Tenkit değil teklif

Abone Ol

Kötülükleri tenkit veya alaya almakla sonuca varılamayacağını Kur an-ı Kerim den öğreniyoruz.

Kötülüğün tenkidi aynı zamanda o kötülüğün teşhiri demektir. Pisliğin yayılmasına yardım etmektir.

O kötülüğü yapanlar o işten memnunlar ki yapıyorlar. Biz, o işi yaptıklarından dolayı tenkit ederek onu yıpratacağımızı zan ediyoruz.

Ebu Gureyb hapishanesinde Amerikalı subayların yaptığı bize göre kötü. Adamların ve bütün batının kanunlarında o yapılması istenen kötülük kanuni ve de çok medeni bir şey.

İngiliz Başbakanı için aşağılayıcı kelime bulmak için lügata bakmanıza gerek yok, kendi vatandaşı olan bir müzisyen, tasması Bush un elinde olan ve onun yanında giden bir hayvana benzetmiş ve İngiltere de ve dünyada kaseti çok satmıştı.

Bush için, yalancı, sahtekar gibi sözlere gerek yok. Adam kendisi çıkıyor ve "Ben yalan söyledim" diyor.

"Siz 25 milyon Kızılderili yi öldürdünüz" demenize gerek yok. Adamlar bu öldürme olayından iki binin üzerinde belgesel mahiyette film yaptılar ve Kızılderililerin ölüsünden bile para kazanırken dünya sinemaseverleri soydular.

Mekke şehir devletinin yöneticilerinin ve halkın önünde eğildikleri Lat, Menat ve Uzza nın isimleri Kur an-ı Kerim de Necm suresinin 19 uncu ayetinde bir defa geçer.

Mekke devletini yöneten zalimlerden yalnız bir tanesinin künyesi Kur an-ı Kerim de Mesed suresinde bir defa Ebu Lehep diye geçer.

Onların kötülüklerini yaymak yerine, çıkardıkları pisliği etrafa sıçratmak yerine, pislik yapmalarını engellemek daha kestirme yoldur.

Eski deniz hırsızlarının "Korsan" kelimesinden hoşlandığı gibi zenginlerimizin bir kısmı "Hortumcu" kelimesinden hoşlanır oldu.

Gazeteciler için "Yönetimin hizmetçileri" Yağdanlıklar, Tetikçiler, Toplum sübapı, çiğ gazeteci, sapkın gazeteciler, medya maymunları, tuzu kuru horultucular, av hayvanı, piyasa gazetecisi,  düzenin dalkavukları, Ortodoks medya, meşrulaştırma uzmanları" gibi kelimelerle tenkit etmek onları bu işten vazgeçirmeye yetmiyor.

Le Monde Diplomatique nin yayın kurulu üyesi, Fransız gazeteci, Amerika Kaliforniya Berkeley Üniversitesi nde Doçent olan Serge Halimi isimli bir gazetecinin yazdığı ve 1997 de yayınladığı "Les Nouveaux Chiens de Gadre" isimli eseri "Düzenin Yeni Bekçileri" adı altında Türkçeye terceme edilmiş.

Bu eserde, Le Point, L Express, Nouvel Observateur, Le Figaro, Le Monde ve bazı televizyon ve radyolardan örnekler vererek yukarıdaki tanımlamaları kullanıyor.

Kullanıyor da ne oluyor, bütün bu tanımlamalara sahip olan Fransız basın yayın elemanları aynı görevleri yapmaya devam ediyorlar.

Yapılan yanlışları alay, espri, hiciv, muziplik, şaka, taşlama, tehzil, takılma, şaklabanlık, komiklik yoluyla tenkide de yönelmeyelim.

Aziz Nesin in alaya aldığı yöneticiler, kendini alaya alan film veya tiyatroyu ağızlarını sonuna kadar açarak coşkuyla izlediler, kitapları da yine aynı şekilde okudular.

Levent Kırca nın sistemi, bakanları ve bürokrasiyi dile getiren güldürülerine en fazla eleştirilenler gülmekte ve gülen yüzleri yüzsüzleşmekte.

Onun içindir ki Beni İsrail, Musa Aleyhisselâma : "Sen bizi alaya mı alıyorsun / bizimle dalga mı geçiyorsun " dediklerinde Musa Aleyhisselâm: "Cahillerden olmaktan Allah a sığınırım" diye cevap verir. (Bak: Bakara suresi ayet 67) Demek ki insanların canıyla, diniyle, malıyla, namusuyla oyun oynayanlara şaklabanlık yaparak yol gösteremezsiniz.

Düğün evinde, ölü evinde, nişan merasiminde, gül bayramında, harp meydanında, duruma göre konuşmasını bilen, yapılması gerekeni zamanında yapan, İslami gayreti, dini hassasiyeti yerinde müdahaleci nesil yetiştirmek için kurs açmaya, burs vermeye, yurt yapmaya, okul açmaya devam edelim.