FARKLI siyasi ve fikri düşünceler sebebiyle terörün
malzeme yapılması doğru bir yaklaşım olmaz. Bu sebeple bu ülkede yaşayan
herkesin terörle mücadele konusunda el ve gönül beraberliği haline olması ve o
doğrultuda hareket etmesi gerekir. Ancak, böyle olursa terör örgütü ve
teröristler ortada yapayalnız bırakılır. Bu sebeple başlığa bakarak peşin bir
hükümle yazıya eleştiri niyetiyle başladığım anlaşılırsa üzülürüm. Ancak, bir
hususa dikkat çekmek istiyorum. O da AK Parti nin 14 yıldır tek başına iktidar
olduğu ve buna rağmen terörün bir türlü sona erdirilemediğidir. Bu mücadeledeki
bir eksiklik ya da zaaftan ileri gelmiyor olabilir. Hatta elden gelen her türlü
mücadeleye rağmen sonuç alınamıyor olabilir. Şahsen bu ihtimali akılıma bile
getirmek istemiyorum. Ancak, artık buna bir son verilmesi gerekiyor. Bu hususta
toplumun çok büyük bir bölümünde birliktelik söz konusudur. Çünkü, insanlar her
gün gelen şehit haberleri karşısında günlük normal hayatlarını bir kenara itmiş
durumdalar. Özellikle çatışma bölgelerinde evlatları bulunan ailelerin aklı hep
gelecek haberlerdedir.
Bu noktada bazı hususlara dikkat çekmek istiyorum.
İktidar partisinin çıkarması gereken bir yasa var da
Meclis ten mi geçiremiyor Yani ne yapmak istiyor da yapamıyor Dışarıdan
bakıldığında yeni bir yasal düzenleme konusunda sorun yoktur. İktidar atması
gereken her türlü adımı atabilecek noktada ve Parlamento da gerekli çoğunluğa
sahip. Böyle olunca ülkenin bir numaralı sorununu başkanlık sistemine bağlamış
olmak ister istemez akla başlıktaki soruyu getiriyor: Terörün sona ermesi
başkanlık sistemine geçilmesine mi bağlı
Eğer bu soruya evet deniyorsa bunun nedeninin topluma
izah edilmesi lazım. Çünkü göründüğü kadarıyla ortada terörle mücadele
konusunda iktidarın elini bağlayan bir husus yoktur. Elbette terörle mücadele
edilirken sivillere zarar verilmemesi için gereken titizliğin gösterilmesi
gerekir ki buna dikkat ediliyor- ama
bunca yıldır terörle başa çıkılamayışı sadece bu gerekçe ile izah etmek yeterli
olmaz/olmuyor. Akla daha pek çok soru gelebilir. Ancak, yeni başbakan ilk açıklamasında
öncelikli halledilmesi gereken iki konudan birini başkanlık sistemine
geçilmesi, ikincisi ise terörün sona erdirilmesi olarak ilan etti. Buna bir
itirazımız yok. Ancak terörle mücadelenin başkanlık sistemi tartışmaları
arasında kaynamasına itirazımız var. Bir de mevcut yapı içinde iktidarın yapmak
isteyip de yapamadığı, atmak isteyip de atamadığı hangi adımın olduğunu toplum
ile paylaşması gerekir. Başkanlık sistemine geçilmesi terörle mücadelede
iktidara ne gibi yeni imkânlar sağlayacağı düşünülüyor. Sanıyorum terörle
mücadelede esas sorun içeriden çok dış kaynaklı. Bir diğer ifadeyle terörle
mücadelede işlerin böylesine uzayıp gitmesinin ana sebebi dost ve müttefik (!)
ilan ettiğimiz ülkelerin terör örgütüne ve teröristlere sağladığı destektir.
Böyle olmasa terör örgütünün karargâhına haftada birkaç kere hava operasyonu
yapılmasına, her operasyonun ardından Kandil in yerle bir edildiği, bilmem ne
kadar teröristin etkisiz hale getirildiği açıklanmasına rağmen, çok geçmeden
yeni bir operasyon yapma ihtiyacı niçin duyulsun. Söz gelimi Kandil in kökünü
kazımaya hava harekâtı yetmiyor da bir kara harekâtına mı ihtiyaç var Eğer
böyle ise buna dost ilan ettiğimiz bazı ülkeler mi engel oluyor Böyle ise
başkanlık sistemine geçildiğinde bu engel nasıl aşılacak. Çünkü başkanlık
sistemi hem terörle mücadelede hem de ülkenin dış borçlardan kurtulması ve
gelişip ileri ülkeler seviyesine çıkmasında tek şart olarak görülüyor, böyle
takdim ediliyor.
Mesela, Suriye de karışıklıklar başladığında izlenmeye
başlanan ve bugün çok yanlış olduğu görülen politika farklı mı olacaktı Farklı
olacaktıysa bunu Parlamenter sistem mi engelledi Yöneticilerin yetki ve var
olan yetkilerinin artırılmasını istemeleri doğaldır. Bunun yanlış bir yanı
yoktur. Ancak, bu isteklerinin sebeplerini topluma izah etmelidirler. Başkanlık
sistemini olmazsa olmaz olarak takdim edenler meseleyi getirip sadece ülkeyi
daha kolay yönetmeye bağlarlar, olayın bir dış ayağı olduğunu, hatta bunun bir
takım dayatmalara kadar vardığını topluma izah etmezlerse bu yetki artırımı
kişisel bir talep olmaktan öte gitmez.