Teröre karşı ortak hareket

Abone Ol

HER gün gelen saldırı ve şehit haberleri bırakın gençleri orta yaşını geçmiş hatta benim gibi yaşı iyice ilerlemişlerde bile öfke ve tepkiye sebep oluyor. Görünen o ki, bu saldırılar biraz daha devam ederse toplumda bir takım kıpırdanmaların ortaya çıkma ihtimali var. Çünkü hiç ummadığım insanların bile sergilediği öfke ve tepki insanı düşündürüyor. İnsanlar artık bu işin bir son bulmasını istiyor. Askere gitmek için yapılan müracaatlar bu tepkinin sadece bir bölümünü gösteriyor. Buz dağının görünmeyen kısmı ise suyun altında. Böyle bir noktada siyasilerin parti çıkarlarını ön plana çıkarmamaları, karmaşadan yararlanmak anlamına gelebilecek davranışları bir kenara bırakmaları, teröre karşı ortak bir cephe oluşturmaları gerekiyor. Millet buna hazırdır. Bu yapılmadığı takdirde yaşanan acılardan paylarına bir şeyler düşer.

Hemen belirteyim ki, terörle mücadelede esas görev iktidara düşer. Çünkü ülkeyi yönetme durumunda olan iktidardır. Böyledir diye diğer siyasi kadroların olayları izlemeyi tercih etmeleri de düşünülemez. Bu birlik sağlanır, devletin tüm organları bir bütün olarak üzerlerine düşeni yaptıklarında sanmıyorum mücadelede sonuç alınabilir. Özellikle terör örgütüne içte ve dışta ilk karşılık verilmeyle başlandığında genellikle geçen çatışmasız dönemde istihbarat örgütlerinin gerekli bilgileri topladığı, ona göre teröristlere yönelik müdahalenin başlatıldığı düşüncesi yaygınlık kazanmıştı. Ancak, zaman ilerledikçe ülkenin genişçe bir bölümünde teröristlerin yol kesmesi, araçları ateşe vermesi, özellikle polis ve jandarma karakollarına saldırmaları bir istihbarat zaafı olduğu görüntüsü vermeye başladı. Şimdi ister istemez zihinlerde, bir istihbarat zaafı mı var sorusunu oluşturuyor. İlk anda insanlar halkın içinden bir takım kimselerin terör olaylarını gerçekleştirdiğini, terörle mücadelede terörist ile halkın ayrılmasının kolay olmadığını fazlaca düşünemiyor. Özellikle giderek ateş düşen yüreklerin artması biran evvel terörün sona erdirilmesi düşüncesinin yaygınlık kazanmasına sebep oluyor.

Şu günlerde insanlar geçim sıkıntısını bir kenara bırakmış, üniversitelere kayıtların başlamış olması sınavları kazanmış öğrencilerin aileleri bile bunun heyecanını yeterince yaşayamıyor. Dershanelerle ilgili son durumda insanları fazlaca ilgilendirmez oldu. Çünkü insanlar için en önemli husus can güvenliğidir. Can güvenliğinin olmadığı yerde başka şeylerin fazla bir önemi kalmıyor.

Bu noktada koalisyon görüşmeleri, hükumetin kurulup kurulamayacağı, erken seçimin gündeme gelip gelmeyeceği de önemini yitiriyor. Aslında bu ortamda ülkenin acil olarak bir hükumetin kurulmasına ihtiyacı var. Çatışmalar sürürken bazı partilerin hesaplarını erken seçim üzerine yapmaları üzüntü vericidir. Bu arada bir kenara çekilerek CHP ve AK Parti arasındaki görüşmeleri seyretmeyi tercih etmek, boylarının ölçüsünü, alsınlar ondan sonra bize gelsinler tavrı ile hareket edilmesi de sanıyorum doğru bir yaklaşım değildir. Eğer sıkıntılı günlerde siyasiler ellerini taşın altına koymayacaklarsa ne zaman koyacaklar

Şu günlerde üzerinde durulması eleştirilmesi ya da desteklenmesi gereken pek çok konu varken tüm dikkatlerin teröre yoğunlaşması sebebiyle ister istemez bizlerde bu konuya odaklanıyoruz. Odaklanıyoruz ama elimizden birlik beraberlik çağrısından öte bir şey gelmiyor. Gönül insanımızın yüreğini yakan terör olaylarının biran evvel son bulamasını, bunun içinde tüm siyasilerin birlikte hareket edebilmesini istiyor. Bu yapılamadığı takdirde toplum nazarında halkın iradesi ve demokrasi gibi kavramlar yara alacaktır.