Farkında mısınız ne kadar az teşekkür etmekteyiz.
İnsanlar yol sormakta, adres tarifi almakta ya da
kendisine kapı tutana, gitmesi için arabasını kenara çekip yol verene bakıp
geçmekte, bir teşekkürü çok görmekteler.
Oysa iyi niyet cümleleri toplumun tansiyonunu düşürür ve
herkesin ruhuna çok iyi gelir.
Resulullah (S.A.V.) insanların bu derdini de işitmiş
olmalı ki;
İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah a da şükredemez
demiştir.
Ne Rahman a yeterince şükür ehlidir, ne de onun
yarattıklarına.
Gün geçmesin ki, hayvanlara eziyet eden, kedileri döven,
kuşları taşlayan, ağaç dallarını kıran insanlarla karşılaşmayalım.
Kerim kitabında Rabbimiz inceden bizleri uyarmıştır:
Ve düşünün ki Rabbiniz şunu bildirdi: And olsun, eğer
şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım ve eğer nankörlük ederseniz,
haberiniz olsun, gerçekten azabım çok şiddetlidir. (14:7)
Teşekkür toplumu olmamak için ayak dirememiz aslında en
fazla bize zarar vermekte, kaba insanların yabanarısı vızıltıları arasında
asabımız bozulmakta, ruh sağlığımızı yitirmekteyiz.
Özellikle çocuklarımıza daha fazla teşekkür etmeliyiz
onları sık sık takdir etmeli, her işlerinde teşvik etmeliyiz.
Fakat aileler ne yazık ki tenkitte daha çok ileri gittikleri
için çocuklar, teşekkür den çok eleştiri duyarak gönlü yaralı olarak
büyümektedirler.
Bazen incir çekirdeğini doldurmayan konular yüzünden
çevremizdeki insanlarla zıt gideriz, aslında bunun en fazla bize zararı vardır,
değil aramızın başkasıyla bozuk olmasından rahatsızlık duymak, dostlarımızın
dargınlığı bile ruhlarımıza azap vermelidir.
Oysa bir-iki dakikada halledilecek güzel bir diyalog ile
bu canımızı sıkan bizi mutsuz eden o meseleyi çözebiliriz. Zira keskin sirkenin
bütün kaplara zararı vardır, düşman ortamlar değil, dost sahiller herkesin
gezmeye can attığı yerlerdir.
Düşmanlıktan asla vazgeçemeyenler için iki dünya bir
araya gelse o kişiden yine nefret edeceğim tezi genel geçerdir, her insanın
hatası vardır, düşmanlığı sürdürenleri de kâinatın efendisi uyarmaktadır:
Dostunuzu bir gün düşman olabilecek şekilde seviniz.
Düşmanınıza bir gün dost olabilecek şekilde buğz ediniz.
Takdirlerimizi ertelememeliyiz. Bir gün Allah ın elçisi
(S.A.V.) sahabe ile oturup sohbet ederken, yanlarından bir adam geçti,
sahabeden birisi onu görünce yüzü aydınlandı ve: Bu çok iyi bir insan, onu çok
severim dedi, Rasulullah, adama sordu: Bunu ona hiç söyledin mi Sahabe,
Hayır! dedi. Rasulullah: Git ve ona, onu sevdiğini söyle buyurdular. Aslında
sevdiğimizi ne kadar az söylemekteyiz, dostlarımıza, arkadaşlarımıza,
akrabalarımıza, evlatlarımıza. Galiba sevgi konusunda oldukça cimrileşmekte ama
eleştiri hususunda cömertlikte sınır tanımamaktayız.
Aslolan iyiliğin yaygınlaşması için takdir ve
teşekkürlerimizi yüksek sesle ve herkesi haberdar eden bir ifşaatla açıklamalı
ama eleştirilerimizi gizli, kimseler duymadan, sessizce paylaşmalıyız.
Ah o samimiyet ve iyi niyet çiçekleri, baharla birlikte
mor salkımlar gibi hanelerden, duvarlardan taştığında; toplum daha fazla mutlu
olacaktır.