Tenkit değil teklif

Abone Ol

Çocukluğumuzda babamızın dizinde iken öğrenmiştik,

“Allah vardır. Birdir. Eşi ve benzeri yoktur. Her yerde hazır ve nazırdır”

Bu iman üzerine günler, aylar, seneler geçti.

Biz bu iman ile birlikte çocukken çok tatlı hayaller kurduk.

“Her nerede olursak Allah bizi görüyor ve koruyor” dedik ve güven içinde yaşadık.

Karanlık gecede kara taşın üzerinde kara karıncanın hareketini gördüğüne, gönüllerimizden geçeni bildiğine inandığımız için hareketlerimiz ve düşüncelerimizi pislikten arındırmaya çalıştık.

Allah’ın ipi olan Kur’an’a sarılan ecdadımızın sarılmaları oranında yükseldiklerini öğrendikçe onlarla iftihar ettik.

O ipten koptukça düşüşlerinin altında ezildiğimizi gördük ve bütün suçu üzerine atacak birer hainler ithal ettik.

Biz, cehaletin karanlık vadisinde ilmin ve imanın aydınlıklar ülkesine geçebilmek için yine Allah’ın ipi Kur’an’a sarılalım diye evlerde, okullarda, camilerde, basın-yayın organlarında, üniversitelerde, uluslararası konferanslarda ve kuruluşlarda, politika sahnesinde gayret gösterirken, Yakup peygamberin oğullarının Mısır’a girişi gibi şehrin on kapısından girmeye çalışırken, imanın, medeniyetin ilmin Hak ve halk sevgisinin kapısında zebaniler gibi dikilen küfür önderleri, insanların o ilmin ve imanın yeşerttiği medeniyet ülkesine girmeyi engellemeye çalışmaktalar.

Ayeti kerimede de bildirdiği gibi “Onlara yeryüzünde bozgunculuk yapmayın denildiğinde, biz ancak ıslah edicileriz derler.” (Bakara süresi ayet 11)

Küflenen, paslanan, işe yaramaz hale gelen silahlarını kaldırarak ıslahçı rolünü üstlenirken, yıldız savaşlarının propagandasını yaparak yüreklere korku salmaktalar.

Korku salarak sömürmek daha ucuza mal oluyor.

Bugüne kadar incik boncuk vererek, geri kalmış ülkelerin liderlerine madalyalar takarak sömürüsünü devam ettiriyordu.

Baş eğmeyenlerin başını tankla, topla, tüfekle eğdirmeye çalışıyordu.

Topun namlusundan cenneti gören ve topun tüfeğin üzerine bağrını açarak yürüyen,

“Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz.

Bu yol ki Hak yoludur. Dönme bilmeyiz yürürüz” diyen bir nesil geldi.

Afrika çöllerinde, Afgan dağlarında, Paris, Londra, New York üniversitelerinde yanık insanların yüreğinden fışkıran berrak sesleri, taş yüreklerde yankı vermeye başladı.

İslam âlemini sömürmek için giden papazlar ve komutanlar Müslüman olarak dönüp gelmeye başladı.

Silahlar pahalıya mal oluyor. Sömürmek için gönderdiği ülkelerden elde edilenler, atılacak silahın masrafını karşılamaz oldu.

İşte bu anda geri kalmış ve gelişmekte olan ülke insanlarından elde edebildiği enteller aracılığı ile küfür, kendisinin ilahlığını öne sürmeye başladı ve onun entel kulları, her gün basın yayının köşe başlarında, putlarına iman tazelemek üzere kalemleri secdeye kapandı.

Eskiden “Ben Paris’te” iken diye başlarlardı yazılarına.

Şimdi ise Anadolu bozkırlarından giden milyonlarca insanımız, entellerimizin şaşkın şaşkın baktığı Notre Dame kilisesinin karşısına cami açtı.

Enkellerimize düşen görev; Ateistlik, Homoseksüellik, Biseksüellik, Trans seksüellik, füzeler, yıldız savaşları hakkında yazı yazarak vakit geçirmek olacaktır.

Bütün bu pislikleri üreten ilahlarının gücünü lehte ve aleyhte olarak gündemde tutmak olacaktır bütün görevleri.

O küfür putu, uyduları aracılığıyla her yerde hazır ve nazırdır. Lut gölündekini de, Sultanahmet meydanındakini de görmektedir. Güdümlü füzeleriyle istediği noktayı vurabilir diyerek, ilahlarının gücünü büyütmekte ve Rabbi için söyleyemediği “O her şeye gücü yetendir.” Sözünü küfür putu için söylemektedir.

Çocukluğumuzda öğrendiğimiz “O her yerde hazır ve nazırdır o her şeye gücü yetendir.” Allah inancı yerine bir başka putlar konulmaya çalışılmıştır.

Kendi sosyologlarının geçmiş insanlardan bahsederken “Ateşten, yıldırımdan, depremlerden korkmuşlar ve önderlerinin öncülüğünde kendilerine manevi sığınak aramışlar ve aya, güneşe, ateşe tapınma başlamış” derler.

Biz zamanlar topa tüfeğe boyun eğenler bugün daha gelişmiş silah, para, makam ve şöhrete boyun eğerek bizlere “Vallahi yapacak bir şeyiniz yok. Dolara karşı iman, atoma karşı Kur’andan başka elinde bir şeyin yok. Teslim ol ve öl” deniliyor.

Peki ama ya elinde atom bombası, cebinde dolarlar olan ne düşünüyor acaba!

O senin gibi zır cahil değil ki, onun tarih danışmanları var. Dünyanın en güçlü Romalı askerlerini Müslüman yapan Hz. İsa’nın havarilerinden üç yiğit olduğunu o bilir.

Dünyanın en sapa yerinde Mekke’de dünyaya gelen bir yetimin kırk yaşında peygamberlik verilince kendisine iman eden hanımı Hz. Hatice’nin elinden tutarak dünyadan fitnenin (küfrün) zulmün kaldırılması için yürüdüğünü, siyasi, ekonomik ve askeri yönden güçlü olan Mekke devletinin kısa zamanda İslam’la şereflendiğini, binlerce senedir ateşi sönmeyen İran İmparatorluğu’nun sona erdiğini, Doğu Roma imparatorlu’ğunun halkının İslam’a girdiğini Amerika ve Rusya bilir.

Güçlü ordularıyla İslam aleminde taşş üstünda taş bırakmayan Cengiz’in ordularından Müslüman olmayan insan kalmadığını da bilir.

Güneş batmayan imparatorluğa sahip İngiltere İmparatorluğu’nun küçülüp küçülüp güneş doğmayan bir adacığa sıkıştığını da bilir.

Gün, bu gündür deyip her günün hakkını verelim ve tenkitlerle, sızlanmalarla vakti kurşunlamadan görevlerimizi yapalım.