Terörle mücadelede uyum!..

Abone Ol

Terör zirvesinin ardından yapılan açıklamada terörle mücadelede hükumet, TSK ve güvenlik kuruluşları arasında çalışmaların uyumlu bir şekilde yürütüldüğüne vurgu yapıldı. Elbette böyle olması gerekir ve böyle olması da milleti sevindirir. Ancak, yapılan açıklamanın milletin yüreğini serinletebilmesi için bazı çelişkilerin topluma yansımaması gerekir.. Devlette çok başlılık olduğu intibaını uyandıran bir görüntü sergilenmemesi gerekir. Bu bakımdan TSK ile Hükumetin terörle mücadele konusundaki birbiri ile farklılık arzeden açıklamaları sık sık medyaya yansırken yapılan açıklamaya güvenmek ve bu açıklamanın yürekleri serinletmesi ne kadar mümkün olabilir

Hemen belirteyim ki terörle mücadele konusunda kurumlar arasında uyum olduğu yönündeki açıklamayı yalanlamak için birşeyler söylüyor değilim.. Devletin zirvesinden böyle bir açıklama yapılmışsa elbette doğrudur. Benim demek istediğim uyumun topluma da yansıtılması gerekir ki; insanımız bir daha rahat nefes alsın.. Halbuki açıklamada belirtilen husus günlük hayatımıza tam olarak yansımıyor. Bu da kitleleri tedirgin ediyor.

***

Toplumu tedirgin eden başka hususlarda var elbette.. Bunların başında fısıltı gazetesinde kulaktan kulağa yayılan birtakım iddialar ve bu iddiaların ilgili kurumlar tarafından net bir şekilde yalanlanmıyor olması geliyor... Söz gelimi geçtiğimiz aylarda ASELSANda görevli 3 mühendis öldü.. Bunların intihar ettikleri ileri sürüldü.. Ama internet ortamında dolaşan mesajlarda bu mühendislerin intihar etmediği, ülkemiz açısından çok önemli projelerin geliştirilmesinde çalışan bu insanların bazı yabancı istihbarat örgütleri tarafından öldürüldüğü ileri sürülüyor. Hatta, sohbetlerde geliştirilen radar sistemlerinden, şimdiye kadar dost kuvvet olarak algılanan ABD uçaklarının artık düşman olarak algılandığından bunun içinde yine bazı istihbarat örgütlerinin Türkiyeyi güç duruma düşürmek, kendi kendisi ile uğraşmaya zorlamak için her türlü tezgahı sergiledikleri ileri sürülüyor.

***

Trabzondan kalktıktan sonra düşen uçak ile ilgili ciddi iddialar kulaktan kulağa dolaşıyor.. Söz gelimi Türkiye ile Pakistan arasında nükleer enerji konusunda bir anlaşma yapıldığı uçağın bu anlaşma ile bağlantılı olarak yine yabancı istihbarat örgütleri tarafından düşürüldüğü ileri sürülüyor.

Ulusta patlayan bombanın taşeron kullanılarak, dış istihbarat örgütleri tarafından kullanılan taşeronun da kullanıldığının farkına varmadan canlı bomba haline getirildiği ileri sürülüyor.. Hatta deniyor ki, bombayı belirlenen bir yere koymakla görevlendirilen kişinin ilgili yere vardığında üzerindeki bombanın uzaktan kumanda ile patlatıldığı, hem taşıcıyıcıyı ortadan kaldırdıkları hem de ülkemizi tehdit ettileri iddiaları ortada dolaşıp duruyor.. Ve yine Ulusta patlatılan bombanın bir tek patlamadan ibaret olmadığı, Pakistanlı general ile ilgili olduğu da bu iddialar arasında.

***

Havaya uçurulan tren konusunda da benzer iddialar var. Trene bombayı koyanlar PKKlı olsa bile işin arkasında yabancı istihbarat örgütlerinin bulunduğu ısrarla söyleniyor..

Kısacası böyle pek çok iddia ortalıkta dolaşıp dururken insanımızın yapılan açıklamalara bakarak rahat nefes alması mümkün olabilir mi Özellikle de ülkemizdeki terör olaylarının hemen hemen tümünün arkasında dost ve müttefik(!) ilan edilen ülkeler ve istihbarat örgütlerinin olduğunu milletimiz bile bile nasıl rahat bir nefes alacak ve terörle mücadele konusunda devlet kurumları arasında uyumun olduğuna inanacak