Terörün tırmanması, özellikle asker ve polislerimizin şehit edilmesi ister istemez tansiyonu ve öfkeyi giderek artırıyor. Bu öfke tırmanışı giderek daha sert tedbirlerin gündeme gelmesine, hatta bazı siyasilerin HDP’nin kapatılmasını dillendirmesine kadar gidiyor. Teröristlerin saldırı ve cinayetleri karşısında öfke duymamak, tepki vermemek elbette mümkün değil. Hatta, bir adım daha ileri gidilerek sokaklarda yüzleri maskeli silahlı ve ellerindeki bombalarla etrafı cehenneme çevirenlere karşı daha etkili mücadele verilmesinin istenmesi anlaşılabilir ama bir siyasi partinin kapatılmasının nasıl bir sonuç vereceğinin iyi düşünülmesi gerekiyor. Kaldı ki, bir siyasi partinin kapatılmasını istemek siyasilerin değil yargının işi olmalıdır. Bu noktada daha kısa bir sür önce yapılan yasal düzenleme çerçevesinde yüzleri maskeli teröristlerin ellerindeki silah ve yanıcı maddelerle etrafı ateşe vermesi, emniyet güçlerine karşı saldırılarına müsamaha edilmeyeceği iktidar kanadınca sıkça tekrarlanmıştı… Ne var ki, bu yasaya rağmen ülkemizin pek çok köşesinde teröristler yüzleri maskeli, ellerinde silah ve patlayıcı maddelerle saldırılarını sürdürüyor, etrafa zarar vermeye devam ediyorlar. Emniyet güçlerimiz şehit ediliyor. Yani yasaya rağmen sokaklar maskeli teröristlerden temizlenemiyor. Sonuçta emniyet güçlerimizi şehit eden, iş makinelerini yakan teröristlerden ülkemiz temizlenmesi gerekirken bir siyasi partinin kapatılması istekleri siyasilerce dile getiriliyor. Sanıyorum işin kolayı tercih ediliyor. Hatta bir partinin terörün maşası haline geldiği düşüncesi de gelişmiş olabilir. Ancak, bu alanın yargıya ait olduğunu unutmamak gerekiyor.
Bu noktada iktidarı ve muhalefeti ile eylem ve söylem birliği oluşturmak önem kazanıyor. Söz gelimi sokakların yüzleri maskeli, ellerinde silah ve patlayıcı maddelerle emniyet güçlerimizi şehit eden teröristlerden nasıl temizleneceği ve bunun için nasıl bir tavır sergilenmesi gerektiği üzerinde düşünmek parti kapatma teklifinden çok daha önemlidir. Söz gelimi yüzleri maskeli teröristlerinden sokakların temizlenmesini öngören yasların uygulanması konusunda emniyet güçleri nasıl hareket etmelidirler Ellerinde silah ve patlayıcılarla sokakları işgal edenlerin ille de ellerindeki silah ve patlayıcı maddeleri kullanmalarına kadar seyretmemek mi gerekiyor Hemen belirteyim ki yargısız infaza her zaman karşı oldum… Yargısız infazlar yargının yetkisini emniyet güçlerinin kullanması anlamına gelir ki, bu da yasal değildir. Ancak, emniyet güçlerimizin kendilerine yönelik bir saldırı olana kadar teröristleri seyretmesi/seyretmek zorunda bırakılması da toplumun yüreğini kanatan sonuçlara yol açıyor. Bir bakıma teröristlerin haytalarının emniyet güçlerinden daha değerli olduğu görüntüsü ortaya çıkıyor. İdam cezasının kaldırılması ile canilerin hayatının masumlardan daha değerli gibi bir görüntünün ortaya çıkması gibi. Ufacık masum yavruları katleden canilerin hayatlarının idam cezasının kaldırılması sonucu korunma altına alınmasındaki çarpıklık ile emniyet güçlerinin araçlarına ve doğrudan üzerlerine yanıcı madde atarak onları diri diri yakmaya kalkışanlar karşısında hareketsiz kalmaya mecbur bırakılmaları arasında bir fark olmadığı görüntüsü ortaya çıkıyor. Bu bakımdan bazı siyasiler meseleyi HDP’nin kapatılması noktasına hapsetmek yerine işin bu boyutu üzerinde ne düşündüklerini belirtmelidirler. Böyle yaparlarsa emniyet güçlerinin elini biraz daha güçlendirmiş olabilirler. Kısacası terörün tuzağına düşmeden serinkanlı davranmak gerekiyor.
Yasalar haklı ya da haksız bir takım sebeplerden dolayı uygulanamayacak ya da bazılarına uygulanacak bazılarına uygulanmayacaksa o yasaların çıkartılmış olmasının topluma yararı değil zararı dokunuyor. Aynı durum sadece terörle ilgili değil hayatın her alanını düzenleyen yasaların uygulanmasında da geçerli. Bir yasa ya herkese eşit uygulanmalı ya da iptal edilmelidir. Çünkü arsızlara ve güç sahiplerine uygulanamayan yasalar sadece zayıfları ezer.