Kültür-Sanat

Terörün hedeflerindekiler

Terörün hedeflerindekiler

Abone Ol

DTP‘nin kapatılması kararıyla farklı bir aşamaya tırmanma ihtimali bulunan son dönem terör eylemlerinin birkaç karar alıcıyı aynı anda hedeflediği anlaşılıyor.

Birinci hedefin, Kürt siyaseti ile şiddet arasındaki bağın koparılamaması üzerinden siyaset yapan karar alıcılar olduğu söylenebilir. Terörün, "Kürt açılımı"na karşılık vermeme halinin bir başka siyaset biçimi olacağını sanmanın, şu sıralar Türkiye‘de karşılığının olmadığını fark edemeyen karar alıcılara yönelik bir mesajı olduğu düşünülebilir. Diğer bir hedef ise, yüksek yargı olabilir. Eldeki darbe anayasası ile alınacak kararların siyasal sonuçları arasına her zaman sıkışmak zorunda kalan bir yargının, bizzat kendini "yeni" koşullara uyarlama ihtiyacını hissetmesi sağlanmış olabilir. Dolayısıyla terör, bir yandan Anayasa Mahkemesi üzerinde "kapatma" baskısı yaparken öte yandan kapatılırsa olabilecek olayların yükünü hatırlatarak "kapatmama" baskısı yapmıştır. Her iki yönde de baskı oluşturabilen eylemler, aslında kurumsal bir değişim baskısını ima ediyor gibidir.

Terörün bir diğer hedefinin ise, hükümet olduğuna kuşku yok. "Kürt açılımı"nda daha da ısrarlı olmak ile artması muhtemel sokak eylemleri karşısında sert önlemler almak arasında bir tercihe itilmiş durumda ki, bu aynı zamanda kendi kapatma davası için de keskin bir kılıç niteliğinde. Sertlik politikasını seçmesi halinde, bunun iç politikada belki, biraz, kısmen, karşılığı olabilir, ancak dış politikadaki açılımları fevkalade baltalar. Irak ile ilişkiler gerilebilir, bu durumda devreye ABD girer; ABD devrede fazla olunca Suriye açılımı dondurulmak zorunda kalabilir. Suriye açılımının donması ise, İsrail etrafındaki sorunlarda yol alınamaması anlamına gelir. Bu İsrail‘in istediği bir durum mudur bilinmez, ama Türkiye‘nin istemeyeceği bir durum olacağı açık. Kendi terörizmiyle uğraşan Türkiye‘nin Afganistan‘a bile faydası olmaz, dolayısıyla Türkiye‘nin Ortadoğu politikasından geri adım atması gerekebilir. Herhalde terör örgütünün Lübnan‘daki büyükelçiliği hedef alması boşuna değil, anlamayanlara Tokat-Ortadoğu bağını hatırlatmak için daha ne yapılabilirdi ki?

Yedi askeri katledenler, tüm bunları hesaplamışlar mıdır bilinmez. Eğer hesapladılarsa, küçük bir birimi aşan "profesyonellik" söz konusu ve ucu Ortadoğu‘ya uzanıyor demektir. Bu durumda hedeftekilerin de profesyonel davranmaları ve her durumda üstlerine alacakları risklerden, en uzun vadeli olanı seçmeleri beklenir.