Terörün kökü kazınacak söylencesi

Abone Ol

Çağdaş ve modern dünyanın felsefesinin bir yönü terördür.

Belki de en önemlisi. Terörsüz yaşanmayan ve onsuz yapılamayan bir hayat

ilkesi. Çünkü emperyalizm ve Haçlı ruhu bununla çok yönlü kazanım içinde.

Bu hayat doyumsuz ve acımasız. Bu hayata kansız ve

silâhsız tutunamaz. Ölümler onun haz alanı. Yani onunla mutlu, onunla keyifli.

Müslüman dünya artık bu oyunun sadece bir oyuncağı,

piyonu veya kullanılanı. Hümanist batı için insan değerlidir, ancak bu, kendi

insanı olursa. İnsanlık ölmüş, aileler dağılmış, insan psikolojisi bozulmuş

umurunda değil. Bu anlamda umursuzluk da onların bir üslubu. Müslüman dünyası

zor günler geçiriyor. Karabasan altında bunalımdalar. Çıkış yolu bulamıyorlar.

Sarmalandıkları bu dünyada kendi mantıkları, ilkeleri ve üslupları ile

yaşamıyorlar. Başka bir hayat anlayışı ve üslubu onları karmaşaya itiyor.

Müslümanlar çıkış yolu bulamayışlarının en önemli sorunlarından biri

entelektüelsiz kalması. Düşünenlerinin azalması. Müslümanların sorunu

kendileri. Kendilerinden sadır olamayan bir körelmişlik. İçinden çıkılamayan

kör bir kuyu ve döngü.

Terörün kökü kazınacak artık yalama bir kavram.

Coğrafyamızı sarmalayan ve üzerine abanan bu karabasan her geçen gün giderek

ağırlaşıyor ve altından çıkılamıyor. Azalacak ve kökü kazınacak derken giderek

artıyor. Belli yerlerle sınırlı iken hemen bütün coğrafyayı içine alacak gibi

genişliyor.

Müslümanların hayat anlayışlarının devreden çıkmasıyla

asıl sorun kangrene dönüyor. İnsan değeri ve anlamı, Allah ın bir lütfu ilkesi

göz ardı oluyor. Bir insanın ölümünün bütün insanlığa dönük olduğu temel

düşünüşünden uzaklaşılıyor. Asıl sorun burada. İnsanlığı kurtarma erdemi göz

ardı oluyor. İnsanlığın kurtarılması ilkesi ve ahlâk sorunu.

Modern ve çağdaş Batı nın en önemli sektörlerinden biri

silâhtır. Silâh ve ona dayalı yan kollar, uzantıları. Haçlı emperyalizmi bir

yandan da Müslümanları birbiriyle uğraştırıyor, vurduruyor. Bunu bir karabasan

dönüştürüyor. Korku, dehşet ve yılmışlık, yenilmişlik. Korku vehmi insanlığı

etkisi altında almış. Sokağa çıkma korkusu, ölüm korkusu bir bakış.

Zorun zoru bir

dönem

Müslümanların en önemli sorunlarından biri ahlâk. Ahlâka

dayalı bir bakış. Bu manevî oluş başka kurgular üzerine olunca zaten karmaşa

başlıyor. Belki de sorunun temelinde bu var. Manevi bir hayat anlayış ve

yaşayış üslubu. Söylencelere ve nutuklara ait bir bakış çözüm üretici değil

sadece geçicilik ve yatıştırıcılık üzerinedir.

Ölümler ölümleri çağırıyor. Biri yenisini getiriyor.

Modern ve bütüncül bir kan davasına dönüşüyor. İnsanları öldürerek yok edileceği, terörün azalacağı vehmediliyor.

Oysaki artıyor. Teröristler öldürülerek azalacağına artıyor. Ölenlerin

kardeşleri, babaları, yeğenleri, akrabaları, ideolojik ortakları artıyor.

Gidenlerin yerine kat kat fazlası geliyor. Zaten onları besleyen arka güçler

var.

Irkçı, Amerikancı ve Haçlı emperyalizmi ortam sağlıyor,

tetikçilerini besliyor ve kolluyor. Hem para kazanıyor, hem onları öldürterek

azaltıyor ve yıldırıyor. Bunanla kölelerini kendisine daha bağımlı hâle

getiriyor. Bağırarak, öfkelenerek olmuyor. Yeni bir bakışla manevi bağ

sağlanmalı. Onların da gönlü alınmalı. İslâm ruhundaki kardeşlik yeniden

oluşturulmalı. Sevgi ile olan bakış, düşünüş ve anlayış bütün zorlukları aşar.

İnsanın insan olduğu düşüncesi öncelenerek. Kan bağı değil ruh bağı ile bu

başlangıç sağlanabilir.