Terörün kodlarını kırabilmek

Abone Ol

Eminiz ki, Ankara’da meydana gelen katliam niteliğindeki terör olaylarının kodlarını çözmek için ince ince hesaplar yapılmıştır. Bakmayın siz, medyaya yansıyan, “IŞİD’i işaret ediyor, fünyesi şu renk, muhtemelen şu örgüt” gibi bilgilere. Bu işin içindeki uzmanlar, patlayıcının çeşidinden bile örgütlerin kimliğini kesine yakın tahmin edebiliyorlar. Terörle mücadelede asıl olan, örgüt eylem yaptıktan sonra değil, yapmadan önce gerçekleştirilen önleyici tedbirlerdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde bu katliamın yapılmış olması, “Ortadoğu cehenneminde güvenli limanız” söylemlerinin ne kadar boş olduğunu ortaya koyan kapkara bir mesajdır. Zaten terörün amacı, bu mesajı vermek, küresel düzlemde kanlı ittifak yaptıkları ülkelerin taşeronluğuna, maşalığına ve ülkemiz üzerindeki kirli ve hain planlarına hizmet etmektir. Bize yansımayan bir sürü önleyici tedbir gerçekleşmiş… Tutuklamalar olmuşmuş… İyi de, seçimler öncesinde her türlü istihbarat akarken, Ankara’nın göbeğinde bu olayın vuku bulmasının sorumluluğunu kime yükleyeceğiz   Türkiye’nin Ortadoğu’daki siyasi duruşunu belirleyen hükümet iradesi, şimdiye kadar Amerika’nın suflesinden başka içeriden yükselen, doğru ve hakkaniyetli diğer muhalefetin sesine kulak verdi mi Gerek Irak, gerekse Suriye ile ilgili ürettiğimiz politikalarda İslam birliğini ve dirliğini esas alan bir politika ekseninde bir yaklaşım sergilememiz gerekmiyor muydu PKK belasını bizim üstümüze, IŞİD belasını ise tüm Mezopotamya coğrafyasına salan, Siyonizm’in Arz-ı Mev’ud hesaplarını arkalayan politikalarıyla İsrail’e güvenlik şemsiyesi oluşturan Amerika başta olmak üzere Ortadoğu’nun kan gölü olması için ellerini ovuşturan ülkelerin hizaya getirilmesi için ne yapıldı Kardeşi kardeşe kırdıran, silah tüccarlarının en verimli pazarı haline dönüştürülen Ortadoğu’da, bizler mültecilere kucak açarken, Avrupa’nın coplarla, dikenli tellerle bu masumları sınırlarından kovmaya kalkışmasındaki ikiyüzlülüğü doğru dürüst anlatabildiniz mi

Bağırarak, çağırarak, izole ederek dış politika kurgulanmaz. Ona küstüm, bunun masasından kalktım diyerek ilişki kurulmaz. Dış politika dediğiniz şey, bir satranç tahtası üzerinde Kasparov’un yapabileceğinden daha çok hamleyi bir arada düşünebilecek zekâyı gerektiren kabiliyetteki insanları o makama getirmekle oluşturulabilir.

Yanı başımızda bir iç savaş sürüyor… IŞİD adıyla üretilen bir terör örgütü, hem Irak’ta, hem Suriye’de kendi devletini kuracak bir şiddet sarmalıyla bir virüs gibi her yere saldırıyor. PKK terörü, Güneydoğu bölgemizde yüreklerimize hançer sokuyor, ciğerlerimizi yakıyor. Terör örgütleri, sıkıntılı bölgelerimizde güçlerini test ediyor, antrenman sahası gibi her yeri kullanıyor. Terör belasının büyükşehirlerimizde can yakmaması noktasında hükümet denilen aygıtın, tüm imkânlarını seferber etmesi, tüm önlemlerini alması, tüm tedbirleri hayata geçirmesi şarttı. Nitekim bu noktada daha önce de “terörün büyükşehirlere inmesi” çok büyük faturayı ödememize yol açar nitelikli defalarca uyarı yaptık. Terörün kodlarını çözecek, şifreleri bozacak ve daha harekete geçmeden elini-belini kıracak bir iradeyi istiyoruz. Ankara’nın göbeğinde 97 kişi ölüyor… Hükümet bizden “tevekkül” etmemizi bekliyor. Birlik, dirlik, bütünlük çağrıları yapıyor… Birlik, dirlik çağrılarına eyvallah, ama siz “Önce tedbir, sonra tevekkül” Peygamberi düsturunun nesini doğru dürüst yaptınız Allah aşkına!

Bu katliamın siyasi sorumlusu olmayacak mı

Başkentinde canlı bombalar cirit atan bir ülkenin siyasi istikrarına, ekonomisine kim güvenir