Teori ayrı, pratik ayrı

Abone Ol

Bakmayın siz, Ertuğrul Özkök ün Altın Kelebek ödül töreninde, "Benim oyum dağdaki çobanın oyuyla eşit olmamalı" şeklinde zırvalayan Aysun Kayacı ya gönderme yaparak, "Burada herkesin oyu eşit. Herkes aynı kategoride" mealinde değerlendirme yapmasına. Onlar işlerine geldiğinde böyle, işlerine gelmediğinde farklı konuşurlar. Yanar dönerdirler, rüzgar gülü gibidirler.

Onların medya zihniyeti, insanları bilgilendiren, doğruya, güzele, ahlaka yönelten unsurlarla bezeli değildir. Onların medya anlayışı, insanların zihinlerini dönüştürerek, kendilerine göre bir menfaat çarkı oluşturmaktır. Algıları kendilerinin yaydığı bir anlayışa ayarlı, frekansları bu dünyanın oluşturduğu bir imparatorluk zeminine yönelmiş, farkılılıklara tahammülsüz bir güruh oluşturmaktır. Onların istediği demokrasi, kendilerince törpülenmiş, şekillenmiş bir demokrasidir. Onlar, sahte bir dünyanın demokratlarıdır. Onlar, yeri geldiğinde darbelere alkış tutan, yeri geldiğinde 28 Şubat sürecine alttan alta destek veren, garnizon demokratlarıdır. Türkiye yi kendilerinin tapulu malı gibi görüp, iktidar erkinin sadece kendilerine hizmet eden bir mekanizma olmasını talep ederler. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi cüzzamlı olarak lanse edebilecek kadar gözleri dönmüştür. Ayarları yoktur Saygıları yoktur Tahammülleri yoktur.

Siz, sandığa gider oy atarsınız Ama, onlar sizden farklı olarak, sandıktan çıkan iradeyi kendi menfaat dünyalarına uygun şekilde biçimlemek üzere var güçleriyle çalışırlar. Menfaatleri söz konusu olduğunda, ortalığı velveleye verirler. Siz, onlarla eşit olduğunuzu zannedersiniz. Ama, maalesef pratikte durum böyle değildir. "Dağdaki çobanla benim oyum eşit olmamalı" diye zırvalayan Aysun Kayacı, aslında Türkiye nin güdük, savruk demokrasisindeki hazin bir gerçeğe işaret etmiştir. Çünkü, onların ellerindeki medya gücü, sadece attıkları oyların dışında, toplumun her kesimini etkileyen bir biçimleme aygıtı olarak görev yapar. Onlar, sizden fersah fersah ötede, fildişi kulelerinde iş bitirirler.

Onlar, farklıdırlar Herkes, demokrasi önünde, hukuk önünde eşittir, ama, iş bir başka raddeye geldiğinde, onlar daha da eşittirler.

Çünkü, hakim paradigma, onların menfaat dünyasını tahkim edecek bir sistem ve zemin ile kurgulanmıştır. Onlar, bu halkın tercihlerine göre değil, kendi taleplerine göre hareket ederler. Onlar, asparagas habercilik liginde dünya şampiyonluğuna oynayacak işlere imza atarlar. Sadece kendi arzuladıkları bir dünya inşası ve algıyı oluşturmak için, "Konya da tesettür faciası" diye haber yaparlar. Sonra da kalkarlar, objektiflikten, tarafsız habercilikten, halka yakın olmaktan, doğruluktan, dürüstlükten bahsederler. Onlar, Türkiye yi "Biz ne dersek o olur" zihniyetiyle parsellemişlerdir. Toplumun gri tonlarına tahammülleri yoktur. Onlar için siyah ve beyaz dışında renk yoktur. Toplumu da bu renklere göre ayırırlar, düşünmeyen, konuşmayan, üretmeyen, sorgulamayan bir insan prototipi oluşturmak yönünde bir yayıncılık çizgisini önümüze dayarlar.