluluk ona ait olur.
Bir gün gelir duvarlarımızı da delip geçen kameralar bizim yatak odalarımızı da görüntülemeye kalkarsa bundan biz rahatsız olmayız. Biz, üzerimize düşeni yaptıktan sonra sorumluluk, röntgenci devletlere ait olur.
Ayrıca bilgisayar programını şifreleyen kuruluşların şifrelerini kıran kuruluşlar olduğu gibi elbisenin altını veya evlerin içini gösteren gözlükler seri şekilde üretildiğinde piyasaya o gözlüğün delemeyeceği kumaşlar da sürülecek ve çok satacaktır, hiç endişeniz olmasın." dediğimde "Çok doğru söylüyorsunuz. O konuda çalışmalar da devam ediyor" demişti.
Televizyonlarda açık oturum düzenleyen o keskin zekalı yöneticilerimiz tesettüre karşı olan beş veya on kadar hanımı stüdyoya davet etseler ve "Örtünmenin sınırlarını siz belirleyin, nasıl olsun " diye sorsalar bakalım ne cevaplar çıkacak ve ne ateşli bir açıkoturum olacak.
"Çağdaş batı kıyafeti" diyerek laf kalabalığına giremezler.
Biz, Bush un hanımını veya Blair in hanımını, veya Amsterdam ın Dam meydanındaki minili, midili külotsuzunu, rahibe kıyafetini örnek alarak zevkimizi onların zevkinde eritip yok etmek yerine, her yıl onların modasını takip ederek bilinç altımızı işgal ettirmek yerine benliğimizi, bilincimizi, bilinçaltımızı, tenimizi, canımızı, kalbimizi, kalıbımızı Yaratanın emrine uymayı tercih ederiz.