Teröre gerçekçi çözüm

Abone Ol

Terör belası, çeyrek asırdır Türkiye yi tehdit eder durumda. Türkiye aydını da, terörün sona erdirilmesi konusunda çözümler üretmeye devam ediyor. Çok kere, ayağı yere basmayan, günübirlik veya uçuk çözümler bunlar. Terörün şiddetini artırdığı ve emperyalist güçlerin Türkiye yi bölme plânlarına hız verdiği bir zamanda, Saadet Partisi, teröre köklü çözüm konusunda ciddi bir çalışma başlattı.

Saadet Partisi, ilk defa, terör olayları başlamadan önce bölgede yaşananları incelemeye aldı ve şu sonuçlara ulaştı: "ABD, 1962-1972 yıllarında "barış gönüllüsü" adını verdiği 585 kişiye Güneydoğu Anadolu da araştırma ve inceleme yaptırdı. Her biri Tarihçi, Antropolog ve Dilbilimcilerden oluşan bu kişiler, 27 ay süren yorucu bir çalışma yaptı. Bölgeyi sosyal, ekonomik ve siyasi her yönden inceledi. Adeta, tam anlamıyla bölgenin fotoğrafını çektiler. Bütün bu bilgiler ışığında "Güneydoğu Anadolu Raporu" hazırladılar. ABD, daha sonra, bölgede yaptığı bütün çalışmaları bu raporlar ışığında gerçekleştirdi."

Bu gelişmeleri en iyi takip edenlerden biri de Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan idi. Çünkü, bu olayların yaşandığı sıralarda, sayın Kutan Diyarbakır da DSİ Bölge Müdürü olarak görev yapıyordu. Bu bilgileri defalarca yetkililer ve kamuoyu ile paylaştı.

Saadet Partisi, son olarak Güneydoğu yu Kalkındırma ve Güçlendirme Projesi hazırlamak üzere bir komisyon oluşturdu.Bu komisyonun başına da Diyarbakır eski Milletvekili Ömer Vehbi Hatiboğlu getirildi. Saadet Partisi, bu işin beyin işi olduğunu kavrayan ilk parti oldu. Çünkü, sinsi plânı, ancak karşı planla bozmak mümkündü.

Güneydoğu ve terör problemini çözmek için oluşturulan komisyonun ilk toplantısına Genel BaşkanRecai Kutan da katılmıştı. Sayın Kutan burada yaptığı konuşmada "İnşaatta yalnız kum, çakıl ve suyun yeterli olmadığını, bunlara çimento da eklenerek binanın sağlamlaştırıldığını" belirterek "Güneydoğu da değişik etnik yapıda insanlar yaşıyor. Bunların çimentosu İslâm kardeşliğidir. Bunu tesis etmeliyiz" dedi ve olayı tarihi perspektiften ele alıp, bu çerçevede çözüme kavuşturmak gerektiğini şu sözleriyle dile getirdi: "Osmanlı ve Selçuklu döneminde, Ortadoğu ve Afrika da insanlar, huzur, barış ve kardeşlik içinde yaşamıştır. Niye İnançlarından, kültürlerinden, tarihlerinden dolayı. Biz o anlayışa Millî Görüş diyoruz. Bu, hakkı üstün tutan, temeli şefkat olan bir zihniyettir."

Komisyon başkanı Ömer Vehbi Hatiboğlu da, Güneydoğu ve terör konusunda uzun ve yorucu bir çalışma yaptı. Bu çalışmasını ESAM da bir ilim heyeti huzurunda sundu. ESAM, bu araştırmayı "Kürt Sorununda Ezber Bozmak" adı ile kitaplaştırdı.

Bu kitapta yazarın konuya vukufiyeti dikkatlerden kaçmıyor. Güneydoğu ve Kürtler konusu, tarihî derinliği içinde ele alınıyor. Terörün uluslararası bağlantıları ve bölge halkı üzerinde oynanan oyunlar belgelerle izah ediliyor. Terör örgütü PKK nın ABD tarafından kurulduğu, Çekiç Güç ün bölgeye ABD tarafından yerleştirilerek teröre güç ve destek verildiğine vurgu yapılıyor.

Bu kitabın, sahasında çok önemli bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Bu kitaptan Türkiye aydınının öğreneceği çok şey var. Ama, asıl icraatın başında bulunan Hükümet in "başucu kitabı" olarak elinden düşürmemesi gerektiği açık.

Bu kitaptan öğreniyoruz ki, terörü destekleyenlerin yanında yer alarak, teröre çözüm getirmek mümkün değildir.

AB ye girme uğruna millî çıkarlarımızdan vazgeçerek terörü önlemek mümkün değildir.

PKK, ABD nin taşeronu bir törer örgütüdür. Sözde stratejik müttefiklerimizin (!) kucağında büyümüştür. Bunu  fark edip, stratejik müttefik olarak tanımlanan ülkelerin durumunu yeniden gözden geçirmeden terörü sona erdirmek mümkün değildir.