Tacettin Ural…
Eski meslektaş... Uzun yıllardır devlette çalışmayı tercih eden, bir süredir de Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği’ni yürüten bürokrat.
Hoş sohbet ve arkadaş canlısı… Biz kendisine kısaca “Taci” diyoruz…
Uzun yıllar gazetecilik yaptığı için birçok mekânda yollarımız kesişti, Tacettin’le.
Hele hele “eski Başbakanlık” olarak da tabir edilen, Kızılay’ın göbeğinde bulunan, büyük sarı (herhalde pirinç) kanatlı kapıları olan eski binada…
Kırmızı halı döşeli uzun koridorları ile sembolleşen ve her bir odası bu koridorlara açılan bina…
24 Haziran 2018 seçimleri ile birlikte yürürlüğe giren, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nde işte bu bina yani “Başbakanlık” makamı buharlaştı. Başbakanlık diye bir yer yok artık! Yavaş yavaş zihinlerimizden de silinecek, sanki…
Yakın zamanda binada asılı bulunan “Başbakanlık” yazısı da kaldırılacak.
Tacettin Ural, işte bundan hemen önce, o binanın önünde son bir fotoğrafını kaydetti.
Ve Instagram hesabından şu duygularını paylaştı:
“1991’den itibaren epeyce mesaim olmuştu şu kapının önünde. Özal’a denk gelmemiştim ama Demirel, Ecevit, İnönü (Erdal), Yılmaz, Baykal, Karayalçın, Erbakan, Çiller, Gül ve Erdoğan… Sayısız siyasi aktörü az beklememiştim şu merdivenlerde, matbuat esnafıyla birlikte… Kâh mikrofon uzatmıştım, kâh bir kenarda not almıştım. “Uçan yazar kaza” filan da görmüştü buralar.
Bakanlıklarda çalışırken de haftada bir gün Bakanlar Kurulu için gene buralarda olurduk. Sonra, “Başbakanlık Metin Ekibi”ne geçince yine mesaim olmuştu bu binada.
Şimdi ise tarihe karışıyor Başbakanlık. Dükkân kapanmadan önünde bir hatıra fotosu çekiniverdim işte…”
***
“Benzer duyguları paylaşan var mı?” diye sorsam yüzlerce meslektaşın, binlerce çalışanın, milletvekilinin, bürokratın ve yüz binlerce vatandaşın parmağının kalktığını görür gibiyim…
Ne Başbakanlar, bakanlar geçti bu binadan! Kaç askeri darbe gördü? Ne kavgalara şahit oldu o uzun koridorlar? Hele hele çaycılar, hizmetliler nasıl konuşmalara, diyaloglara şahit oldular, bu kırmızı halılarda? Bu binaya ilişkin birkaç kitap-belgesel yola çıkmıştır, bile…
Teşekkürler sevgili Taci… Ben de aynı duyguları paylaşıyorum, ben de…
KİMİN AÇIKLAYACAĞI BELLİ OLDU!
Geçenlerde (27 Haziran 2018) bu köşede şunları yazdım:
“Peki, şimdi nasıl olacak?
Hadi o can alıcı soruyu bir kez daha sorayım; yeni sisteme göre, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne göre yeniden cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat atayacağı Bakanlar Kurulu listesini kim açıklayacak?
Bakanları atayacak ve onayacak olan Erdoğan olacak da listeyi kameralar önünde kim okuyacak?
Önce tahminimi söyleyeyim; bana göre, yeni sistemde artık hemen her şey Beştepe’de harmanlanacağı için -16 isimden oluşan- Bakanlar Kurulu listesini Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın açıklayacak.
Ama bir ihtimal de şudur; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bir sürpriz yapıp kabine listesini bizzat kendisi de ilan edebilir.
Bekleyip göreceğiz…”
Böyle yazmıştım…
Öyle fazla da beklemeye gerek kalmadı; Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın açıkladı: “İkinci ihtimal” gerçekleşiyor…
Yani, yeni sistemde yeni Bakanlar Kurulu’nu bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklayacak.
Peki, ne zaman? Erdoğan, 9 Temmuz 2018 Pazartesi günü TBMM’de yemin ederek yeni dönemde görevine resmen başlayacak.
Erdoğan, aynı günün akşam saatlerinde de –çoğu dışardan, vekil olmayan- bakanları yine muhtemelen Beştepe’de açıklayacak…
***
Eskiden seçimlerden sonra “bakanlık” kulisleri yüzde 95 oranla parlamento sınırları içinde yapılırken şu anda bu sınır tüm Türkiye’yi hatta ve hatta tüm dünyayı sarmış durumda. Zira, yurtdışında yaşayan bazı isimlerin de - şartları şayet tutuyorsa- bakan olarak görev alabileceklerine ilişkin öngörüler etrafta dolaşıyor, yazılıp çiziliyor…
Haydi hayırlısı…
ŞU ‘ANADOLU AJANSI’ MESELESİ
* Anadolu Ajansı, bu ülkenin en köklü kurumlarından biridir, doğrudur…
* Anadolu Ajansı, bu ülkenin en güzide kuruluşlarındandır, doğrudur…
* Anadolu Ajansı, bu ülkenin en yaygın haber veren ajansıdır, el hak doğrudur…
Bunlara kimsenin bir itirazı yok…
Ama, mesela Anadolu Ajansı şunu yapamaz mı?
Başbakanların, bakanların ağırlandığı “Editör Masası”nda muhalefet partilerinin genel başkanları da ağırlanamaz mı?
Mesela bir Kemal Kılıçdaroğlu, mesela bir Meral Akşener, mesela bir Temel Karamollaoğlu, “Editör Masası” programında soruları cevaplayamaz mı?
Böyle bir şey yapılırsa inanın Anadolu Ajansı hakkında -birçoğu da haksız olan- eleştiriler uçup gidecektir…
Sizce de öyle değil mi?
GERÇEKTEN DE İYİYE Mİ GİDİYORUZ!
* Dolar yine hareketli, 4.70 sınırına geldi, 5 TL’ye doğru gidiyor.
* Enflasyon yüzde 15’i geçerek, 2004’lü yıllara döndü.
* Üretici enflasyonu yüzde 23.71’i gördü... Bu rakam oldukça dikkat çekici…
* Faiz yüzde 20 sınırına dayandı.
* Alarm zillerinin çaldığı bir başka nokta da her şeye rağmen özelleştirilen ya da bir başka deyimle satılan şeker fabrikaları hakkında. Başbakan Binali Yıldırım’ın, “5 yıl daha çalışmaya devam edecekler.” sözü verdiği şeker fabrikalarında enteresan şeyler yaşanıyor. Neler mi; seçimden önce özelleştirilen Turhal Şeker Fabrikası’nda 100 işçinin sürgün edildiği, 100 personelin de zorunlu olarak emekliye sevk edildiği haberleri geliyor. Turhal’da şimdiden 200 ailenin göç ettiği ileri sürülüyor. Özelleşen 14 şeker fabrikasında bulunan 169 mühendisin durumunun da ne olacağı belirsiz. Fabrikalardaki işçilerin büyük bölümü 4B statüsüne geçmeyi kabul ederek birçok sosyal hakkını kaybetti.
***
Bütün bu gelişmelerden sonra şu soruyu sorsak mı? Gerçekten de iyiye mi gidiyoruz?