Tencere yuvarlandı, kapağını buldu

Abone Ol

EN son AKP rozeti takan Numan Kurtulmuşun siyasi serüveni halkın gözleri önünde cereyan ediyor. Biri, evrensel doğruları seslendiren Saadet Partisi olmak üzere, iki ayrı partide genel başkanlık yapmış bir kişinin, kısa siyasi hayatında üç parti değiştirmesinin izahı o kadar zor ki... Siyasi tarihimizde, daldan dala atlayıp menfaati gereği farklı partilere koşan milletvekilleri de gördük, ama şimdi karşımızda genel başkanlık yapmış bir örnek var. Doğrusu olayı, kendinden emin olamamak, fikri oturmamışlık, yola çıktığı arkadaşlarına karşı vefasızlık, dava ahlakının gelişmemişliği gibi düşüncelerden hangisi ile izah edeceğimiz konusunda zorlanıyoruz.

Sayın Kurtulmuş, Saadet Partisine genel başkan seçildikten kısa bir süre sonra, hemen yeni bir kongre sürecinin startını verdi. Olağanüstü il kongreleri yapmaya başladı. Milli Görüş ve liderine sadık kadroları tırpanlama yoluna gitti. Sanki, Milli Görüş hareketi kendisiyle birlikte başlamış gibi bir görüntü verdi. Bütün dünyanın yakından tanıdığı Milli Görüş Lideri muhterem Erbakan Hoca ile ilgili bir vesayet tartışması başlattı. Bunu çıktığı TV programlarında sık sık seslendirdi. Tabii olmayan uygulamalar partide ciddi sıkıntılar oluşturdu. Milli Görüş tarihinde görülmeyen olaylı kongreler sürecine girildi. 40ın üzerinde il kongresini tamamladıktan sonra, -yeterli sayıya ulaştığını görmüş olmalı ki- yaz ortasında alelacele olağanüstü genel kongreye gitti.

Olağanüstü genel kongrede yaşananları hepiniz biliyorsunuz! Sayın Kurtulmuş, olaylı geçen kongrede ancak delegelerin dörtte birinin oyunu alabildi. Kongreye tek adayla gidildiği için "çeyrek genel başkan" ünvanını aldı. Sıkıntılar devam etti. Bu kadar az destekle genel başkanlığı sürdürmesi mümkün değildi. Saadet Partisinden istifa etmek zorunda kaldı.

Halbuki, Saadet Partisi Genel Başkanlığına ne büyük iddialarla başlamıştı: "Siyaseti yakın hedefler uğruna değil, yüksek idealler uğruna yapmaya söz veriyorum. Sizleri hiç bir şart altında yalan söyleyip kandırmayacağıma namusum, inancım üzerine söz veriyorum." (15. 11. 2008, Bursa Konuşması)

HAS PARTİ SERÜVENİ

Kurtulmuş, Saadet Partisinden ayrıldıktan sonra, yine büyük iddialarla HAS Partiyi kurdu. Bazı Milli Görüşçüler ile gazete yazarlarını yanına çekmeyi başardı. Yeni Söz adıyla bir gazete çıkarttı. Büyük basın desteğine rağmen, 2012de yapılan genel seçimlerde bir varlık gösteremedi. Yeni Söz gazetesi de 70. sayıda yayınını durdurdu. Gelişen olaylar karşısında HAS Partiden ayrılan bir yazar şöyle diyordu: "Ben, Milli Görüşü ihya edeceğiz dedikleri için HAS Partiye gitmiştim. Gördüm ki, bu parti Milli Görüşü imha hareketi imiş."

Kurtulmuşun istifasından sonra yapılan Saadet Partisi Genel Kongresinde, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Genel Başkan seçilmişti. Muhterem Erbakanın teşekkür için geldiği kürsüdeki ilk sözü şu olmuştu: "Elhamdülillah, partimize yeniden kavuştuk."

Genel seçimlerin hemen arkasından HAS Partinin kapanacağı söylentileri kamuoyuna yansıdı. 2012 Temmuzu başında, Recep Tayyip Erdoğan, sayın Kurtulmuşu Başbakanlıkta kabul ederek AKPye davet etti. Kurtulmuş da bu davete balıklama atladı.

Bütün bu gelişmeler, birilerinin Saadet Partisini yeni bir çizgiye çekmek istediğini ortaya çıkarıyordu. Çünkü, Erdoğan-Kurtulmuş görüşmesi bir anda oluşmuş değildi. Erdoğan ve Kurtulmuş da, açık veya gizli daha önce de görüştüklerini söylemekten çekinmiyorlardı. Başbakanlıktaki görüşme ise, olayı kamuoyuna duyurmaktan ibaretti.

Baştan beri, Kurtulmuşun en büyük destekçisi ve HAS Parti kurucularından olan Mehmet Bekaroğlu, Erdoğan-Kurtulmuş görüşmesi ve Kurtulmuşun hemen AKPye geçmeyi kabul etmesini şöyle değerlendiriyordu: "2010dan sonra ne değişti de AKPye geçiyor. Bu olayı teşkilatlardan gizledi. Ben de basından öğrendim. Şimdi görüyoruz ki, bitirilmiş işlerin formaliteleri icra ediliyor. Kurtulmuşun AKPye katılma gerekçesi inandırıcı değildir." (13. 7. 2012)

HAS Parti Akhisar Kurucu Üyesi Önder Kenez, söz konusu görüşmeden sonra istifa ederek gerekçesini şöyle açıkladı: "Partimizin 3 ilkesi vardı: Firavunlaşmayacağız, Karunlaşmayacağız, Belamlaşmayacağız. Partimiz, iktidarın Füze Kalkanı, Suriye olayları gibi pek çok konudaki icraatlarını eleştirmişti. Demekki, kısa sürede çok şey değişmiş. Birleşme haberleri çok önce başlamıştı, sorduğumuzda siz işinize bakın, bunlar asılsız diyorlardı."

ŞİMDİ DE AKPLİ KURTULMUŞ

Başbakan Erdoğan, 22. 9. 2012 günü sayın Numan Kurtulmuşa "yuvana hoş geldin" diyerek AKP rozeti taktı. "Kurtulmuşun yuvasının AKP olduğu" ifadesi dikkatlerden kaçmadı. Kurtulmuşun da Erdoğanla dost olduklarını, sık sık görüş alış verişinde bulunduklarını anlatması, "Bunlar zaten aynı görüştelermiş" kanaatini uyandırdı. Herkes, Kurtulmuşun Başbakan ve AKP için söylediği keskin eleştirilerinin gerekçesini anlamaya çalışıyordu.

Bütün bu gelişmeler beni, Erdoğan ve Kurtulmuşun Başbakanlıktaki görüşmesi sonrası basına yansıyan DSP Genel Başkanı Masum Türkerin şu sözlerini hatırlattı: "AKP-HSP birleşmesi bizim için şaşırtıcı olmadı. Numan Beyin eğilimini, düşüncelerini baştan beri biliyoruz. O, Milli Görüşü alıp götürerek AK Partiye yama yapmak istiyordu, ama Allah buna fırsat vermedi." (20.7.2012)

HAS Parti, 19. 9.2012 günü kendini feshedip AKPye katılmak için genel kongre yaptı. Kurtulmuş, 55 dakika konuştuğu kongrede şöyle diyordu: "Siz beni bırakmadıkça, ben de sizi bırakmayacağım." Fakat, konuşmasını bitirdikten sonra salonu terk ediyor, "bırakmayacağım" dediği arkadaşlarını kongre sonuna kadar dinlemeye tahammül edemiyordu. Sonra konuşanlar, Kurtulmuşu "kendilerini dinlememekle" suçladılar.

Mehmet Bekaroğlu kongrede, AKP ve oraya giden arkadaşlarını şöyle eleştirdi: "AKPliler makamları, statüleri, imkanları, ihaleleri paylaştılar; zengin oldular, mal-mülk edindiler. Bu onları şımarttı, kibirlendirdi, kimseyi dinlemez oldular, öncekiler gibi hesap sorulamaz hale geldiler. AKP budur. Taahhütlerini iptal eden arkadaşlar böyle bir AKPye gidiyorlar. Arkadaşların AKPye gidişleri konusunda ikna olmadım."

Milli Görüş hareketi, siyasi tarihimizde tam bir turnusol kağıdı oldu. Kimin renginin ne olduğunu ortaya çıkardı. Nice, "bitti" dendiği zamanlarda Allah Milli Görüş erlerini acıdı, bayrağın yere düşmesine fırsat vermedi. Nice planları alt üst etti, nice oyunları sahiplerinin başına geçirdi.

İmamı Rabbani Hazretleri "En büyük keramet istikamettir" demiş ya! İstikametimizin hep Kabe tarafı olması ne büyük şeref!