TENEZZÜLÜMÜN UTANCI!

Abone Ol

Bu yazının Salih Tuna, Meryem Gayberi, Turgay Güler,  Asabi Adam, Polyanna ve saz arkadaşlarıyla alakası yoktur!

Önce bir tespit…”DİN ABAKÜS DEĞİLDİR” ve yanlışın en vahimi doğruya en yakın olanıdır. Anlaştık mı Anlaştıysak yazının gerisini okumanıza lüzum yok. Konu kapanmıştır. Ama yok. Siz inatçısınızdır. Sadece buraya kadar okuduğunuz kısımdan bile reddiye yazmaya başlarsınız siz. Güçlü olan haklı olacak diye bir kaide yok. Sesi yüksek çıkanın haklı olduğu da bir gerçek değil. Çoğunluk psikozunun içinde erimeye karar kıldıysanız, ömrünüz en öndekinin uçurumdan atlamasına kadardır.

Kavramlara takıntılısınız malum. Siz yorulmayın. Girişi ben yapayım yine. Ben ne her suçu attığınız gruptanım, ne de muhafazakarım. Elhamdülillah Müslüman’ım. Küresel anlamda verdiğim değerler savaşının içinde inandığı değerleri nefesinden kıymetli görmeye çalışan sıradan biriyim. Konjonktüre göre şekil alabilmem içinse bukelamun olmam gerekir. Eşref olmayı tercih ettiğimdendir belki…bukelamun olamam. Bir anlığına masaya bırakın şimdi kimliklerinizi, maaşlarınızı, statünüzü, sizi alkışlayanları, kitaplarınızı alanları, televizyonda sizi ağzı açık izleyenleri, sırtınızı sıvazlayanları…Tüm bunların sebebine gelelim. Tenezzülümün utancına yani. Konuya bak. Sürüngen…!

Ortada iş var zannedersiniz. Saçma sapan bir işi, ifsad dizisini savunmak için ve kendini haklı çıkarmak için girdikleri mücadeleye bakınca dünyayı kurtarıyorlar sanırsınız. Sonradan görmenin özentisi mi dersiniz ne dersiniz bilmem. Önce şunu ifade etmekte fayda var. Din bellidir. Yaptığınız işi dine uydurmaya çalışmayacaksınız. Siz ona uyacaksınız! Bu konuda anlaştığımızı varsayıyorum. Gelelim mantığınızı ipoteklediğiniz noktalara.

Özgün bir hikaye bulmaktan yoksun halinizden utanmıyorsunuz bu belli. İran sineması diye öve öve bitiremediğiniz kadrajdan çaldığınız, İran’daki molla rejimini eleştiren hikayenin bizim genlerimizle uyuşabileceğini nereden çıkarıyorsunuz En nihayetinde aşk hikayesine bağlayacağınız kurguda “değer” sayılan objelerimizi kullanmak nedendir Fikir sizin mi yoksa Kalem mi oynatıyorsunuz senaryo da Kaşeniz mi var Başörtüsü savaşını böyle kaybetmedik mi biz Adı türban olunca şekilden şekile girmedi mi Huzur Sokağı ve Diğer Yarım gibi iki iğrenç işle dün  kapı önünde ağlayan kızların bugün  gönyesini bozmadınız mı Sesiniz çıktı mı o zaman da bu kadar Eşcinsellere bu kadar özgürlük verilirken, düğünler yapılırken ne ile meşguldünüz 1 Mart tezkeresi geçmemesine rağmen 2 milyon kardeş kanı elimize bulaştığında neredeydiniz Aynı tezgah yine oynanırken, tezkere sürecinde bu kadar aksiyonel de göremedik sizi. Avrupa’nın değerlerini değerlerimiz kabul etmeye başladığımızdan beri bir satır yazınızı ve tepkinizi okumadık. Haçlı zihniyetiyle kurulmuş koalisyanlora dahil olduğumuzda da sesiniz bu kadar çıkmadı. Hayırdır Bir bakın geriye. Biz kuru kuruya laf cambazlığı mı yapmışız yoksa “Hak her zaman tektir” düsturuna göre mi hareket etmişiz.

Bütün günahlarınıza bir isim takmışsınız. Vay sen misin bana laf eden. O zaman sen kesin şusun busun. Yok böyle bir dünya. Kendinize gelmek zorundasınız. Beceriksizliğinizi ve fikri sabitliğinizi kendi oluşturduğunuz düşmanları suçlayarak, inançlı insanları, hassasiyetlerine sahip çıkmaya çalışan insanları geri zekalı yerine koyarak ahkam kesmek acizlikten başka bir şey değildir. Reytingleri mi savunuyorsunuz yoksa O zaman Kanuni ile dalga geçilen işi de savunursunuz siz. Ensest ilişkilerin meşrulaştığı dizide çok izleniyordu. Onun da arkasındasınız o zaman. Gecelik ahlaksız teklif de masumdu sizin fikrinize göre. “Bu kadar sinek yanılıyor olamaz” demiş biri. Sonunu söyletmeyin bana. Çoğunluk ne zamandan beri kriteriniz oldu. Siz değil miydiniz düne kadar “Bedir” örnekleri veren. Tek başıma da kalsam Hakk’ı söylerim. Diğer milyonların aksini söylemesi birşeyi değiştirmez.

Star gazetesinde köşe karalayan Asabi bir adam daha vahim bir noktaya değinmiş. Sanırım yazarken vicdanı ve inancını çekmeceye bırakıp aklını yemiş. Neymiş efendim bu roldeki papazlara vatikan ve Hristiyanlar ses çıkarmıyormuş. Yani Benim için ölçü mü bu söylediğin (Bu arada vatikan Dan Brown’ın uyarlanan filmlerini yasaklamıştır. Ayrıca Stigmata isimli bir filmi de aforoz etmiştir)

Kandırmayın kendinizi. Bir Müslüman olarak Allah için 2 dakika tefekkür edin. Burada bana değil, azıcık cesaretiniz varsa kendinize kızın. Çok geç olmadan aslınıza dönün. Hatadan dönmek nimet, hatalı olduğunu farketmek erdemdir. Belki düşünürsünüz…ya da şöyle demeliyim;

“Ey iman edenler! İman edin!…”

KALBİNİZİN SAHİBİNE EMANET OLUN!